DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 24°C
Gök Gürültülü

Türk Ressamlar

17.07.2016
2.026
A+
A-

Türk Ressamlar

Türkiye de resim sanatı nasıl başladı..

19.yy.dan günümüze resim sanatı toplumsal şartlar ile büyük bir değişim göstermiştir.

İlk batılılaşma hareketleri askeri alanda gösterilen Osmanlı ‘da resim sanatı asker ressamlar ile başladı.

Halife olan padişah Abdülaziz’in kendi heykelini yaptırması,Abdülmecit’in çok iyi bir ressam olması o zamanki

sanata bakış açısından önemlidir. 19.yy.da yeni açılan askeri okulllar,Galatasaray Lisesi,Darüşşafaka Lisesi gibi

sivil okullardaki resim sanatı etlkieri önemli yer almaktadır.Değerli  hocalardan eğitim alma olanağı bulan

Öğrenciler,ressam olma şansını elde etmişlerdir..İlk ressamlar da asker ressamlar olmuştur.

 

Türk Resim Sanatı,içinde yıllardır çok önemli sanatçıları barındırmıştır.

Eğer siz de resim yapıyorsanız, ya da resimle ilgileniyorsanız mutlaka tanımanız gereken belli başlı Türk ressamlarını

da bilmeniz gerekir.En azından

isimlerini duyduğunuzda,ya da eseri gördüğünüzde hakkında bir fikriniz olur.

 

HOCA ALİ RIZA(1858-1930)

Türk resim sanatında manzara resmi yapan ilk ressam değildir. Ancak saray bahçelerinden çıkıp bir

empresyonist gibi kırlarda ve sahillerde resim yapan ilk Türk ressamdır. Ayrıntılara gösterdiği özen

ve renk bilgisi onun üslubunu farklı kılar. Resimlerinde şiirsel bir üslup vardır. Tüm manzara resimlerinde

maviler ve yeşiller ağırlıktadır. Resimlerinde figürü boyut belirleyici olarak kullanır. Taş baskıyla çoğalttığı

karakalem ile çizilmiş doğa görünümleri içeren desen albümleri hazırlamış ve öğrencilere ders kitabı

niteliğinde sunmuştur. Boğaziçi manzaraları, ahşap evler, kır kahveleri, sokak görünümleri işlediği konular

arasındadır. Hiç Avrupa’ya gitmemiş ve empresyonizmi görmemiş olmasına rağmen batılı bir tarz ile çalışmıştır.

 

ŞEKER AHMET PAŞA.(1841-1907)

Paris’te Louvre Müzesi’ne hayattayken resmi kabul edilen ilk Türk ressamdır. Resimlerinde değişik bir perspektif

anlayışı vardır. Daha çok natürmort resimleri bilinir. Resimlerindeki renk zenginliği, doğadaki gerçekliği verme kaygısı,

onu doğa lirizmi diyebileceğimiz bir üsluba yaklaştırmıştır.

 

OSMAN HAMDİ BEY.(1842-1910)

Hukuk öğrenimi görmesi için 1860’ta Paris’e yollanan Sadrazam İbrahim Ethem Paşa’nın oğludur. Paris Güzel Sanatlar

okuluna devam etmiştir. Boulanger ve Gerome’den eğitim alarak 12 yıl Paris’te kalmıştır. 1869’da resmi görevle Bağdat’a

atanmıştır. 1876’da Meclis-i Mebusan’a seçildi. Eski eserlerin yurtdışına kaçırılmasını önlemeye yönelik ilk kanunu hazırladı.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin kurulmasında önemli görevler üstlendi. 1883’te şimdi Mimar Sinan Güzel Sanatlar olan

Sanayi-i Nefise Mektebi’ni kurdu. Ölünceye kadar buranın müdürlüğünü yaptı. Sanatçı, konularında Türkiye’ye özgü

iç dekorlar kullanır. Oryantalizmi ustalıkla aktarır. En tanınmış eseri Kaplumbağa Terbiyecisi, büyük eleştirilere konu olmuş ve

büyük ses getirmiştir.

 

İBRAHİM ÇALLI(1882-1960)

Denizli’nin Çalı kasabasında doğdu. Ressam Roben Efendi’den resim dersleri alan Çallı, Şeker Ahmet Paşa’nın önerisi

üzerine 1906’da Sanayi-i Nefise Mektebi’ne girdi. Türk resminde İbrahim Çallı ve arkadaşları, “1914 Kuşağı Türk Ressamları”

veya “Çallı Kuşağı” olarak anılırlar. Çallı, resim alanında batılı anlayışa yönelik bir sürece girilmesinde önemli bir güç olmuştur.

İzlenimci anlayış kurallarına sıkı sıkıya uyar. Paletindeki tüm renkleri ustalıkla kullanır.

 

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU  (1911-1973)

Trabzon’da resim öğretmeni Zeki Kocamemi sayesinde resme başladı. 1927’de İstanbul’a gelip Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi.

