DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Çok Bulutlu

DEPREM TOPLANMA ALANLARI

05.09.2016
989
A+
A-

DEPREM TOPLANMA ALANLARI

Ülkemizin yoğun ve sıkıntılı sürecinde olası deprem oluşumlarını göz ardı edemeyiz. Uzmanların bangır bangır bağırdığı bugünlerde okurlar deprem toplanma alanları nerede diye soruyor. Yapılaşmanın olanca hızıyla devam ettiği yeşil alanların yerinde sitelerin yükseldiği bir dönemde Gölcük’te kaç deprem alanı var bilmek isteriz. Rahmetli Deprem Uzmanı Ahmet Mete Işıkara’nın 17 Ağustos ertesinde Gölcük ziyareti sırasında söylediği şu sözleri unutmuyorum; “Burada yüz yıl daha deprem olmaz.” Evet tarih akışına baktığımızda da bölgemiz kaynaklı depremlerin yüz ve yüz on dört yıl aralıklarla olduğu görülüyor. Son günlerde çıkışıyla bir hayli tedirginlik uyandıran Prof. Dr. Naci Görür Marmara’nın altının kaynadığını ve 7.2 deprem beklendiğini açıkladı. Ben Ahmet Mete Işıkara’nın sözlerine inanmak istesem de bu tip tabiat olaylarının ne zaman olacağını birebir kestirmek çok güç. Olması gerekense, sağlam bir yapılaşmayla depremlere karşı hazır olabilmek. 17 Ağustos sonrasında bir süre bu konuda eğitimler verildi. Hatta herkes, evinde bir deprem çantası edindi, baş ucuna da pille çalışan lambalar koydular. Yani fenerler. Gün geçtikçe o duyarlılıklar kayboldu. Her geçen yıl bir önceki yılı aratır oldu. Sonra da 17 Ağustoslar çoğunluğunu protokol ve gazetecilerin oluşturduğu cılız kalabalıklar tarafından anılır oldu. Bir boş vermişlik, bir vurdumduymazlık, Profesör Naci Görür’ün korkunç uyarısıyla şimdi yerini tedirginliğe bırakmış durumda. “Marmara’da her an yıkıcı bir deprem bekleniyor” uyarısı, insanları geceleri rahat uyutamaz oldu. Sokaklarda şunları konuşuyorlar, bizim bina sağlam ama yanımızdaki bina orta hasarlıydı onarıldı. İşte bizi korkutan o. Aslında 17 Ağustos Felaketinin büyük boyutlarda olmasının asıl nedeni de çarık çuruk yapılan o binalar değil miydi? Üç kuruş para için demirden çalanlar, su gitmesin diye betonları ıslatmayıp betonu yakanlar neticede insanların hayatlarını yaktılar. Bu bölgede, İstanbul’da, Adapazarı’nda binlerce binanın orta hasarlı olup tamir gördüğünü düşündüğümüzde tedirgin olmamak mümkün mü? Tabi ki o büyük felaketlerden Rabbim hepimizi korusun da, ya olursa sorusu tüylerimizin diken diken olmasını engellemiyor. Kocaeli bölgesinde deprem alanları nerelerdir? Bunlar vatandaşlara sıkı sıkı duyurulmalı, hatta o bölgelere birer levha konarak depremin unutulmaması için bir işaret lambası yakılmalıdır.

 

PALAMUTUN TADI KAÇTI

Hatırlayın, av yasağının olduğu dönemlerde çingene palamudu diye tabir ettiğimiz o lezzet dünyasının tanesinin fiyatı on liraydı. Herkes bu yıl bol miktarda palamut bekliyordu ve gözler de 1 Eylül’de kalkacak av yasağındaydı. Ertesi sabah ahali palamudu on liradan almak durumunda kaldı. E hadi ileriki günlerde fiyat düşer umudu yaşandı. O da ne? Bir anda palamut önce on beş liraya sonra da yirmi liraya çıktı. Buna öp babanın elini demezler de ne derler? Peki palamut bu kadar boldu da ne oldu da fiyatı iki katına çıktı? Bunlar stoklayıp bir yerlere mi koyuyorlar? Az miktarda piyasaya sürelim de fiyatı düşmesin, bilakis artsın biz de daha çok para kazanalım mı sevdasındalar? Yok eğer palamutta bir bolluk ve bereket yoksa, yetkililer bunu da tespit edip vatandaşa açıklasınlar. Eğer bol miktarda var da birileri aşırı rant peşinde koşuyorsa da onları da adam akıllı cezalandırsınlar. Patatesteki oyunu henüz unutmuş değiliz. Tonlarca patatesi depolarda ve mağaralarda saklayıp, piyasaya sürmeyen spekülatörler sonuçta fiyatını beş liraya, hatta altı liraya kadar çıkarmayı başardılar. Milletin ekmeğiyle oynayıp, çiftçinin sırtından geçinenleri, vurgun yapanları şiddetle kınıyoruz. Acaba bu durum balık konusunda da tekrar ediliyor olabilir mi? Millet büyük bir hevesle “oh bu sene palamut bol. Bol bol diyeceğiz” diye ümitle beklerken tezgahlarda yirmi liradan palamudun satılması neyin nesi? Av yasağı döneminde istavritin kilosunun da otuz liraya kadar çıktığını unutmuyoruz. Şu anda istavritin kilosu on liraya kadar düşmüş durumda. İki kilo istavrit koca bir aileyi doyurur da bir tane palamut ancak iki kişiye yeter. Önümüz Kurban Bayramı balık fiyatlarının düşeceğini umuyorum. Neticede ahali uzun bir süre kestiği veya kendisine ikram edilen kurbanlarla karnını doyuracak. Sofralarının lezzeti kurban etleri olacak. Bu dönemde talep az olduğunda balık fiyatları ille de düşer de benim ve halkın merak ettiği fiyatların bir anda niçin iki katına çıktığıdır.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
7 Ekim 2018
24 Mayıs 2019
22 Aralık 2020
27 Mart 2016
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.