DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 10°C
Yağışlı

EKMEK BULAMAZSAN PASTA YE

11.10.2016
769
A+
A-

Bilmez tabi ki tok açın halini. Zanneder ki bütün sofralarda bal börek var. Alıştığı hayatı herkesin yaşadığını zannedenler Maria Antoinette gibi “Ekmek bulamazsanız pasta yiyin” derler. Aklıma Bekri Mustafa’dan bir fıkra geldi. Üsküdar’la Beşiktaş arasında kayık çekermiş. Bir gün güzel bir bayan kayığına binmiş, Bekri Mustafa her kürek çekişinde “derler, derler” diye söyleniyormuş.  Bir, iki, üç, beş derken, kadın dayanamamış “Yahu arkadaş ne derler?” demiş. “Her kürek çektiğinde derler, derler deyip duruyorsun derdin ne?” Bekri Mustafa kadına dönerek “Valla şimdi sen şu kayıktan ineceksin ya seni görenler mutlaka bunlar birlikte olmuştur derler.” Kadın şiddetle karşı çıkmış “E biz bir şey yapmıyoruz ki!” Bekri Mustafa kadına dönüp “Ama öyle derler.” kadın bu defa “niçin” diye sormuş. “E benim adım çıkmış ya bir kere illaki derler” demiş. Kadın sinirlenmiş Bekri derler demeye devam etmiş. Sonunda kadın Bekriye dönerek “E boşa demesinler hadi şu iş bitsin demiş” bekri kadını karşıya geçirdiğinde onu tanıyanlar aynı şeyleri söylemişler. Bu fıkrayla ekmek ve pastanın ne alakası var diyebilirsiniz. E var tabi. Zengin hayatı hep bal börek zannediyor ya, herkes aynı şeyleri yiyor zannediyor ya, fakir eğer ekmek yok mu diye bağırsa, o da zannediyor ki fırında bakkalda ekmek yok. O zaman bağırıyor, ekmek bulamazsanız pasta yiyin. Milletin ne umduğunu ne bulduğunu bilemem. Şimdi size Gölcük’ün göbeğinden gerçek bir hikaye anlatayım. Bizim şu caddede bir esnaf var. Ekmek arası patates satar. İki liradır, bir tanesi. Yanına bir de ayran koydun mu, al sana üç liraya öğle yemeği. Yolum ona düştü, sordum “işler ne alemde?” diye. “Yarı yarıya düştü” dedi. Düşünün ki üç liralık bir menü dahi kimilerinin kursağından geçemez olmuş. Siz hala diyor musunuz ki ekmek bulamazsanız pasta yiyin diye? Adam otobüse binmiş, ön sıraya oturmuş. Birden ne olduysa hiddetlenip bağırmaya başlamış. “Bu önde oturanlar ibne, ortadakiler yavşak, en arkadakiler de pezevenk.” Lafı duyan şoför acı bir fren yapmış. Otobüs yolcuları birbirine karışmış. Şoför bağıran adamı yakasından tutup silkeleyerek “hadi lan şimdi bir daha söyle kim ibne kim yavşak kim pezevenk?” Adam biraz da can acısıyla tekrar bağırmış “valla ne bileyim ben herkes birbirine karıştı. Kim neye karıştı nerelere karıştı bilmek zor. Anlamakta zor. Şimdi birinin ibneliğini anlayacağız diye onun gibi olamayız ya. Öbürü yavşak mıdır nedir, ne bileyim ben. Bizde yavşak olamayız ya. Bir diğeri pezevenkse biz nereden bilelim. Biz de pezevenk olacak değiliz ya.” Hayat böyle akıp gider. Sabahtan akşama kadar kimin hangi haleti ruhiye içerisinde olduğunu biz ne bilelim? Pastayı bulan merak etmeyin zaten ekmeğe tenezzül etmez. En kralından ve birazda görgüsüzse, marka olanından yemeğe çalışıp herkese de onu anlatır. Ekmeğinin derdinde çaresiz kalıp onu da bulamayan ve açım diye bağıranlara karşı hastayı neredeyse bir baton büyüklüğünde diyenler, o lafı hiç duymamış gibi davranıp hatta espri yaparlar, nereyi açıyorsun? İşte hayatın cilveleridir bunlar. Bir tarafta bal börek, pasta çörek, pirzola biftek, kaşarın en kralından, peynirin gravyer olanından, masalar donatıldı mı şen kahkahalar yükselir oralardan. Ne enteresandır ki ekmek bulamazsanız pasta yiyin diyenlere o masalardan hiç esinti olmaz. İlginçtir öyle söyleyenler o mükellef masalarda fakir fukara edebiyatı yaparlar. Diyeceksiniz ki adalet bu işin neresinde. Öyle ya Allah herkesi eşit yarattı, o halde dünya nimetlerinden paylaşımda eşit olmalı. Hakça ve adil bir şekilde herkes o pastadan payını almalı. Zaten öyle demez mi, Yüce Peygamber. “Çalışanın hakkını alın teri kurumadan veriniz.” “Bir başka söz de komşusu açken tok yatan bizden değildir.” Bakın etrafınıza bütün bunların yaşanıp yaşanmadığını görürsünüz. Niçin olmuyor diye sorduğunuzda Taptuk Emre’ye danışın. Her zaman “edep ya hu” der. İşin içerisine edepsizlik girince o zaman selam da sevgide ortadan kalkar. Müritleri Taptuk Emre Hazretlerini beklermiş, içeri girdiğinde kendisini ayakta karşılayan müritlerine karşı Taptuk Emre hazretleri “Esselamu aleyküm ve berekatuhu” demiş. Müritler “Ve aleyküm selam ve berakatuhu diye cevap vermiş. Taptuk Emre tekrar onlara dönerek “ille de Hu demiş” e bunu demek için edep olmak gerekir. Boşuna söylememiş Taptuk Hazretleri “edep ya hu” diye. İşte varsa bunlar yaşanılan hayatta hiç kimse size bağırmaz, ekmek bulamazsanız pasta yiyin diye bir gaflet edasıyla.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.