Ressam,şair,yazar ve dekoratör.Halı,kilim,çini,yazma,minyatür,seramik,hat sanatlarının hepsini yapmıştır.

Anadolu Halk Sanatı’nı fovizm ile birleştirerek kendine özgü bir üslup oluşturdu. Birçok duvar resmi ve mozaik yaptı. Görsel sanatların

farklı dallarında pek çok eser bıraktı. Canlı ve parlak renkleri tercih ederdi.

 

FEYHAMAN DURAN (1886-1970)

Türk resim sanatının önemli portre temsilcilerindendir. İzlenimci bir anlayışla eserlerini yapmıştır. En güzel Atatürk portreleri yapan ressamdır.

 

FİKRET MUALLA (1903-1967)

Kendi hayatı her ne kadar acı, hüzün, hastalık, alkol gibi zorluklarla dolu olsa da bütün eserlerinde yaşama sevinci hakimdir. Desen ve gözlem

ustasıdır. Paris’te, Henry Matisse’in renk kullanımından etkilenmiş, dışavurumcu akımın etkisine girmiştir. Renkli kağıtlar üzerine guaj ile

yaptığı resimler onun imzasıdır. Fovizmin renk anlayışını özgür fırça darbeleriyle birleştirmiştir. Canlı renklerle bunalımlı yaşamını

tuvaline aktarmıştır. Paris”in lokantalarını, cafelerini, sokaklarını, gece hayatını kısacası kendi hayatını işlemiştir.

 

NURİ İYEM (1915-2005)

Güzel, çekingen, melankolik kadın yüzleri onun sembolüdür. İyem, Anadolu kadınına övgü dolu gözlerle bakar. Kendine özgü bir konu olarak

iri gözlü Anadolu kadınını kullanır.

 

NAMIK İSMAİL (1890-1935)

Daha ziyade nü tablolarıyla tanınır. Paris’te Jeulian Akademisin’de okudu. İzlenimci kuşaktandır. Savaş konulu resimler yapmıştır. Nü, manzara,

portre ve natürmort çalışmaları önemlidir.

 

HALE ASAF (1905-1938)

Roma’da teyzesi Mihri Müşfik’ten resim eğitimi aldı. 1920’de Paris’te Namık İsmail’den dersler aldı. Kısacık yaşamında hastalıklarla mücadele etmiş,

bir taraftan da Avrupa- İstanbul arasında mekik dokumuş önemli bir kadın ressamdır. Bilhassa kadın ve çocuk portreleri ile adından söz ettirerek

çağının estetiğini yakalamıştır. Duyarlı bir sanat anlayışı vardır.

 

MİHRİ MÜŞFİK (1886-1954)

İlk Türk kadın ressamdır. İstanbul’da yaşayan İtalyan ressam Fausto Zonaro’dan resim dersleri aldı. Daha sonra Paris ve Roma’ya giderek eğitimine

devam etti. İstanbul’a döndüğünde 1914’te Sanayi-i Nefise’nin kızlar için olan kısmının kurulmasını sağladı. Müdürlüğü sırasında Papa’nın portresini

yaptı.

 

ABİDİN DİNO (1913-1993)

Robert Koleji’nde okurken ayrılarak, akademik eğitim almadan resim öğrendi. Gazete ve dergilere karikatür ve desenler çizdi. Birçok kitaba desen çizmiştir.

En düzgün el ve ayak parmakları çizen iki kişiden biridir. D grubu kurucularındandır.

 

İBRAHİM BALABAN (1921-1958)

Anadolu insanının yaşamından ve halk efsanelerinden yola çıkan eserler üretti. Toplumsal konular işledi.

 

AVNİ ARBAŞ (1919-2003)

Galatasaray Lisesi’nden sonra  1940 da Güzel Sanatlar Akademisi ne girdi.Leopold levy Atölyesine devam etti.20 yıl Paris te yaşadı.Soyuta meyilli olmasına

karşı,figüratif resimler yapmıştır.Desenden ödün vermeden,renge önem vermiştir.

 

SÜLEYMAN SEYYİD (1842-1913)

İlk resim derslerini Maçka Askeri Rüştiyesi’nde aldı.1864 te Paris ‘e  gönderildi.Gustave Boulanger atölyesinde ders aldı.Natürmort ve manzaraları ile

tanınır.Manzara resimlerinde bilhassa  Üsküdar ve çevresini resmetmiştir..

Anlatmakla bitiremeyeceğim birçok ünlü ressam var..

Hepsi  yaşadığı devrin anlayışı ile bilgi ve becerisini harmanlamış,

bizlere kadar etkileri süregelmiştir.

Şimdilik bu kadar anlatabildim,Daha sonraki haftalarda devam etmek dileğiyle,

sanatla kalın,hoşçakalın..

Resssam Banu Devrim.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
17 Eylül 2019
27 Ocak 2019
3 Aralık 2018
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.