DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Çok Bulutlu

BAYRAM YAZISI

09.09.2016
830
A+
A-

BAYRAM YAZISI

Kurban farklı bir telaştır. Hali vakti yerinde olanların Kurban kestikleri konu komşunun da ikram beklediği dini bayramlarımızdan ikincisi. Eskiden öyleydi. Kurbanlar, genellikle bahçelerde kesilirdi. Çok katlı evlerin olmadığı herkesin bahçeli bir evde oturduğu dönemlerden bahsediyorum. Mesela bizim kurbanımızı rahmetli dayım keser, gerisini ailece hallederdik. Annem, onu üçe ayırır, elime bir tepsi verir, hemen yakın komşularımıza kurban eti götürürdüm. Farklı bir mutluluk, değişik bir heyecandı. Sonra kesemediğimiz yıl konukomşudan bize gelirdi. Herkes birbiriyle dost ve aile gibiydi. Bütçeler denk geldiğinde kurban kesilir, gelmediğinde inşallah seneye nasip olur denildiği günlerden bahsediyorum. Bugün artık devir değişti. En modern usullerle ve ileri teknolojiyle koca bir hayvanın kesimi bir saatten fazla sürmüyor. Biraz da bayram anlayışlarımız değişti. İnsanlar bayramları fırsat bilip, tatile çıkıyorlar. Hal böyle olunca da onların çocukları Kurban Bayramı nedir, nasıl hareket edilir, hiç farkında değiller. Biz el öpüp, mendil içerisinde harçlıklarımızı almanın heyecanını yaşarken, arife gününü uykusuz geçirirdik. Bugün böyle adetler neredeyse sonlanmak üzere. Varsa yoksa tatil. Sadece Kurbanda değil, Ramazanda da aynı. Eğer milli bayramlar Perşembe veya Cumaya geliyorsa onu da tatil fırsatı biliyoruz. Şimdi böyle olunca, toplumlar kendi kendilerini ötekileştiriyorlar. Bayramda bulunduğu yerde kalıp kurban kesenler neredeyse “Ay siz tatile gitmiyor musunuz?” diye ayıplanır hale gelmişler. Tatil tabi ki herkesin hakkı. Bunda bir sıkıntı yok. Ama her zaman söyleriz ya, her şeyin bir usulü kaidesi var diye. Dini ve milli bayramları tatil fırsatı bilip, milli ve manevi duygularımızdan uzaklaşır hale gelmek, toplum olarak aslında bir ve beraber yaşama kültürümüzü de son derece olumsuz etkiliyor. Bugün düşünüyorum, acaba kaç çocuk arife gecesini heyecandan uykusuz geçirecek. Bunu gerçekten çok merak ediyorum. Beni böyle düşünmeye sevk eden nokta, hemen yakın komşumuzun bu sabah yurtdışına uçacak olmasıdır. Bayramda oradalar. Peki onların çocukları, kimin elini öpecek? Kimden mendil içerisinde harçlık bekleyecek? Ve düşünün bu çocuk böyle büyüdüğünde kendi çocuğuna dini ve milli bayramlar için ne öğretecek? İşte aklımdan bunlar geçti. Yazıp çizeyim dedim. Duygularımı ifade ettim. Her şeye rağmen Kurban Bayramının tüm İslam Alemine hayırlar getirmesini acısız kedersiz, kansız, savaşsız bir bayram olmasını diliyorum.

 

GEÇMİŞ OLSUN HALUK BUDAK

Bizim Kırım Tatarı Haluk Budak işine geldiği zaman ben Türkmen Beyiyim der. Zaten biz ikisini de kabul ettik. Ben şimdi ona geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. SGK’nın Sopalı Hastanesinde başarı bir böbrek ameliyatı geçirdi. Uzun zamandır, böbreğindeki taşları kırdırmaya çalışıyordu. Bir tanesi fazla inat etmiş, bir kaç seans yapılmasına rağmen inatçı taş kırılmamış. Bizim Haluk epey acı çekiyordu. O nedenle de şu meşhur çiğ börek partisini de sürekli erteliyordu. Dün telefonla konuştum. Doktorlar son anda müdahale ederek, böbreğini kurtarmayı başarmışlar. Ancak, o inatçı taş yine kırılmamış. Bayramdan sonra yine bir kaç seans mücadele sürecek, o da olmazsa ameliyatla taş bulunduğu yerden alınacak. Onun için hayattaki en önemli servetin sağlık olduğunu hepimiz bilelim. Ne zaman bir hasta ziyaretine gitsem, eşin dostun böylesine ameliyatlar sonrası geçmiş olsun dileklerimi ilettiğimde aklıma hemen Cihan İmparatoru Kanuni Sultan Süleyman’ın şu sözü gelir; “Millet için muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” O muhteşem Süleyman ki Fransızlar onu öyle tabir eder ve Manyifik Süleyman derlerdi. Dört kıtaya hakimken ve dünyanın en güçlü imparatoruyken kendisine sorulan bir soru üzerine işte aynen yukarıdaki cevabı veriyor. Her şeyin başı sağlık. Eğer o yoksa, insan hayatında yokuşlar çok. Eğer sağlık varsa dağları aşıp düze çıkmakta çok. Haluk’la konuşurken yüzünde hem sevinç hem hüzün ifadesi vardı. Belli ki bayram öncesi rahatsızlığından duyduğu hüzün hem simasına hem de sözlerine yansımıştı. Bir yandan da gözlerinin içi gülüyordu. Çünkü biraz daha geç kalınmış olsa böbreğini kaybedecekken hani şu her zaman söyleriz ya erken teşhis sayesinde hem böbreği kurtuldu hem de sağlığına kavuştu. Evet birader, bu defa da çiğ börek hikayesini zorunlu bir ertelemeye tabi tutuyoruz. Sana geçmiş olsun dileklerimi de iletiyorum.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.