DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 7°C
Yoğun Kar Yağışlı

ATLI KÖŞK MÜZESİ’nde BİRGÜN..

22.01.2017
1.720
A+
A-

ATLI KÖŞK MÜZESİ’nde BİRGÜN..

Müzeler her zaman,sanat eserlerini rahatca gorup,uzun uzadıya  keyif

alabileceğiniz özel yerlerdendir.Hele ki biraz sanat ve tarih seviyorsanız

en mutlu olunacak yerlerdendir müzeler.

Bugün size gitmekten çok keyif aldığım,Boğaz ‘ın en güzel yerlerinden

olan Emirgan’daki Sakıp Sabancı Müzesi’n den bahsedeceğim ..

 

”Atlı Köşk” olarak çoğumuzun yakından tanıdığı Sakıp Sabancı Müzesi,

1927 yıllarında İtalyan mimar Edouard De Nari tarafından yaptırılmış,bir

köşk.İlk sahipleri de Mısır Hidiv ailesi.Uzun yıllar yazlık olarak kullanılmış,

daha sonra da Karadağ Sefareti olarak hizmet vermiştir.

 

1950 yıllarında Hacı Ömer Sabancı tarafından satın alınmıştır.Fransız

heykeltraş Louis Doumas’ın 1864 yapımı at heykeli bahçeye yerleştirilmiştir.

Daha sonra da bu köşk”Atlı Köşk” olarak anılmaya başlanmıştır.

Köşkün arazisi içindeki ikinci bir at heykeli de 1204 yılında Haçlı Seferleri

sırasında İstanbul Sultanahmet Meydanı’ndan alınarak San Marco kilisesi önüne

yerleştirilen dört attan birinin dökümüdür.

 

Herkesin yakından tanıyıp sevdiği ünlü işadamı Sakıp Sabancı,1998 yılında

zengin hat ve resim koleksiyonuyla birlikte köşkü içindeki eşyalarla müzeye

dönüştürülmek üzere Sabancı Üniversitesi’ne tahsis etmiştir.

 

2002 yılında modern bir galerinin eklenmesiyle ziyarete açılmış,2005 yılında da

teknik düzeyde uluslararası standartlara kavuşmuş bir müzedir.

 

Benim en sevdiğim yanı da güzel ve masalsı bahçesidir.Boğaza hakim bir yer olan

Müze,içeri girdiğiniz andan itibaren atmosferi ile adete büyülenmenize yol açar.

Muhteşem ağaçlar,içlerinde saklanmış heykeller,nefis bir ağaçlı yol..

 

Hele bir de o nilüferler ile süslenmiş havuz yok mu..Monet’in o rüya gibi

tabloları sanki canlı olarak karşınızda durmaktadır.Arada bir  size merakla bakan

kaplumbağalar ya da kurbağalar gözünüze çarpabilir.Bu kadar güzel bir havuz içinde

yaşamaktan onlar da mutludur sanırım.Hani rahmetli   Bob Ross yaşasa,şuraya mutlu

bir ağaç çizelim,mutlu mutlu nilüferler de çizelim diyeceği  gibi bir manzara gerçekten de..

 

Ağaçlı yolu çıkmaya başladığınızda,dinlenmek isterseniz denize bakan taraftaki

teras tam sizin içindir.Boğaz’ın incisi fıstık çamları ile manzara bir kat daha İstanbul

kokar işte..

 

Fotoğraf çekmeyi sevenlerdenseniz,bu nokta tam da sizler için.Boğaz ‘ı içinize

bol bol çekin ve ne kadar şanslı olduğunuz düşünün..

 

İnanılmaz sakin bahçede bulunan  Roma,Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait

arkeolojik eserler her bir köşede sessizce onlarla ilgilenmenizi beklerler sanki.

Mutlaka hiçbirini gözden kaçırmayın derim..

 

Neyse onca güzellik ile ruhunuz gülümserken,muhteşem at heykeli çıkar müze

girişinde..Son derece heybetli ve etkileyici görünür her zaman bana.

 

Güvenlik kontrolleri ile içeri girdiğinizde,köşk tüm ihtişamı ile sizi alıp uzaklara

götürür.Bu köşkte neler yaşandığını,ne hayatlar geçtiğini düşünürüm mesela.Her

taraf el yazmaları,tablolar,vazolar ,birçok değerli eşyalar.Hani bir masal prensesi

hissettiğimiz anlar vardır ya,işte burası onu yaşatır size.Bazen uzun uzun gözlerimi

kapar,sesleri duymaya çalışırım.Geçmişin tozundan arınmış,derin bir müzik sesi gelir

sanki en derinlerden..

 

Duvarlardaki tablolar,sanki hepsi birer hikaye saklar bakmasını bilene…Derini görmek

ancak,baktığımız şeye değer vererek bakmakta saklı.Bunca yılın yaşanmışlıkları bu

tablolarda yaşamakta sanki.Birçok insan tanımış,birçok ev sahibi değiştirmiş belki de

bu eserler.Onca yılın yorgunluğuna rağmen,yine de her gelen ziyaretçiye sevgi ile

gülümsemeyi unutmamaktalar işte..

 

Atlı Köşk’ün üst katına çıkıldığında önemli Osmanlı hat eserleri var.El yazması

Kuran-ı Kerimler ,levhalar,hilyeler,berat ve fermanlar son derece güzel bir atmosfer içersinde

sergilenmekte.Ne tarafa bakacağını şaşırıyor insan..

 

Benim en sevdiğim bölüm resim koleksiyonlarının olduğu kısım.Erken dönem

Türk resminin en güzel örnekleri ve Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde

yaşamış ve İstanbul’da eserler vermiş Fausto Zonaro,Ivan Ayvazovski  gibi değerli ressamların

eserlerini burada görmek mümkün.

 

Müze koleksiyonlarında eserleri bulunan ressamlar arasında Osman Hamdi  Bey,Şeker

Ahmet Paşa,Süleyman Seyyid,Fikret Mualla ve İbrahim Çallı gibi resim sanatımıza damgalarını

vurmuş isimler bulunmaktadır.Her gittiğimde güncel olan önemli sergilerden önce mutlaka

koleksiyon resimleri gezer öyle diğer sergilere göz atarım..Nedense bir başka etkiler beni

bu resimler.Allahtan arada koltuklar konulmuşta oturup,hem dinlenip hemde resimlerle

iletişim kurabiliyorsunuz benim gibi.

 

Bütün  müzeyi gezdim,gerçekten yoruldum derseniz sizi dinlendirecek kafeler de var.

Hava güzelse  teras kafede bir yorgunluk kahvesi için derim.Yanınıza mutlaka iyi bir

arkadaşta alın ki,hem kahveye eşlik etsin,hem de gördüklerinizi heyecanla anlatın birbirinize.

 

Sanatla kalın..

Hoşçakalın..

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.