DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 10°C
Yağışlı

Ruhun Gözlerini Hep Açık Tutun

29.07.2016
891
A+
A-

 

İnsanlar vardır..    Gelip geçerler hayatlardan..

Kimi iz bırakır,kimi hatırlanmaz bile..

Ben,iz bırakanlardan yanayım..

Yaptıkları ile iyi anılan,isimleri saygı ile yaşatılanlardan..

 

Sanatçılar…

Onlar güzeli ve doğruyu yakalamış ve dünyaya da göstermiş insanlar.

Ellerinin değdiği ,yüreklerinin dokunduğu her şeyi özel ve unutulmaz kılar onlar..

Ve asla unutulmazlar..

12.Temmuz’da Değirmendere ‘de başlamış olan muhteşem bir Uluslararası Ahşap Heykel Sempozyumu var.

Uluslararası Zühtü Müridoğlu Ahşap ve Heykel Sempozyumu.

Her Temmuz ayında ismini sıkça duyduğumuz ,adını sempozyuma vermiş Zühtü Müridoğlu kimdir..

Cumhuriyet döneminin ilk heykeltıraşlarından.1906 da İstanbul’da doğdu.1924 de Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi’nin resim bölümüne girdi.Daha sonra heykel bölümüne geçti.1928 de Fransa’ya gitti.1928-1932 Colarrossi Akademisi’nde Marcel Gimond’un öğrencisi oldu.1932’de yurda döndükten sonra Gülhane’deki Alay Köşkü’nde ilk heykel sergisini açtı.Ankara Gazi

Enstitüsü ve Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretmenlik yaptı. Taş, ahşap,bakır,demir ve alçı dahil olmak üzere birçok malzemeden yararlanarak soyut ve figüratif heykel ve heykelciklerinin

Yanı sıra, Anıtkabir’deki bazı kabartmaları ve Beşiktaş Barbaros Anıtı önemli eserleri arasındadır. Sanatçı 1922 yılında vefat etmiş. İsmini yaşatacak bunca eseri bırakmak ve saygıyla anılmak..İşte bir sanatçı için ölümsüzlük..

Değirmendere, çoğu insanın fındığı ile aklına gelen şirin bir sahil beldesi. Geçmişi Roma ve Bizans ‘a uzanan çok eski bir yerleşim yeri. Daha sonraları da Kanuni Sultan Süleyman döneminde Rumelihası muhafızlarına tımar olarak verilen bir yer oldu. Buralarda arpa,yulaf,üzüm,ceviz,kızılcık,armut ve kiraz yetiştirilirdi.    Yaklaşık 150 yıl kadar önce de Değirmendere Fındığı ile adını duyurmuştu..

Değirmendere Belediyesi 1944 yıllarında kurulmuş.1989-2004 yılları arasında görev yapmış olan Başkan Ertuğrul Akalın  ve Mimar Sinan Üniversitesi işbirliği ile başlatılmış Uluslararası Ahşap ve Heykel Sempozyumu…Yıl 1993 başlangıç olarak.. Yurtiçi ve yurtdışından birçok sanatçı katılmış.İsmini tüm dünyaya duyuran ve güzelliklere ev sahipliği yapan küçük ve sıcak sahil beldesi olmuş böylelikle sevgili güzel yerler..   Dünyanın ilk açık hava müzesine sahip Değirmendere..Yaşlı çınar ağaçları ile sıcacık bir parkı var mesela…Çocukların her zaman neşe ile koşturduğu ve sevinç çığlıkları ile hayat bulan bir park..Mutlaka eline bir paket yem almış,kuşları besleyen insanlar burada oturup uzun süre soluklanır.Sanki bir masal şehrinde yer almışçasına neye baksanız konuşur sanki sizinle..

Ağaçları ev edinmiş yüzlerce kuş,sanki parkın büyülü atmosferinde figüranlık yapar..

Yaşlı ayaklar yorulunca hemen bir bank bulunur,ulu çınar ağaçları gölgesinde soluklanılır işte.. Orada bulunan tüm ahşap heykeller de size yarenlik eder..

12.Temmuz da bu parkın içinde ahşap tozları uçuşmaya başladı yine..Herkes merak

içinde yeni gelecek eserleri takip ediyordu. Ne zaman geçsem, heyecanla sanatçıları izleyen, sorular soran bir sürü insan vardı. Çocuklar şanlıydı,bir açık hava atölyesinde çalışan bir heykel sanatçısını izleyebilme imkanı yaratmışlardı..Belki de yıllar sonra yapmak isteyecekleri bir mesleği önceden izleyebiliyorlardı.Onlara imrenerek bakmak ve gelecekleri için hayal kurmak iyi

geliyordu belki de..

Sanatçıları dinlenme anında yakalayınca, sohbet edip,tanışmak  istedim ben de.

Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi Sayın Zekeriya Erdinç hocamın nazik kahve daveti ile sempozyum sanatçıları ile sohbet ettik. Bana sunulan mis gibi kahveyi yudumlarken,bir yandan da sanatçıları tanımaya çalışıyordum..Sanatın o dinginleştiren,heyecanlandıran ve şifa dağıtan mucize elleri karşımdaydı işte..

 

..Muhteşem eserleri ortaya çıkaran Çağdaş Erçelik,Songül Girgin,Hüseyin Ceylan,Ukrayna’dan Mihael Lechenco,Çin’den Xiao Jucheng,Güney Kore’den Sang-Heon Lee ile tanışmak ,sanatın o dayanılmaz kokusu içinde olmak az bir zaman içinde olsa bana çok iyi geldi..  Bu değerli sanatçılar hakkında birazcık bilginiz olsun istiyorum..

 

HÜSEYİN CEYLAN

1987 Kırıkkale doğumlu.2014 yılında Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel bölümünden mezun olmuş.2010 yılında Türkiye-Japonya Kültürel etkileşim Programına, Kocaeli de” Sözün Tükendiği Yer ” ve Dokuz Eylül Üniversitesi isli Pişirme Etkinliği ne katılmıştır.

 

ÇAĞDAŞ ERÇELİK

İzmirli sanatçı. 1983  doğumlu. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Heykel bölümü mezunu.2005 yılında Yüksek Lisans yapmış. 2003-2011 yıllarında birçok karma sergiye ve sempozyuma katılmış.2007 Kemal Türkler Anıt Heykel yarışmasında başarı ödülü, 2007 HSBC Bankası Heykel Yarışması başarı ödülü başta olmak üzere birçok ödüle layık görülmüş

 

SONGÜL GİRGİN

1984 İzmir doğumlu sanatçı.2014 yılında Kocaeli Üniversitesi Güzel sanatlar Fakültesi Heykel bölümünden mezun oldu. Halen Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Heykel Anasanat Dalı’nda Yüksek Lisans eğitimini tamamlıyor.

 

SANG-HEON LEE

Güney Kore’li sanatçı.Gokyungpook Üniversitesi’nden mezun oldu.Birçok karma ve kişisel sergiye katıldı.Finlandiya,Fransa,Almanya, Güney Kore,Rusya heykel sempozyumlarına katıldı.

Sohbet edebildiğim sanatçıların bir kısmının kısa öyküsü böyle.Sempozyuma destek veren Kocaeli Üniversitesi ‘nden üç asistan ve ikinci sınıf öğrencileri de burada yer alıyorlar..

Bu sakin ve sessiz beldeye sanat kokusunu yayan bu değerli insanlar çok özeldi.Sıcacık sohbetleri,hayata bakış açıları,yapmak istedikleri hepsi çok önemliydi..Sanatçılar hep hayatın içinde olmalıydılar…Çünkü onlar büyük mutlulukları yakalayıp,bizlere de yaşatan insanlardı..

Çoğu insanın bu parka geldiğinde hissettiği işte bu..Saatlerce çalışıp,ortaya bir sürü güzellik çıkaran insanları seyretmek..Onlarla bir şeyler paylaşmak,çalışırken fotoğraflarını çekebilmek.Havada uçuşan ahşap tozlarının dansı bile iyi geliyor sanki  insana.   Değirmendere’ye yolunuz düşer de bu güzellikleri görmek isterseniz,mutlaka bu açık hava müzesinden başlayın gezmeye..Parkın içindeki

onlarca figüratif ve soyut heykel mutlaka size de birer öykü bulur anlatacak..Sessizliğe kulak verir,dinlerseniz..  Deniz kenarında hüzünle bekleşen kızlar heykelleri,denizin içinde size el sallayan bir tel heykel,tüm yollar boyunca mutlaka karşınıza çıkacak birçok heykel size  ne kadar olağanüstü bir mekanda olduğunuzu  hatırlatacaktır…Denizin eşsiz güzelliği ve ulu çınar ağaçları içinde sanata açık bir mekanda ev sahipliği yapmış özel bir sahil beldesinde hayatı doya doya yaşamak herkese iyi gelecektir..    Gölcük Belediyesi ve Kocaeli Üniversitesi ‘ne teşekkür ediyoruz bu arada..Böyle sanat kokan bir beldeye destek oldukları ve sanatı yaşattıkları için.. Bir de böyle değerli sanatçıların buralarda sanatlarını icra etmelerine imkan vermeleri,tabi ki kucak açmaları çok güzel benim için..

Sanat, hayatı anlamlı kılar.

Siz de her zaman sanatla kalın diyorum..

Banu Devrim  banu_ devrim@hotmail com

 

 

 

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
15 Mayıs 2016
23 Mart 2020
26 Mart 2017
13 Aralık 2018
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.