DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C

YENİSİ GELİYOR

27.12.2016
1.201
A+
A-

 

Hepimize eşit dağıtılmış zamanın nasıl geçtiğini düşünürken, Denis Waitely’in sözlerini hatırladım bugün. Kimsenin uzatıp kısaltamadığı zaman içinde, bizim için hep var olan yarınlardan söz ediyordu.

Derki: “Zaman, kimse arasında ayrımcılık yapmayan bir işverendir. Yeni bir güne başlarken herkes aynı sayıda saat ve dakikalara sahiptir. Örneğin zenginler parayla daha fazla saat satın alamazlar. Aynı şekilde bilim adamları yeni dakikalar icat edemez. Ya da yarın kullanmak üzere bugünün zamanını biriktiremezsiniz. Ancak yine de zaman son derece adil ve bağışlayıcıdır. Geçmişte vaktinizi ne kadar boşa harcarsanız harcayın, hala koca bir “yarın”a sahipsinizdir.”

Bitmek bilmeyen, yarınlar… Öyle ya, hepimize sunulan süre aynı, sadece kullanımı farklı. İsterseniz öğlene kadar yatın, günün yarısını kullanın, isterseniz tamamını, siz bilirsiniz. Ya küçük mutluluklar yaratın ya da üstünüze örttüğünüz battaniye, ayaklarımı örtmüyor kısa geldi, diye söylenip kendinizi mutsuz edin.

Oysa söylenmek yerine ayaklarımızı kıvırmayı başarsak, işte o zaman o sıcacık battaniyenin altında huzurlu bir uykunun tadına varabilir kendimize mutluluğu hediye edebiliriz.

Nasıl olsa aynı güne, aynı güneşe gözlerimizi açmıyor muyuz? Yaptığımız hataların telafisi için, başarılarımız ve mutluluklarımızın tekrarı için aynı yarınlara sahip değil miyiz? Küçük çözümlerle büyük mutluluklar bizim değil mi?

O halde nedir önemli olan?

Kimine göre mütevazı bir hayat, kimine göre de zengin ışıltılı bir yaşam. Her ikisinin ortak bir paydası var, zaman.

Bir yılı geride bıraktık, hani bize bahşedilen şu üç yüz altmış beş günü. Şimdi hiç açılmamış en yeni haliyle, yine bir o kadar yenisi geliyor. Postaya verilmiş bile, üç dört güne kadar burada..

Bu sefer, öncekinden, en iyi şekilde kullanılmak üzere gönderilmiş, her saniyesi, her dakikası, her saati bizim için çok özel. Geçmiş geçmişte kaldı elbet, sizleri geçmişe göndermek gibi bir niyetim yok. Tam tersine yüzümüzü geleceğe yönelttik.

Umutlarımızın yeşereceği, gönüllerin ferahlayacağı, mutluluğun, kardeşliğin, barışın, sabrın ve hoşgörünün var olduğu yöne. Sevgiyle yoğrulmuş yeni başlangıçlara, mutlu olmayı başarabileceğimiz sağlıklı ve huzurlu yarınlara.…

Her ne yaşandıysa yaşandı ve bitti. Dökülenler saçılanlar olsa da onları toplamak ve yeniden yerleştirmek için zamanımız var, yeter ki zamanı nasıl kullanmak gerektiğini bilelim ve geçmişin faresine, geleceğin peynirini kaptırmayalım.

Biraz gülümse güne başlarken, gözlerini kapat ve doğayı içinde hisset.

Cıvıl cıvıl kuşlar ötsün, renk renk çiçekler arasında kelebekler uçuşsun. Şöyle bir gerin, nefesini tutarak yılın bütün üzüntülerini topla ve ardından, bırak yavaş yavaş hepsi akıp gitsin dönmemek üzere.

Bak etrafında mis gibi kokan çiçeklere, biraz hoşgörü, biraz şefkat, biraz sabır, biraz nezaket, biraz umut biraz da sevgi çiçeği olsun buketinde. Bir tutam inanç, bir tutam ilgi ve anlayışla süsle, bir de bolca zaman olsun içinde.

Sonrasını biliyorsun, yeni yılın her yeni gününde  “günaydın” diyerek uzat tüm sevdiklerine, bütün olumsuzluklara inat.

Zamanı iyi değerlendirmeniz dileğiyle….

  2017 de yüzünüzden tebessüm, kalbinizden sevgi eksilmesin. Mutlu yıllar….

Amerikalı bir zengin işadamı, bir iş seyahati sırasında küçük bir Meksika koyu kasabasına uğrar. Limanda gezerken, ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı dikkatini çeker. Merakla yanına yaklaşır ve sorar,

“Merhaba, bu balıkları yakalamak ne kadar zamanını aldı ?”

Balıkçı, tümünü bir-iki saate yakaladığını söyler. Yabancı adam bu kez, niçin daha uzun sure kalıp daha fazla balık yakalamadığını sorar. Balıkçı, ailesinin geçimi için bu kadarının yettiğini söyler.

Amerikalı işadamı merakla balıkçıya kalan zamanını nasıl geçirdiğini sorar. Balıkçı anlatır,

“Geç vakit yatarım, sabah birazcık balık yakalarım. Sonra çocuklarımla oynarım, öğleyin de karım Maria ile biraz siesta (öğle uykusu) yaparım. Akşamları, amigolarla beraber gitar çalıp beraber eğleniriz. Dolu ve meşgul bir yaşantım var efendim”

Amerikalı gerinerek, “Benim Harvard’dan mastırım var ve sana yardım edebilirim. Balık tutmak için daha çok zaman ayırmalı ve daha büyük bir tekne ile çalışmalısın. Bu tekneden elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa surede (bilgi yelpazesi.net) bir balıkçı filosuna sahip olursun. Böylelikle, yakaladığın balıkları aracılara değil doğrudan doğruya işleme tesislerine satarsın. Hatta kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Balıkçılık sektöründe bir numara olursun”

Ve Amerikalı devam eder, “Tabii bunları yapman için öncelikle bu küçük balıkçı kasabasını terk edip Mexico City’ye, daha sonra Los Angeles’e ve en sonunda holdingini genişletebileceğin New York’a yerleşirsin”

Balıkçı düşünceli vaziyette sorar, “Peki bayım, bu anlattıklarınız ne kadar zaman alır?”

Amerikalı cevaplar, “15-20 yıl kadar”

“Peki, bundan sonra efendim?” diye sorar balıkçı…

Amerikalı güler, “Simdi anlatacağım en iyi tarafı! Zamanı geldiğinde, şirketini halka açarsın ve şirketinin hisselerini iyi paraya satarsın! Kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın!”

“Milyonlar?” der.

Meksikalı, “Eee… sonra bayım?”

Amerikalı, “Ondan sonra emekli olursun. Geç vakitlerde yatabileceğin küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin, istersen zevk için biraz balık tutarsın, çocuklarınla oynayacak, karınla öğle uykusu için zamanın olur, akşamları da arkadaşlarınla gitar çalar eğlenirsin. Nasıl, mükemmel değil mi?”

-Çok güzel de ben şu an başka ne yapıyorum ki! (alıntı)

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.