DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 11°C
Parçalı Bulutlu

SİYASET NASIL GÜÇLENİR?

14.07.2016
863
A+
A-

SİYASET NASIL GÜÇLENİR?

Siyasetin en büyük güç odağı muhalefettir. İktidar muhalefetin kılıcını hissettiği süre, diken üstünde oturur dolayısıyla ülkede siyaset dengeli bir şekilde yapılır. AK Parti’nin 14 yıllık iktidarında ben iktidara alternatif olurum güveni veren hiç bir lider ve siyasi parti olmadı. Sanki kırk pınar yağlı güreşlerindeki başpehlivan belli de bunlar baş altı orta altı kategorilerde güreşmek için sahne aldılar. Eğer bir ülkede iktidar %49.5 gibi çok önemli bir yüzde oranını yakalayıp mecliste güven oyu sorunu olmayan bir büyük güç haline geliyorsa muhalefet partileri İngiliz James Cameron gibi yapmalı. Bak, adam ne yaptı? Halkın Avrupa birliğinde kalalım mı, çıkalım mı referandumunda kalalımdan yana tavır aldı. Halk böyle yaptı. O da demokrasinin gereği olarak hadi bana eyvallah dedi ve gitti. Eğer bizde bir muhalefet partisi %48 oy oranı yakalasa iktidar %52 ile iş başında olsa hiç bir muhalefet lideri hadi bana eyvallah demez. İşte Türkiye’de işler farklı olunca, iktidar da doğal olarak bir rehavet içerisinde oluyor. Çünkü muhalefetin en babasının oy oranının iki kat daha fazlasıyla ipi göğüslemiş durumda. Türkiye’de siyaset bir yerde tıkanıyorsa, bunun en baştaki sorumlusu kendilerini bir türlü yenileyemeyen muhalefet partileridir. Bakın şimdi MHP’de gereksiz bir kavga var. Bir yanda Genel Başkan Devlet Bahçeli ve ekibi, diğer yanda başını Meral Akşener’in çektiği muhalif grup. Baktığınızda milliyetçi ülkücü tabanda coşkulu bir değişim isteğini görüyorsunuz. Ancak Genel Merkez üçüncü parti oy oranı olarak dördüncü partide meclis grubu olarak yerini almasına rağmen haydi tabanın iradesine teslim olalım ve kongre yapalım demiyor. CHP’de ise durum MHP’den farklı değil. Oradaki tek fark, bir kaç genel başkan adayının çıkıp haydi seçim yapalım demiyor olması. Sayın Kılıçdaroğlu da şu düşünceye vasıl olup, CHP benimle iktidar olmuyor, o halde buyurun arkadaşlar genel kurultay yapalım ve tabana bir soralım, partinin başında kimi görmek istiyorsa o başa gelsin. Maalesef Türkiye’de bunlar olmuyor. Siyasi alandaki tıkanıklıklar parti yönetimlerini aşamayınca ortaya kocaman bir kördüğüm çıkıyor. Türkiye böyle olmamalı. Demokratik kurallar, demokrasinin en vazgeçilmez unsuru olan siyasi partilerde işletilmediği sürece ülke rahatlamaz. Şimdi sokağa çıkın, vatandaşlarla konuşun, şu sözleri mutlaka duyacaksınız; “peki kime oy verelim?” bunu şunun için söylüyorlar muhalefet güven vermiyor. Eğer güven vermiş olsa vatandaş tercih ettiği lideri ve siyasi partiyi de söyler. Aslında geçtiğimiz yıl önce 7 Haziran sonra da 1 Kasımda yapılan seçimlerde halk düşündüğünü söyledi. 7 Haziran’da seçmen siyasilere hadi buyurun sen ben kavgasını bırakın o bu şu falan demeyin, ülkeyi birlikte yönetin. Bu başarılamayınca vatandaş madem ki siz ülkeyi birlikte yönetme konusunda iradenizi ortaya koyamadınız, o zaman bizde mevcut iktidarla yolumuza devam edelim. Durum aynen budur. Siyasetin güçlenmesinin yolu, muhalefetin güçlenmesinden geçer.

 

Dua Edersen

Bir gün Kettânî, namaz kılarken bir hırsız gelip, omuzundaki elbisesini aldı ve satmak için pazara götürdü, ama eli derhal kurudu. Ona;

“Senin yapacağın iş, bunu geri verip, sâhibinin duâsını almandır. Senin için duâ ederse, Allahü teâlâ senin elini iyileştirir” dediler.

Bunun üzerine hırsız geri geldiğinde, Kettânî hâlâ namazda idi. Aldığı elbiseyi Kettânî’nin omuzuna koydu ve namazını bitirinceye kadar oradan ayrılmadı. Namazını bitirince ayaklarına kapanarak yalvardı ve hâlini anlattı. O zaman Kettânî;

“Allah’a yemîn ederim ki elbisemin ne götürülmesinden, ne de getirilmesinden haberim var.” dedi ve; “Allah’ım! O, onu götürmüş ve getirmiş, sen de ondan aldığını geri ver.” diye duâ edince, hırsızın eli iyileşti.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.