DOLAR 7,8587
EURO 9,3162
ALTIN 484,52
BIST 10,2130
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 22°C
Parçalı Bulutlu

ANNEMİN BURNU KANAYINCA

20.09.2016
724
A+
A-

 

İnsanlar yaş aldıkça, inatçılıkları biraz daha artıyor. Annem tüm ikazlarımıza rağmen ne bulursa üzerine tuz döker. Tabi bunlar hep kaçamak olur. Çünkü sofraya beraber otururuz. Kaşla göz arasında tuzu tabağa indirdiğinde belki damak tadı fazlalaşır ama tansiyon çıkışa geçer. Önceki gün burnu kanayınca soluğu hastanede aldık. Aile tıp’ta tansiyonunu ölçtüler 17-11 çıktı. Büyüğü de küçüğü de yükselmiş. Anında bir dil altı, iğne serum derken, bir saat içinde fabrika ayarlarına döndü. Buraya kadar mesele bizle alakalı. Şimdi gelelim bundan sonrasına. Bir baktım gözlem odasında İsmail Ağacan yazıyor. Ona da bir dil altı verdiler, meğer tansiyonu yükselmiş. Doktor ve ekip, müdahale ederken ben koridora geçtim. Bir sürü acile gelen hasta. Şöyle bir baktım tansiyon nedeniyle gelenlerin sayısı bir hayli fazla. Yüksek tansiyon neredeyse her üç kişiden birinin belki de ikisinin sorunu olmuş. Siz deyin stresli yaşam ben diyeyim sağlıksız gıdalar, kirli hava vesaire. Ülkemizin ciddi bir sorunu haline gelen yüksek tansiyon kimi zaman işler nedeniyle kendini gösterirken kimi zamanda boğazımıza dikkat etmemizden kaynaklanıyor. Etrafınıza şöyle bir bakın, obez denecek kadar şişman bir çok insan görürsünüz. Sabahları yürüyen koşan yüzlerce binlerce insana rastlarsınız. Bütün bunlar sağlıklı bir yaşam adına yapılsa da sağlıksız yaşam koşulları bedeninizi epey zorluyor. Kırk beş günde kesime giden tavuklar, içine patates katılarak yapılan tereyağları, kiremit tozundan biberler, hormonlu meyve sebzeler, insan hayatını allak bullak etmiş durumda. Dün bir çocuğun bir talebenin hayat hikayesini anlatırken niçin demiştim. Bugün de aynı şeyleri söylüyorum, Niçin? Uzmanlar avazı çıktığı kadar bağırırken, denizler kirlenirken, hava solunamaz hale gelirken, niçin etkili bir mücadele yapamıyoruz. Köylü pazarı kurulur vatandaş ürünlerini getirir, hepsi günlüktür, tazeciktir, ama biz köylü pazarına rağbet etmeyiz. İlle de paketlenmiş ürünler, başında sonunda üretim ve son kullanma tarihi yazılan gıda maddeleri, her türlü ikaza rağmen cipsler, sağlıksız şartlarda merdiven altında üretilen şekerler, çikolatalar, bize yüksek tansiyona bağlı olarak niçin dedirtiyor. Dün yine Gölcük Devlet Hastanesinde gerçekten o hastanenin gözbebeği ve gurur kaynağı olan Aykut Tanta adlı gencecik bir doktor var. Halk tabiri ile ona kalpçi diyorlar. O kadar yoğun hasta trafiğine rağmen yüzünden tebessümü eksik etmeyen candan bir adam. Polikliniğinin önü ana baba günü gibi. Millet kalbinden de rahatsız be kardeşim. Annem aynı zamanda kalple ilgili sorunlar yaşadığı için kulak burun boğazdan onu doğru Aykut Tanta kardeşime de götürdük. Söylenen gıdana dikkat edeceksin. İyi güzel de tuz kullanmamakla şeker kullanmamakla nereye kadar? Hangi ürün sofranıza doğal yollardan geliyor. Dolayısıyla sağlıksız yaşam koşulları bizleri çeşitli hastalıkların pençesine bırakmış durumda. Gidin, eczanelerde şöyle bir araştırma yapın, son on yılda psikiyatri hastalarının katlandığını, ilaç kullanım sayısının da gökyüzüne kadar ulaştığını görürsünüz. Demek ki sokaktaki insanın psikolojisi de bozuk. NİÇİN?

 

Cimri Subaşı’ya Tazı Köpeği

Nasreddin Hoca cimri Subaşı’yı hiç sevmezmiş. Bir gün Subaşı Hoca’ya tazı ısmarlamış.

– Hoca efendi, senin tanıdığın çoktur. Bana bir tazı bul. Tavşan kulaklı, karınca belli olsun.

Bir kaç gün sonra Hoca, tombul bir sokak köpeğinin boynuna ip takıp Subaşı’ya götürmüş.

Subaşı kızmış :

– Hoca efendi, ben senden ince belli tazı istedim, sen kocaman tombul bir sokak köpeği getirdin! demiş.

– Merak buyurmayın demiş, Hoca. Nasıl olsa sizin yanınızda bir aya varmadan tazıya döner.

 

Dünyada Uyananların Hali

Nasreddin Hoca’ya rüyasında 999 altın vermişler. Hoca:

– Şunu bin altına tamamlayın da alayım, yoksa almıyorum, derken uyanıvermiş.

Bakmış ki ortada ne altınlar var ne de altını verenler.

– Bu ne iş Ya Rabbi ! demiş. Ahirette uyanan her şeyini önünde hazır bulacakken, Dünyada uyanan malının hepsini kaybediyor.

 

Halep Oradaysa Arşın Burada !

Palavracının biri başına topladığı üç beş cahile karşı övünüp duruyormuş :

– İşte ben güçlü ve maharetli bir adamım. Evet ben Halep’te bulunduğum sıralarda altmış arşın uzağa atlamış bir kimseyim!.. Nasreddin Hoca da bu sırada oradan geçiyormuş. Palavracının yanına yaklaşıp :

– Yaa demiş demek sen altmış arşın atlarsın. Haydi atla da görelim. Adam hık mık etmiş.

– Ama demiş ben Halep’te atladım. Hoca kızmış :

– Canım demiş, Halep oradaysa arşın burada.

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.