DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 20°C
Sağanak Yağışlı

DEPREM MÜZESİ NEREYE YAKIŞIRDI?

18.08.2016
904
A+
A-

Her şeyin özelliğine göre yakışan bir yeri vardır. 17 Ağustos Depreminin merkez üssü Gölcük ancak, deprem müzesi ve simülatör Sakarya’da kurulmuş. Her sene daha az insanın katıldığı törenler içimizi burkarken, Sakarya’daki eserleri ibretle izliyoruz. “Unutmadık, unutmayacağız” gibi beylik laflarla bu gemi yürümüyor. Hani atalarımızın ünlü bir sözü var, lafla peynir gemisi yürümez diye. Biz sadece konuşuyoruz. Her tören sırasında üç beş beylik laflar, cek caklar, sonunda iş icraata gelince, deprem müzesi olması gereken yerde değil de Sakarya’da kuruluyor. Önümüzdeki yıl törenlerde daha az katılımı göreceğimiz bu günlerden belli. Peki, Gölcük’te bir deprem müzesi niçin kurulmaz? Niçin buna kimse kafa yormaz, akıl erdirmez? Gölcüklü bir deprem müzesinin olmasını istese de yapacak olanın kendisi değil, Gölcük’ü yönetecek irade olduğunu gayet iyi biliyor. Biliyor da ne oluyor? Hadi o eserleri yapması gerekenler sınıfta kaldı. E be Gölcüklü kardeşim sende sınıfta kalmak için neden çaba sarf ediyorsun? Niçin istemiyorsun? 17 Ağustos’ta canı yanan sen değil misin? Harap olan perişan olan Gölcüklü değil mi? Ben yanlış bilmediğime göre, doğruları söylemek için neden sesini yükseltmezsin? Kenarda köşede kalmakla aman ben söylemeyeyim de kim söylerse söylesin mantığıyla bu günlere geldik. Evet, buradan söylüyoruz, haberimizi de yaptık. Deprem müzesi ve simülatör ilçemize yakışır. Siz de biraz sesinizi yükseltin de insanlar harekete geçsin. Yoksa “unutmadık, unutmayacağız” laflarıyla hiç bir yere varılamayacağını ve o sözlerin sadece beylik laflarda kalacağını 17 Ağustos törenlerinde gördük.

 

Kurtulsun Bakalım

Temel’in küçük oğlu hayvanat bahçesinde koşarak babasının yanına gelmiş:

– Koş baba, anami kocaman bir goril kapti!..

Temel gayet sakin cevap vermiş:

– Eyi, eyi. Bundan sonrasi gorilin problemi. Kurtulsun bakalum kurtulabiliyisa.

 

Aklıma Girsin Diye

Temel, yarın ki sınav için kopya hazırlıyordu. Babası sordu:

“Bu nasil yazi ula böyle, karinca cibi?”

Ne yapsın Temel, kopya hazırlıyorum diyemez ki. Önce heyecanlandı korktu. Sonra:

“Büyük yazarsam aklimda kalmiyii, küçük yazayrum ki, aklıma cirsun da”

 

Temel’den Yol Tarifi

Bir TIR şoförü direksiyon hakimiyetini kaybederek ana yolun dibinde, Temel’in evinden iceri girer:

-“Yolumu şaşirdimda. Rize’ye cideyiduum,” demiş.

Temel de:

-“Koridoru geceysun, salondan saga sapaysun, tümdüz cideysun, “diye cevap vermiş. 🙂

 

Kaç Saniye Var?

Temel matematik dersindedir ama kafası hiç almaz canı çok sıkılır. Gözü hep saattedir. Hoca sorar:

– Kaç dakika kaldı çocuklar ?

– Saniyeler kaldi Hocam.

– Dur bakayım, evladım daha 8 dakika var.

– Yok 480 saniye vardur hocam.

 

Kanaatkar Temel

Temel deniz kenarında balık tutuyormuş diğer insanlarla. Oltasını atmış, beklemiş ve kocaman bir balık çekmiş… Balığı almış eline, nazikçe çıkarmış iğneyi balığın ağzından, şöyle bir balığa iyice bakmış ve denize atmış.

Ondan başka kimse balık yakalayamıyormuş. Temel tekrar oltasını atmış daha kocaman bir balık, tekrar balığın ağzından iğneyi nazikçe çıkarmış ve balığa şöyle bir etraflıca bakmış ve tekrar denize atmış.

Her seferinde daha kocaman balıklar yakalamış yine etraflıca baktıktan sonra balıkları denize.

Yanında balık tutanlar artık dayanamamışlar ve Temel’in yanına gelmişler:

– Amcacığım ne yapıyorsun sen, demişler.

Biz saatlerdir buradayız tek bir balık bile yakalayamadık. Sen ise kocaman kocaman balıkları denize atıyorsun.

Temel, dönmüş kalabalığa ve şöyle demiş;

– Çünkü benim tavam küçük.

 

Beş Para

Temel babasına sorar.

– Babacuğum gözünde benim değerum nedu?

Babası cevaplar:

– Dünyalar kadar uşağum.

Temel çok sevinir ve tekrar sorar:

– Peçi Dünya’nun değeru nedu?

Baba cevap verir:

– Beş para etmez.

 

İndi Sandım

Temel uçakla İstanbul’a gitmektedir. Uçak havalanır. Bir ara cam kenarındaki yolcu kalkar tuvalete gider, Temel de adamın yerine oturur. Bir müddet sonra koltuğun sahibi gelir ve:

-“Kardeşim burası benim yerim lütfen kalkar mısınız? der.

Temel gayet sakin bir şekilde:

– “Valla uşağum ben seni demin indi

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
26 Ekim 2017
29 Aralık 2016
5 Nisan 2021
4 Mayıs 2018
24 Nisan 2018
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.