DOLAR 7,9099
EURO 9,4376
ALTIN 461,84
BIST 1.331
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Parçalı Bulutlu

BONZAİ DENEN İLLET

23.08.2016
754
A+
A-

BONZAİ DENEN İLLET

Gençlerin uyuşturucu sigara ve içki gibi kötü alışkanlıkların pençesine düşmesi terör kadar önemli bir sorundur. Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençliğin sağlıklı bir şekilde yetiştirmek ve onlara yön vermek bizlerin asli görevidir. Görüyoruz ki, sigara ve alkol kullanımı on beş yaşın altına düşmüş. Aynı şekilde uyuşturucu gibi zehirlerin kullanım yaşı da on beşin altında. Diyeceksiniz ki, bu çocukların nesi var? Sıkıntısı ne? Niçin sonu belli olan ve adına ölüm denen yola gidiyorlar? İşte bir gencimiz daha Bonzai denen illetin kurbanı olarak daha ömrünün baharında aramızdan ayrıldı. Kim bilir Gölcük’te o illeti kullanan ne kadar insan var. Gençlerimiz bir uçurumun eşiğine nasıl ve hangi şartlarda sürükleniyor. Bunları iyi araştırıp, iyi ve gerçekçi çözüm yollarıyla çare bulmalıyız. Uyuşturucu sonunda önce insanın vücudunu sonra da kendini tüketen ölümcül bir illet. Böylesine haberleri yapmak, içimi son derece acıtır. Aslında her ne kadar yapmama taraftarı da olsam, kamuoyunun da bilgilendirilmesi gerekliliğinden dolayı, sayfalarımızda yer veriyoruz. Düşünün ki, o gençlerin hayata merhaba dedikleri o mutlu gündeki anne ve babalarının sevincini. Ne güzel bir çocuk dünyaya getirmişlerdi. Ne kadar da gururluydular. Yuvalarını ne kadar da güzel bir sevinç kaplamıştı. Yıllar birbirini kovaladığında bir bakıyorsun ki gençlerimiz nasıl bir boşluk hissediyorlarsa, uyuşturucu gibi ölümcül illetlerin pençesine düşüyorlar. Belki o kötü yoldan çıkmak, hayata yeniden dönmek ve kurtulmak için çaba sarf ediyorlar. Mutlaka öyledir. Peki onlar bu çabayı sarf ederken, hiç düşündünüz mü bizler ne yapıyoruz? Onlara nasıl destek oluyoruz? Uçurumdan dönmeleri için üzerimize düşen görevlerin hangisini yerine getiriyoruz. Bütün bunları sorgulamamız lazım. Vay efendim, alışmasaymış, kullanmasaymış gibi sorumluluğumuzu üstümüzden atacak cümlelerin hiç kimseye faydası olmaz. Çünkü uyuşturucu denen illet, bir toplumun topyekun mücadele etmesi gereken, bir vatan görevidir. Nasıl ki, askerliği vatan görevi sayarız. O halde o görevi sağlıklı bir şekilde yapacak olan çocuklarımızı da bizler konuyu kendi adımıza hem vatandaşlık hem de vatan görevi olarak idrak etmeliyiz. Belli ki gençlerde korkunç bir boşluk var. Eğer öyle olmasaydı kötü alışkanlıkların çoğalarak devam etmesi, mümkün olmaz, bilakis azalmalar olurdu. Vah vah ah ah demekle, üç beş beylik laflar söyleyip meseleyi başka yerlere havale etmekle gençlerimizi kurtaramayız. Etrafınıza şöyle bir bakın. Neredeyse çocuk diyeceğiniz yaşta ister kız ister erkek olsun, oturmuşlar bir köşede sigara tellendiriyorlar. Bu neyin özentisi ve nasıl bir ruh halidir ki o çocuklar her neyi bulamıyorlarsa, her neyi özlüyorlarsa, kötü alışkanlıkları kendilerine yol arkadaşı yaparak işin içerisinden çıkmaya çalışıyorlar. Gençlerimizi sağlıklı bir şekilde yetiştiremediğimiz onlara üzerimize düşen bu memleket için çok çalışmanız gerekir felsefesini aşılayamadığımız sürece suçumuzun ne kadar büyük olduğunu herkes çok iyi idrak etmeli. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur, atasözünden hareketle yavrularımızın yarın Türkiye’yi yöneteceğinin farkında olmalıyız. Bizlere yaratılmayan ama maalesef bizleri bu günlere getiren farkındalıkları onlara bizzat armağan etmeliyiz. Gençler bizim büyüklerimiz var, onlar bizi her zaman doğru yola sevk ederler. Büyüklerimiz bizlerin yol haritasıdır, diyebilme özelliğine kavuşmalı. Eğer biz bu cesareti göstermezsek, senin çocuğun benim çocuğum ayrımı yaparsak, gençleri tek kutba doğru yöneltmezsek yarın ah vah demeye hakkımız olmayacak. Belki de o hak bize tanınmayacak. Düşmüşüz bir kör dövüşün içerisine, sen ben kavgalarıyla ne yazık ki gençlere örnek olamıyoruz. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz içindir, felsefesini iliklerine işleyemiyoruz. Kendini sahipsiz, hatta başıboş hisseden gençlerin sonunun ne olduğunu işte yaşadığımız acı bir gerçekle bir kez daha öğrendik. O gencecik evladın cenazesinde hoca şu “Sandukada yatan gençten razı mısınız?” dediğinde, cemaat tabi ki “razıyız” diyecek. “Dünya ve ahirete ait hak ve hukukunuzu helal ediyor musunuz?” dediğinde cemaat tabi ki “helal olsun” diyecek. Acaba hiç düşündünüz mü? Hayatının baharında aramızdan ayrılan o genç bizlerden razı mı ve bizlere olan haklarını helal ediyor mu? İşte bütün mesele burada. Ne diyelim o gencecik yavruya Allah’tan rahmet, kederli ailesiyle yakınlarına da sabırlar ve başsağlığı.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
6 Mart 2017
6 Eylül 2016
5 Şubat 2016
29 Temmuz 2018
23 Aralık 2016
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.