DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 16°C
Gök Gürültülü

“SEN”DEN “BİZ”E DOĞRU

25.10.2016
1.176
A+
A-

Annesinin karnını tekmelerken dışarı çıkacağı günü sabırsızlıkla bekliyordu. Çünkü dokuz ay boyunca, duyduğu muhteşem sesin ve söylenen o güzel sözlerin, sahibini görmek için can atıyordu.  Her tekmede duyduğu o,  güzel sözlere şimdiden bağlanmıştı. Ve işte yine aynı ses, heyecanlanmıştı.

Anne de bütün gün yorulmuş, tam oturup dinlenmek isterken sanki ‘beni sev’ dercesine minik ellerin hücumuna uğramıştı. Aslında tüm isteği biraz uyumaktı.

Ne var ki bu sevimli küçüğün buna müsaade etmeyeceğini anlamıştı. Tüm sevecenliğiyle, elini karnında gezdirirken,  “Seni seviyoruz. Baban da ben de seni seviyoruz. Sen bizim biriciğimizsin. Sen bir tanesin. Hadi şimdi uyku zamanı ve sen de uyumalısın.” dedi.

Nafile! Hiç ikna olmamıştı. Zira annesinin karnında olmak yerine, kucağında olmaya kesin kararlıydı ve artık yolculuğu başlamıştı.

İşte yolun sonundaydı.

Onca sesin arasında birden içi ürperdi, yine o ses, ta kendisi, “sen” diyordu, “sen aramıza hoş geldin bebeğim. Seni çok bekledik. Sen ne tatlısın, sen ne şekersin, …….”

Sonrasında her cümle “sen” le başlıyordu, “sen düşersin, sen alamazsın, sen tutamazsın, sen otur, sen bekle ….. .”  Sanki bu kelimelerle bağlanmıştı eli kolu. Onlara muhtaçmış gibiydi, yapayalnızdı.

Zaman ilerledikçe, büyümüş, güçlenmiş ve o, “sen”ler , “ben” e dönüşmeyi başarmıştı. Her söylenene bir cevabı vardı, hükmedercesine.

Cevap hazır, “ ben yaparım, ben yaparım, ben yaparım, ben …. .”

Bu defada kendi yapabildiği için kendiyle kalıyordu. Annesi kucağından indiriyor, “hadi o zaman otur da kendin yap, benim biraz işim var” diyordu. Bu defada kendi, kendisinin yalnız kalmasına sebep olmuştu.

Kafası karışmış, ne yapacağını nasıl davranacağını bilemiyordu. Üstelikte var olan “ben” ile yapamayan arkadaşlarına üstünlük taslıyor, onlar yapamadıklarında küçümsüyordu.  Kendisi başaramadığında da hırçınlaşıyordu.

Artık gittikçe büyüyor, çevresindekilerden örnek almaya, örnekleri değerlendirmeye başlıyordu. En yakın çevresi ailesiydi.

Bir gün, annesiyle babasını konuşurken dinlemişti. “Biz” diyordu babası annesine, “Biz”.

İlk defa duymuştu.

Biz, bir aileyiz, biz birbirimize destek olmalıyız. Biz birbirimizi anlamalı, biz birbirimizi düşünmeliyiz. Biz birbirimize saygı duymalı ve yardım etmeliyiz. Biz her şeyi paylaşmalı, paylaşarak bizi düşünmeliyiz. Hadi, şimdi bizim için bir şeyler yapalım.”

Acaba, biz neydi?  O, “Biz”in içinde kendisi de var mıydı, merak ediyordu. Varsa, ne yapacaktı, yoksa neden yoktu?

Annesi mutfağa gittiğinde usulca babasının yanına yaklaştı, “biz ne demek” deyiverdi.

“Biz” demişti babası, “biz, sen ile ben-in yalnızlığını paylaşarak gidereniz.”

“Yani, demek istiyorum ki, sen ile ben, bir arada “biz” oluruz.  Paylaşarak, birlikte pek çok güzellikler yaratırız.

Hadi şimdi bizim için yani annen, sen ve benim için bir şeyler yapalım”,  diyerek elini tutup kaldırdığında bazı şeyleri anlamaya başlamıştı.”

Geçenlerde annesi elindeki dondurma külahını yere atmamıştı, bu biz bilincinden geliyordu çünkü bu sokak bizimdi.

Babası, pazarda dağıtılan ekmekler için sıraya girmişti ve bir tanesini almış ikincisini geri vermişti, bu biz bilincinden geliyordu. Çünkü arkasında, sırada bekleyenlerle ekmeğini paylaşmalıydı,

Dün sınıfta, Osman iki tane yediği için Ayşe’ye de muz yetmemişti. Osman şu ben bilincinden bir kurtulsa iyi olacaktı.

Artık bu ailenin, bu sokağın, bu toplumun, bu ülkenin bir parçası olduğunun bilincine varıyordu. Biz-in içinde kendini buldu ve sorumluluklarını ailede görerek öğrenecekti.

Anne karnında SEN- le başlayan yolculuğu, BEN-den de uzaklaşarak, BİZ BİLİNCİ ne varan bir birey olarak, ailede başlayacak, okulda pekişecek, çevresinde kabul görecekti ve o zaman olgunlaşacaktı, bir zamanların sevimli küçüğü.

 

 “biz” bilincine varan bireyler görmek dileğiyle “biz” de kalın…

 

“Yola çıkınca her sabah, Bulutlara selam ver.

Taşlara, kuşlara, Atlara, otlara İnsanlara selam ver.

Ne görürsen selam ver.

Sonra çıkarıp cebinden aynanı

Bir selamda kendine ver.

Hatırın kalmasın el gün yanında

Bu dünyada sen de varsın!

Üleştir dostluğu varlığa,

Bir kısmı seni de sarsın.”

Psikolog Üstün Dökmen

 

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
23 Nisan 2020
6 Haziran 2018
19 Ocak 2016
YORUMLAR
  1. Avatar Sevdiye dedi ki:

    Cok güzel. Sen ben o değil biz olmayi bildiğimiz, ögrenebildiğimiz,öğretebildiğimiz zaman çok daha güzel günler ülkemizi ve bizi bekler.

  2. Avatar Nurşen Gazezoğlu dedi ki:

    ALKIŞLARIN EN ÇOĞU SANADIR GÜZEL ARKADAŞIM…..TEBRIKLER..TEBRIKLER