DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 10°C
Yağışlı

BÜYÜK FELAKET VE ACILARIMIZ

15.08.2016
747
A+
A-

Aklımızdan hiç geçmeyen, hiç düşünmediğimiz bir yerlerde olunca, “ah vah” dediğimiz, asrın en büyük felaketi hem de merkez üssü Gölcük olmak üzere tam 17 yıl önce meydana geldi. Saatlerin 03:02 olduğu sırada sanki dünya zangır zangır sallanıyordu. Gölcük’te kırk beş yılda yapılan ne varsa kırk beş saniyede ağır bir yara almıştı. Binalar yıkılmış, insanlar enkaz altında kalmış, sonuçta bir kaç saniye içerisinde binlerce Gölcüklü Deprem Şehidi olmuştu. Rahmetli Vecdi Ağabeyim ve Necla Teyzemin yanı sıra dayımın oğlu Cüneyt ve eşi Onur, yine büyük dayının oğlu Aziz Uzuner ve ailesi deprem şehitlerinin yanına adını yazdırmıştı. Binlerce arkadaş, eş dost tanıdık. Bir gün önce merhabalaştığımız, birlikte çay içtiğimiz nice insanlar yoktu artık. Cenazelerin camilerde cenaze namazı kılınmadan hatta, gece yarısı dahi defnedildiği o korkunç günleri yaşadık. Derin bir şokun etkisiyle ne yapacağını şaşıran insanlar, bir yandan enkaz altında kalan yakınlarını çıkarmaya veya kurtarmaya çalışırken diğer yandan da Gölcük inanılmaz derece bir kaos yaşıyordu. İşte o günlerde milletimizin nasıl alicenap olduğunu bir kez daha gördük. Türkiye adeta Gölcük’e akıyordu. Saraylı’da bir ahbabımızın bahçesinde kalırken, İznik’ten eşeğinin üzerinde Gölcük’e gelen yaşlı bir adam bana bir şişe zeytinyağı uzatmıştı. “Oğlum, benim de gücüm buna yetti. Al bunu kullan. Bir işe yarasın” dedi. O yaşlı adamla epey sohbet ettik. İçi yanıyordu. İşte bizim insanlarımız böylesine güzel, duygu ve kalbe sahip. Bugün büyük felaketin 17. Yıl dönümünü içiniz kan ağlayarak, hüzünlerimiz tekrarlanarak bir kez daha yaşıyoruz. Sırf para, daha çok para uğruna çaput gibi binalar yapıp, binlerce insanın ölmesine sebep olanlar gördüler ki para hırsı Gölcük’ü ne hale getirdi. Çaruk çuruk binaların ve bir kat daha koyalım heveslerinin nice canlara mal olduğunu o gün herkes öğrendi. Ama iş işten geçmişti.

 

DONANMA’NIN HİZMETİ

Bugün askerimizin moralinin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. 15 Temmuz Türk Silahlı Kuvvetlerinin içine yuvalanmış hainler tarafından darbe girişiminin yapıldığı gün olarak tıpkı 17 Ağustos olduğu gibi hafızamızdan hiç silinmeyecek. TSK’nın kahraman askerleri tarafından milletimizle birlikte püskürtülen hain darbe girişimi Donanmamızın ne kadar önemli olduğunu bizlere bir kez daha gösterdi. Asrın felaketinin yaşandığı andan itibaren gemilerimiz Gölcük’ten yaralıları İstanbul Kasımpaşa hastanesine taşıdı. Kapılarını tamamen depremzede Gölcük halkına açtı. En zor günümüzde Donanmamız yanımızdaydı. Sadece Garnizon içinde değil, garnizonun dışında da nerede bir depremzede varsa, bir yandan yaralıları kurtarmak diğer yandan enkaz altında kalan deprem şehitlerini çıkarmak için her türlü imkanı seferber ettiler. Askeriyenin kamyonları, dağda bayırda çadırda sokakta ne kadar Gölcüklü varsa yiyecek içecek ve her türlü ihtiyaç malzemelerini bizzat ulaştırdı. Gölcük halkının her zaman yanında olduğunu bizlere iliklerimize kadar hissettirdi. Dönemin Donanma Komutanı emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Alpkaya ağabeyimin gece gündüz demeden uyku uyumadan Gölcüklülere nasıl hizmet ettiğini, Gölcük Halkını nasıl kucakladığını bizzat ben çok iyi bilirim. Gölcüklünün her zaman yanında olan ve en zor günde bunu ispat eden anlı şanlı Donanmamızın 15 Temmuz sonrası yaşadığı sıkıntılar ve üç beş kendini bilmez meczubun salakça hareketleri bizleri derinden üzmüştür. Bugün nüfusu iki yüz bine dayanan Gölcük’te bir kaç meczubun salakça hareketleri içlerinde var olan millet ve asker düşmanlığı maalesef 15 Temmuz sonrasında bizleri de derinden yaralamıştır. Tabi ki bunlar Gölcük nüfusuna baktığımızda binde bir bile değildirler. Donanma Kenti Gölcük’te yaşama kültürüne sahip olmayanlar zaten Gölcüklü de değiller, Gölcüklüde değildirler. Biz asker ve Gölcük halkı olarak ne kadar yara alırsak alalım, bunları kucaklaşarak sarmasını bilmişizdir. 17 Ağustostaki sıkıntı ve üzüntüler gibi bunları da aşarız. Dolaysıyla biz her zaman bir Donanma kentinde yaşamaktan gurur duyan insanlarız. Bu vesileyle 17 Ağustos 1999’da meydana gelen asrın en büyük deprem felaketinde gerek askerlerimizden gerekse sivil vatandaşlarımızdan deprem şehidi olarak Hakkın rahmetine kavuşanlara felaketin 17. Yılında bir kez daha yüce Allah’tan rahmet diliyor, ilçemizin ve ülkemizin bir daha böylesine felaketler yaşamaması temennisiyle tüm şehitlerimize ruhları şad olsun diyoruz.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.