DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 28°C
Parçalı Bulutlu

EMEKLİYE PROMOSYON

30.08.2016
964
A+
A-

EMEKLİYE PROMOSYON

Yıllardır emeklilere verilecek olan promosyonlar dile getirilir, netice olmaz. Son bir yıldır, ha bugün ha yarın derken, mesele Kurban Bayramına kadar dayandı. Mecliste milletvekilleri sıra kendilerine kıyak emeklilik gelince hiç tereddüt etmiyorlar. Promosyonlarını da alıyorlar. Sıra emekliye gelince, umut fakirin ekmeği ye Mehmet ye misali. Hükümetin Kurban Bayramı öncesinde emeklilere maaşlarını ödeyeceğini açıklaması her ne kadar bir müjdeli haber gibi gelse de keşke, promosyonlar bayram öncesi emeklilerin maaşlarına yatırılsa da gerçek maaşlar bayram sonrasına kalsa. Emekli deyince zaten eğer anadan babadan kalan bir şeyleri yoksa, Kurban kesmeleri de hayal. Promosyonlar hiç olmazsa, bayram süresince nefes almalarını sağlar. Ellerini öpmeye gelen torunlarına karınca kararınca harçlık verebilirler. Biraz yüzleri güler, mutlu olurlar. Eğer, promosyon olmaz da maaşlar erken ödenirse, emekli yaklaşık bir buçuk ay daha yeni maaşı bekleyecek demektir. O halde maaşı bir kenara bırakalım, önceliği promosyonlara verelim. Yine emeklinin bir başka problemi daha var. Yıllarıdır ha bugün ha yarın çözülecek denen kangren haline gelmiş bir problem. Bildiğiniz gibi 2000 öncesi emeklilere intibak yapıldı. Haklı olarak 2000 sonrasında emekli olanlar bize neden yok isyanında bulundu. Her gün basında 2000 sonrası emeklilerin intibak işi tamam, şu kadar lira ile şu kadar lira arasında maaşlara zam yapılacak sesleri. Ortada bir şey yok. Şu işi de çözün, hem haksızlık giderilmiş olur, hem de emekli biraz nefes alır.

 

TRAFİK İŞARETLERİNİN HALİ

Yollara trafik ayraçları konuyor. Son derece yerinde bir karar. Böylece gidiş ve geliş yönü keskin çizgilerle ayrılıyor. Biz nasıl bir kafa yapısına sahipsek, tabi ki bunları yapanlar için söylüyorum. O ayraçlar parçalanıyor. Birilerinin hiç umurunda değil, kırıp geçiyorlar. Devletin ve milletin malına zarar veriyorlar. Bu umursamazlık nedeniyle ilçemizin milli gelir kaybına uğradığının da farkında değiller. O ayraçlar yol kenarlarına sırasıyla diziliyor, araçlar gelip oralara park yapmasınlar diye ama kime der kime anlatırsın. Reşit, sen söyle sen işit misali, o ayraçların hemen dibinde bir sürü arabalar görüyorsunuz. İnsan bu kadar da kütlük olur mu, demekten kendini alamıyor. Sanki o ayraçlar o işaretler yollara boşuna konmuş. Birileri nasıl bir görgüsüzlük nasıl bir aymazlık hali içerisindelerse, ne tınlıyorlar ne de umursuyorlar. Mesela tabi ki sadece trafik işaretleriyle kalmıyor. Bir de mahalle aralarında araçlarını sağlı ve sollu park edenler var. Hal böyle olunca yol daralıyor, iki aracın aynı anda geçmesinin imkanı da olmuyor. Zaman zaman tartışmalar zaman zaman kavgalar olsa da zaman zaman da trafik kazaları meydana geliyor. Bütün bunlar herkesin gözünün önünde olmasına rağmen aynı tas aynı hamam devam ediyor.

 

ŞİMDİ SALÇA VE TARHANA ZAMANI

Eski adetleri her ne kadar unutuyor olsak ta, onları ısrarla devam ettirenlere de şapka çıkarıyorum. Ne kadar memnun ve mutlu olduğumuz sizlere anlatamam. Mahalleli toplanmış, salça yapıyordu. Eş dost, birbirine yardım edince imece usulü salçalar yapıldı. Hanımlar dinlendikleri zamanlarda birlikte çaylarını da yudumladılar. Keklerini çöreklerini yediler ve ardından salçalarını yapmaya devam ettiler. O iş bitti sıra tarhana yapımına geldi. Kış aylarının vazgeçilmezi tarhana çorbası pekte güzel olur. Acılısına da bayılırım. Eskiden her tarhana çorbası sonrasında şu şarkıyı söylerdik. “tarhana tartar, boğazımı yırtar, baklava kardeş gel beni kurtar.” Anacığımla bunları gayet iyi bildiğimden her tarhana sonrasında sofradan ama tatlının baklava türü ama şekerparesi, ama lalangası, hiç eksik olmazdı. Malum şimdi tarhanayı yine içiyoruz da, baklava şarkısından vazgeçtik. Eğer onu evde yapan yoksa, dışarıdan alınanlar çokta keyif vermiyor. Neyse dönelim konumuza. Önce salçalar yapıldı, ardından tarhanalar döküldü. Kokuları mis gibiydi. Böylesine manzaralar, aynı zamanda çok eski zamanlara dayanan milli bir kültürümüzün de yaşanması ve yaşatılması bakımından son derece önemli. Ben salça ve tarhana yapımı manzaralarını izlerken çok büyük keyif aldım. İşin iyi tarafı benim o iki güzel yiyeceği yapanlar tarafında değil, yiyenler tarafında olmam e yapanların da eline sağlık diyelim.

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.