DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Gök Gürültülü

TARIK AKAN’IN ARDINDAN

16.09.2016
662
A+
A-

Önceki gün gökten bir yıldız kaymıştı. Acaba kim diye düşündüğümde televizyon ekranlarına Tarık Akan’ın vefat haberi yansıdı. Türk sinemasının makine yüksek mühendisi olan jönü 1975 yılında çevirdiği Hababam Sınıfı’yla bizlere gülmeyi öğretmişti. Onun filmleriyle büyüdük diyebilirim. Güler yüzlü çocuksu ve devrimci bir adam. Çevirdiği sosyal içerikli filmleriyle dünya çapında üne kavuşan Tarık Akan Türk Sinemasının gelmiş geçmiş en büyük aktörleri arasındaki yerini aldı. Kendini eğitime adayan güler yüzlü Tarık Akan için dün birlikte rol aldığı arkadaşları konuştu. Hepsinin övgü dolu sözleri mütevazi ve beyefendi kişiliğini ortaya çıkaran yorumları son derece önemlidir. Ama hayat böyle bir şey, bir varmış bir yokmuş misali. Henüz altmış altı yaşında ve daha yapacağı çok şey varken, hayattan göçüp gitmek insanoğlunun acımasız bir kaderi. Doğmak gibi ölmekte var. Kimileri giderken, hiç ses soluk çıkmaz. Bir varmış bir yokmuş misali. Tarık Akan ise eserleriyle, filmleriyle yıllarca anılacak önemli bir isim olarak hayata göçerken her fani gibi Allah rahmet eylesin diyelim.

HEP BAŞKA BAHARA

Emeklilerin yılan hikayesine dönen promosyonları bir bilek güreşi gibi, bakanların bankalarla yapmış olduğu görüşmelerin sonrasında son hamle Başbakan Binali Yıldırım’a bırakıldı. Önümüzdeki günlerde promosyon için son nokta konacak. Şöyle bir bakıyorum da, sanki emeklilere bir kaç maaşlık promosyon verilecek. Rakamları görüyorsunuz, üç yıllığına dokuz yüz lira gibi bir paradan bahsediliyor. O da herkesin alacağı bir meblağ değil. Demek ki bunun yarısı ile tavanı dokuz yüz olmak üzere verilecek paranın yıllardır süren pazarlığı inşallah bayram sonrasında noktalanır. Bayram öncesinde ise,

Emeklilerin maaşı yattı. Paralar çekildi ve bayramla birlikte paralar da bitti. Şimdi emekli ne yapacak? Halbuki o promosyon hikayesi noktalansa, emeklilere bayram harçlığı gibi paralar verilse, şimdi maaşlar beklenecek ve emekli de ekim ayını ve maaş gününü beklemek durumunda kalmayacak. İş milletvekillerine gelince promosyonlar sekizer bin TL olarak yıl başında anında yattı. Yine iş milletvekillerinin kıyak emekliliğine gelince, anında meclise gelip geçiyor. İktidar ve muhalefetin belki de en hızlı anlaştığı konu kendileri için olan promosyon ve kıyak emeklilik konusu.

 

Sayılı Eşek

Hoca, tarla karın doyurmuyor, ne iş yapsam sermayeyi kediye yüklüyorum, deyip eşek satmaya niyetlenmiş, Elinde ne var ne yoksa satıp Konya’ya eşek almaya gitmiş, On tane eşek alıp birine binerek yola düşmüş. Sermaye bu ya, yolda, aman kaybolmasın diye İkide bir eşekleri sayıp duruyormuş. Ağacın gölgesinde sayarken 10, yolda giderken 9 eşek çıkınca Hoca’nın keyfi kaçmış, Bakmış kİ eşeğe her binişinde bir eşek eksik çıkıyor, ya yan gitmeye karar vermiş.

Akşehir’e on eşeğiyle vardığında, yayan yürümekten ayaklarının altı su topladığından ayakta zor duruyormuş. Hoca’yı bu hâlde görenler:

– Hayırdır Hocam. demişler, eşeklerine kıyamadım mı?

Hoca ne dese beğenirsiniz:

– Sermaye göz önünde olmayınca azalıyor!

 

Namazımı Kılmadan Olmaz

Bizim Hoca nın dostlan, ne zamandır yapmıyorduk şu Hoca’ya bir oyun oynayalım, diye, Hoca’yı derdest edip teneşir tahtasına yatırmışlar. Hoca da doğrusu oyunu bozmak istememiş. Kara Külah’ı getirip:

– Üstat, demişler, Hocamız, hakkın rahmetine ka vuştu, cenaze namazını kıldırmak sana kaldı. Az önce Hoca’yı sağ salim çarşıda gören Kara Külah:

– Oyunu bırakın, demiş, ne cenaze namazı!

O sırada kalabalığın arkasındaki teneşir tahtasından doğrulan Hoca:

– Olmaz arkadaş, demiş, namazımı kıldırmadan bir yere gidemezsin!

 

Leyleği Kuşa Benzettim

Nasreddin Hoca’ya bir gün komşunun kızı, pencereden başını sarkıtıp:

– Hocam, demiş, leyleği havada görmek gezmeye yerde görmek yatmaya, bacada görmek de birine sevdalanıp baca gibi tütmeye delalet edermiş. Doğru mu bu?

Hikâye bu ya, o güne kadar hiç leylek görmemiş olan Nasreddin Hoca merakla sormuş:

– Leylek de ne oluyor?

– Bak Hocam, demiş komşu kızı, biri sizin bacada?

Hoca başını çevirip bacaya bakmış. Gözlerine inanamamış. Geri dönüp sezdirmeden bacaya çıkmış. Bir hamlede leyleği yakalayıp eve getirmiş. Kuş dese benziyor gibi ama, değil.

Eline makas mı almış, yoksa bıçak mı almış, orası bilinmez; hayvancağızın gagasını, bacağını, kanadını bir güzel düzelttikten sonra:

– Eh, demiş, şimdi kuşa benzedin!

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.