DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Çok Bulutlu

IRAK GAFLET İÇİNDE

06.10.2016
702
A+
A-

Hayatı boyunca kendini yönetmeyi bir türlü beceremeyen Ortadoğu’nun kanlı ülkesi Irak. Amerikan askerlerine ülkesini neredeyse tek kurşun atılmadan teslim eden Irak. Binlerce kadının tecavüze uğramasına acuze kalan Irak. Diktatör Saddam’ın heykelini yıkmakla ülke olunmaz, adam da olunmaz, yönetici de olunmaz. Musul’u İŞİD’e yine tek kurşun atılmadan teslim eden Irak. Kuzeyde Barzani’nin ayrı bir devlet kurmasına seyirci kalan yine Irak. Şimdi Başika üzerinden bize laf söylüyor. Tabi ki kendi ağızından konuşmuyor. Musul denilen yer İŞİD’den temizlendiğinde Türkiye’nin kontrolüne girmesinden korkan üst akıl Irak’ı konuşturuyor. Yahu sen ne savaşmasını biliyorsun, ne ülkeni savunmasını. Birileri sizi oraya yönetici diye atamış, Hacivat Karagöz oyunu oynuyor, ipleriniz başkasının elinde, üst akıl üzerinden güya irade beyan ediyorsunuz. Türkiye o bölgede hem Irak’ın bölünmez bütünlüğü hem de Türkiye’nin çıkarları için ne yapması gerekiyorsa onu yapar. Türk askeri Başika’dan gitsin demek, biz İŞİD’den memnunuz ve onlarla beraberiz demek. İşte Irak denen adı birleşmiş milletlerde yazılı ülkenin durumu budur. Artık oraya normal insanlar ne kadar ülke derlerse.

YİNE BOMBALI SALDIRI

Türkiye’nin sürekli rahatsız edilmesi emperyalist güçlerin en önemli hedefidir. Temel felsefeleri güçsüz bir Türkiye’yi bölüp parçalamak ve Misak-i Milli sınırlarını yok etmek. Benim bildiğim elli yıldır bunu yaparlar. Başarabildiler mi? Hayır. Başarırlar mı? Yine hayır. O zaman ya içimizdeki hainler ya da sınırlarımızdan soktukları hainler vasıtasıyla Türkiye’de bir kaos ortamı yaratmak için her türlü alçaklığı yapacaklar. Dün İstanbul’da yaptılar. Motosikletli bir bombalı saldırı sonucu yaralanan vatandaşlarımız var. İlk gelen haberler böyleydi. İnşallah can kaybı olmaz. Bu patlamalar desek ki inşallah son olur, temennimiz o olsa da olmayacağını biliyoruz. Ne yaparlarsa yapsınlar, Türkiye’den bir çakıl taşı dahi alamayacaklarını altını çizerek söyleyelim. Maksat korku ve panik havasıyla vatandaşları ürkütmek. Peki biz ürker miyiz? Asla! Ne kadar cesur ve kararlı bir millet olduğumuzu 15 Temmuzda gösterdik. Onlar silah gördüğü zaman kaçacak delik ararken, bu millet hain FETÖ örgütünün kalkışması sırasında tankların üzerine yürüdü. Şimdi bunlar bu durumu biliyorlar mı? Tabi ki biliyorlar. Demek ki bizi silahla asla yıldıramayacaklar. O halde tek vücut halinde önce içimizdeki bu hainleri kökü kuruyana kadar temizleyeceğiz. Onlar yok olduktan sonra dışarıdan hain saldırıların gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır. Bunu da biliyorlar. İşte bombaların ve o hain saldırıların sebebi bu. Bu millet ezelden beridir hür yaşamış, hür yaşayacak. Hiç bir emperyalist gücün bizi zincir vurması da mümkün olmayacak. Dünyanın en büyük metropollerinden biri olan İstanbul’da patlayan bomba, içimizi tabi ki bir kez daha acıttı. Lakin herkes biliyor ki biz bu coğrafyada acılar çeke çeke yaşamasını bilen bir milletiz. Umarım can kaybı olmamıştır. Dolayısıyla hain saldırı sonucu yaralanan vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum.

 

O zamanda ben bulunmadım

Nasreddin Hoca, « işlerinin çokluğu, dünya telâşeleri, hastalık, sağlık vs gibi » çeşitli bahanelerle ibadetten birçok zaman kaytaran birileri ile sohbet ediyormuş. Mazeretleri de bir sürü imiş. Bir ara söz yemekten, içmekten açılmış.

– “Bugünlerde canım bir helva yemek istiyor ki!… Bir türlü pişirip de yiyemedik” demiş, Nasreddin Hoca.

– “O kadar zor bir şey mi helva pişirmek, a Hoca” demişler.

– “Ne yapalım” demiş Hoca. “Şeker ve un bulundu, tere yağı bulunmadı. Tere yağ ve şeker bulundu, un bulunmadı. Un ve tere yağ bulundu şeker bulunmadı.”

– “Hiç bir araya getiremedin mi bunları?” demişler.

– “Hepsinin bir araya geldiği de oldu,” demiş Hoca. “Amma o zaman da ben bulunmadım.”

 

İkinizin arasında gidiyorum

Nasreddin Hoca bir Kadı ile Bir tüccara yoldaş olmuş. Ortada Hoca, sağında Kadı efendi, solunda Tüccar efendi, hem konuşuyorlar hem de yürüyorlarmış. Hoca efendi yeri geldikçe yol arkadaşlarının yaşamları ve ibadetlerindeki gevşeklikleri konusunda söz dokundururmuş.

Makamına güvenip , kendini çok büyük bir adam sanan Kadı efendi , Hoca’ya:

– “Sana da lâf yetişmez ki” demiş, “İstersen öyle kurnaz kesilirsin ki , en yaman

muzırları bile geride bırakırsın. İstersen yaban öküzünden daha şaşkın görünürsün.”

– “Yok canım, abartıyorsun, bak ben haddimi nasıl biliyor, muzırla yaban öküzünün arasında gidiyorum.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.