DOLAR 6,8675
EURO 7,7760
ALTIN 397,30
BIST 8,7028
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 30°C
Az Bulutlu

YAŞADIĞIN HER GÜN ÖZELDİR

13.12.2016
903
A+
A-

Ne kadar doğru, değil mi?

Aslında, özel olan biziz. Gözlerimizi açabildiğimiz her sabah, ne kadar özel olduğumuzun en güzel ifadesi.

Aldığımız her nefes, tadına vardığımız her yiyecek ve duyabildiğimiz her ses, çok çok özel olan bizlere ait. Her saniye, her dakika ve her saat, biz fark etsek de etmesek de bizlere bahşedilen özel zamanlar.

Bizler ne yapıyoruz?

Biz, kendimizin çok özel olduğunu unutup, günlerimizi özelleştiriyoruz. “ O gün, bu gün” diyerek kendimiz için kullanmaya kıyamadıklarımızı, sadece ‘o önemli ‘ diye addettiğimiz günlere saklıyoruz. Hiç eskitmeden, saklamaya özen göstererek.

“Takımı bozulur, leke olur, akar, kokar, çeker”, diyerek bir şekilde bin bir sebeple saklar, sonra özel dediğimiz durumlarda, günlerde ortaya çıkarırız.

O mu bizi eskitsin yoksa biz mi onları eskitelim?

Misafirden misafire kullandığınız yemek takımına gitti aklınız ya da özel bir gün için askıda duran kıyafetinize.

“Öyle ya onlar için iyi para ödediniz, özen gerekir.” diyordum, taa ki annemi kaybettikten sonra dolaplarını boşaltana kadar.

Kırık dökükleri atarken, “oh eskitmiş” diyordum içimden. Ne var ki kıyamadıklarımızın, kıyamadıklarına, kıymak zorunda kalmak kelimelere sığmıyordu.

Giysilerinden en değerlilerini, “anne bak bunu giyin” dediğimde, “ aman yavrum gezmeye giderken giyerim” derdi, kıyamazdı ya da misafir geldiğinde giyerdi.

 

Ve şimdilerde daha çok anladım ki değerli okurlarım, bizler için her gün ÖZELdir..

Sevgiyle kalın…..

 

Eniştem; kız kardeşimin tuvalet çekmecesinin alt gözünü açtı ve ince kâğıda sarılmış bir paket çıkardı.

“Bu” dedi, “sıradan bir çamaşır değil.” Kağıdı açtı ve çamaşırı bana uzattı. Zarif ve ipekliydi.

Kenarları elişi dantelle süslenmişti. Astronomik bir fiyat taşıyan etiketi hala üstündeydi.

   – “Jan bunu New York’a ilk gittiğimizde almıştı. Nereden baksan sekiz, dokuz yıl olmuştur. Hiç giymedi. Özel bir gün için saklıyordu.”

   Çamaşırı benden aldı ve cenaze evine götürmek üzere ayırdığımız diğer giysilerle birlikte yatağın üzerine koydu. Bırakırken eli bir an yumuşak kumaşı okşar gibi oyalandı. Çekmeceyi hızla kapattı ve bana döndü ve dedi ki :

   – ” Hiçbir şeyini özel bir gün için saklama. Yaşadığın her gün özeldir.”

   Cenazeyi izleyen günlerde enişteme ve yeğenime beklenmeyen bir ölümün arkasından yapılması gereken tüm üzücü işlerde yardımcı olurken sık sık bu sözleri hatırladım. Kardeşimin ailesinin yaşadığı şehirden California’ya dönerken uçakta yine bu sözleri düşündüm. Kardeşimin göremediği, duyamadığı veya yapamadığı bütün şeyleri düşündüm. Hala eniştemin sözlerini düşünüyorum ve hayatım değişti.

   Artık daha çok okuyor, daha az toz alıyorum. Balkonda oturup bahçemi seyrediyorum, uzayan çimlere aldırmadan. Ailem ve dostlarımla daha çok vakit geçiriyorum, iş toplantılarında daha az. Mümkün olduğu kadar sık “hayatın katlanılması gereken bir dertler zinciri yerine zevk alınacak olaylar silsilesi olarak görülmesi” gerektiğini hatırlatıyorum kendime. Her anın güzelliğini duyumsayarak yaşamak istiyorum. Hiçbir şeyimi özel günler için saklamıyorum.

   Kıymetli tabak çanağımı her “özel” olayda kullanıyorum. Birkaç kilo vermek, tıkanan lavaboyu açmak, bahçemde ilk açan çiçek gibi özel olaylarda.. En pahalı ceketimi canım isterse süpermarkete giderken giyiyorum. Teorime göre eğer zengin görünürsem, küçük bir torba erzak için o kadar parayı daha rahat ödeyebilirim. Pahalı parfümü özel partiler için saklamıyorum. Mağazalardaki tezgâhların ve banka memurlarının burunları da, en az parti parti gezen arkadaşlarımınkiler kadar iyi koku alır.

   “Bir gün” kelimesi dağarcığımdaki yerini kaybetti. Bir şey, eğer görmeye, duymaya veya yapmaya değerse, onu şimdi görmek, duymak ve yapmak istiyorum.

   Hepimizin “Yaşayacağımıza garanti gözüyle baktığımız yarını görmeyeceğini” bilseydi eğer kız kardeşim, neler yapardı kim bilir? Sanırım aile fertlerini veya yakın arkadaşlarını arardı. Belki eski birkaç arkadaşını arayıp aralarında geçen sürtüşmeler için özür dilerdi.

 Belki bir lokantaya en sevdiği çin yemeğini ısmarlardı. Bunların hepsi, birer tahmin, kardeşimin neler yapamadan öldüğünü hiçbir zaman bilemeyeceğim.

Ya ben?

Eğer sayılı saatimin kaldığını bilseydim, yapamadığım şeyler olduğu için kızardım. Yazmayı ertelediğim mektupları yazmadığım için kızardım. “Bir gün ararım” dediğim dostları görmediğim için kızardım.

Eşime ve kızıma onları ne kadar çok sevdiğimi yeterince sık söylemediğim için kızardım. Artık hayatlarımıza kahkaha ve renk katacak hiçbir şeyi yarına ertelememeye, duygularımı dizginlememeye çalışıyorum.

Ve her sabah gözlerimi açtığımda kendime o günün “Özel bir gün” olduğunu söylüyorum.

Her gün, her dakika, her nefes, gerçekten Allah’tan bize bir armağan.(alıntı)

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
29 Ağustos 2017
2 Mayıs 2019
8 Kasım 2016
26 Temmuz 2019
7 Haziran 2016
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.