DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 38°C
Sıcak

Velilere ergenle iletişim ve sınav kaygısı eğitimi verildi

Velilere ergenle iletişim ve sınav kaygısı eğitimi verildi

 VM Medical Park Kocaeli Hastanesi’nden Psikolog Dilay Süloğlu, Özle Bilgili Kültür Okulları’nın düzenlediği “Ergenle iletişim ve sınav kaygısı” konferansına konuşmacı konuk olarak katıldı. Ergenle iletişimin püf noktalarına değinen Süloğlu, sınav döneminde ise velilerin sınav kaygısı ile nasıl başa çıkmaları gerektiğini anlattı.

ANNE-BABA OLMAK BAŞKA, ARKADAŞ OLMAK BAŞKADIR

Anne-babaların bazıları, çocuklarıyla iletişimlerini arkadaşlık ilişkisi olarak görmeyi tercih etmektedir. İlk bakışta bu göze hoş gelebilir. Ancak, doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü, ebeveyn-çocuk ilişkisinin kuralları ile arkadaş-arkadaş ilişkisinin kuralları farklıdır. Buradaki en kritik nokta, ebeveynin bilinçaltı algısıdır. Bu algının ana fikri, “Kaliteli ilişki sadece arkadaşlık ilişkilerinde olur” şeklinde ifade edilebilir. Bu da çocukla kurulacak iletişimin başlangıç noktası adına hatalı bir düşüncedir.

ERGENLE ERGEN OLMAYIN

Çocukla kurulan iletişimde ebeveynlerin sıklıkla yaptıkları hatalardan biri yaş düzeylerine uygun olgunlukta bir iletişim tarzı sergilememeleridir. Ergenin, yaşına uygun olarak, kolay öfkelenmesi, alınganlık göstermesi, çatışmacı bir dil kullanması doğal olarak kabul edilebilir. Ancak, birçok ebeveynin da aynı bir ergen gibi kolay öfkelenip çatışmacı dil kullanması anlamlı değildir. Sonuçta anne-baba ile çocuk arasındaki ilişkinin, yetişkin-ergen ilişkisi olması gerekirken, iki ergenin ilişkisine dönmesi işleri oldukça zorlaştırabilmektedir. Ebeveynden beklenen, çocuğun duygusal iniş çıkışları karşısında daha sakin, dengeli ve kontrollü olmayı başarmasıdır. Aksi halde, iletişim çatışmalarının şiddeti daha yoğun olmakta ve her iki taraf da fazlaca yıpranmaktadır.

KÜÇÜK NOTLAR VE MEKTUPLAR YAZIN

Küçük kağıtlara, “Seni seviyorum”, “İyi ki varsın, varlığın beni çok mutlu ediyor”, “Dün bizim için yaptığın şey bizi çok duygulandırdı” gibi hoş, anlamlı ve çocuğun duygularına hitap edecek ifadeleri küçük not kağıtlarına yazarak, yatağına, defterinin arasına koyun ve gün içinde sürpriz şekilde fark etmesini sağlayın. Emin olun çok işe yarayacak ve şaşıracağınız kadar olumlu sonuçlar alacaksınız.

100 ÖĞRENCİDEN 65-70’İ SINAV KAYGISI TAŞIYOR

Psikolog Dilay Süloğlu, son olarak sınav kaygısı ile başa çıkmanın yollarını anlattı. Süloğlu, sınava giren her 100 öğrenciden 65-70’inin sınav kaygısı taşıdığını söyledi ve kaygıdan korunmak için özellikle kaygının nedenlerini tespit etmenin önemli olduğunu, kişinin yeterlilikleri ve yetersizlikleri belirlenerek, eksik olduğu alana kontrollü müdahale etmenin çok önemli olduğunu vurguladı. Süloğlu, “Kaygıyı azaltacak bireye ait başarı, beceri, çalışma disiplini ve kişisel her türlü avantajları içeren kaynaklarını görmesini sağlamak önemlidir. Öğrencinin, güne hafif bir gevşeme ve fizik egzersizle başlaması, kaygı hissettiği durumlarda diyafram nefesi ile 4 saniyede burundan aldığı nefesi 8 saniyede ağzından yavaşça vererek en fazla arka arkaya 5 kez nefes egzersizi yapması gerginliği azaltan, korkuyu kontrol altına alan etkenlerden biridir” dedi.

AİLELER, NELER YAPMALI VEYA YAPMAMALI?

Psikolog Dilay Süloğlu, ailenin, çocuğunu ilgi ve yetenek alanlarına göre değerlendirmesi ve onun duygu ve düşüncelerine önem vermesi, olumsuzluklara odaklanmaması, deneme test sonuçlarına olumsuz yaklaşmaması, çalışmasına ve programına, “Haydi çok dinlendin, çalışsana artık. Bu kadar çalışmayla kazanamayacaksın” gibi uyarılarda bulunmaması gerektiği konusunda uyardı.

Ailelerin, özellikle çocuğunu başkalarıyla kıyaslamaması, sınavın hayattaki başarının tek kriteri olarak görülmemesi, sınava hazırlanma süresince harcanan maddi bedelin hatırlatılmaması, başarısını, “İyi evlat” kriteri olarak görmemeleri gerektiğine de işaret ederek, “Ailelerin çocuklarının sosyal yaşam olarak da hareketli olmalarına fırsat vermeliler, örnek olmalı, desteklemeli, uygun çalışma ortamı ve beslenme koşullarını sağlamalı, başarısızlıklarını kabul etme sorumluluğunda da olmalıdırlar” dedi.

Süloğlu, ailenin, çocuğa yapması gerekenler konusunda destek vermesinin önemli olduğunu, “Sınav koçu” olarak, bir uzman veya öğretmenin onu yakından izleyerek, sorunlarını dinleyerek, çalışmalarını organize ederek ve aile yaklaşımlarını düzenleyerek öğrenciye profesyonel yardımlarda bulunabileceğini söyledi.

img_6605 img_6608 img_6621 img_6625

.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.