DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Kuvvetli Sağanak

ŞİMDİ İTİDAL ZAMANI

18.07.2016
788
A+
A-

Sokaklar son günlerde demokrasiye sahip çıkma adına dolu. Sokaklar hepimizin, milletin. Meydanlar milletin sesinin yükseldiği yerlerdir. Çok kötü günlerden geçiyoruz, bir darbe girişimi önlendi. Ülkenin kaosa sürüklenmesi öncelikle Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar sayesinde oldu. Başına silah dayanan Akar, önüne konan bildiriyi imzalasaydı, bugün çok kötü olaylar yaşıyor olabilirdik. Öncelikle Akar Paşaya hep birlikte helal olsun diyelim. Sonra halk meydanlara koştu. Bu harekette güzel. Ülkeye sahip çıkıldı. Bu çok güzel. Ancak, maksadını aşan hareketler birliğimizi bozar. Herkes ağzından çıkacak olan sözlere dikkat etmeli. Askere karşı darbeci gözüyle bakıp, sapla samanı birbirine karıştırmak isteyen cahiller milletin arasından mutlaka arındırılmalı. Hepimiz biliyoruz ki bu darbe girişimi TSK emir ve komuta zincirinde olan bir başkaldırı değildir. Bir hain grup söz konusudur. Dolayısıyla sokaktaki askere yan gözle bakmak, askere satış yapmayalım gibi mantık dışı anlayışları yaşatmak Türkiye’ye çok büyük zararlar verir. Büyük bir millete sahibiz. Türk milletinin vakurluğu ve alicenaplığı çerçevesinde hareket etmek zorundayız. Görüldüğü gibi hala başkaldırı çabaları devam ediyor. Bütün bu girişimlerin yine millet ve devlet tarafından bertaraf edileceğine inanıyorum. Biz aklı selim olmalıyız. Sapla samanı birbirine karıştırmadan, yolumuza devam etmeliyiz ki, ülkemiz huzur bulsun. Sokaklarda korna çalmak, marşlar söylemek, btünn bunlar belki bir heyecan duygusu içerisinde izah edilebilir, ancak unutmayalım ki bu ülkede onlarca insan şehit oldu. Hassasiyetimizi milletimize yakışır bir şekilde sürdürmekte fayda var.

 

GECE OKUNAN SALA

Gölcüklü olarak gece yarısı sala okunmasına alışık olmadığımız için doğal olarak tedirgin oluyoruz. Acaba yine ne oldu karamsarlığı ve şaşkınlığı içerisinde insanlar birbirlerini arıyorlar. Önceki gece yine sala okundu. Bende tedirgin oluyorum, hayrola yine ne oldu dedim. Sonra neyin olup bittiğini anlamak için Gölcük Müftüsü Mehmet yazıcıyı aradım. Talimatın diyanet işleri başkanlığından yani, Ankara’dan geldiğini söyledi. Tehlikenin henüz geçmemesi nedeniyle vatandaşları uyanık olması adına bu salalar ülke genelinde veriliyormuş. Yine okunan sala sonrası olaylar sırasında hayatını kaybeden şehitlerimize de rahmet dilendi. Henüz tehlikenin geçmediği dün Ankara Adliyesinde çıkan ve anında bastırılan olaylarla da kendini gösterdi. Tabi ki bütün bunlar milletin sağduyusuyla bertaraf edilecek. Türkiye hepimizin. Bu ülkede barış ve kardeşlik duyguları içerisinde yaşayacağımız günler mutlaka gelecek hepimizin dileği olayların son bulması ve geceleri bizleri tedirgin eden salaların nihayetlenmesidir.

 

BALYOZ VE KUMPAS MADURLARI

İşte her zaman söyleriz her şey aslına rücu eder diye. Bir zamanlar Türk Ordusunun kahraman askerleri darbeci yaftasıyla hapse atılmış, Silivri’de yargılanmıştı. O gün o kahraman askerlere darbeci diyenlerin kendilerinin ne olduğu 15 Temmuzda ortaya çıktı. Aslında o hareket Türk Silahlı Kuvvetlerini itibarsızlaştırmak için yapılmıştı. Hepimizin yakından tanıdığı komutanlar haksız yere hapislerde yatarken bizler Sessiz Çığlık Eylemleriyle meydanlardaydık. Sonunda gerçek ortaya çıktı. Devletin en yetkili organları milli orduya kumpas kurulduğunu açıkladılar. Aslında kumpas millete kurulmuştu. Herkes biliyordu ki Türk Ordusu bu büyük milletin gözbebeğidir. Bugün de öyledir. Yarında öyle olacaktır. Peki o günlerde görevden alınan askerler yerli yerinde olsaydı bütün bunlar yaşanır mıydı? Tabi ki yaşanmazdı. O kahramanlar her zaman olduğu gibi dik duruşlarıyla millete kumpas kurmak isteyenlere fırsat vermezdi. O acı günlerde Ali Tatar intihar etti. Murat Özgener beyin kanaması sonucu cezaevinde hayatını kaybetti. Aziz Çakmak kansere yakalanarak aramızdan uçup gitti. İşte bütün bunlar hepimize ders olmalı. Atilla Kezek Donanma Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevlerinde önü açık olmasına rağmen arkadaşlarının uğradığı haksızlığa isyan ederek, Koramiralken istifa etti. O acı günleri yaşayan bir insan olarak bugün artık, ah keşkelerin hiç bir şeye fayda vermediğini de görüyoruz. Yazık onlarca insana ailelerine çok yazık. Bugün dilek ve temennimiz odur ki, Türkiye artık tek vücut ve tek yürek olsun. Bizim bizden başka dostumuz olmadığına göre milletimize yakışır bir şekilde el ele kol kola olalım ki yarının aydınlık günlerine hep birlikte yürüyelim.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.