DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 38°C
Sıcak

SURİYELİLER BİRAZ BEKLESİN

25.01.2017
791
A+
A-

Biz millet olarak hem alicenap, hem asil, çok özel bir milletiz. Varlığımızın ve mevcudiyetimizin en önemli özelliği budur. Adil olmak, hak hukuk gözetmek, emanete ihanet etmemek. Biliyorsunuz bir kaç yıldır Suriyeli Mülteciler ki sayıları dört milyona yakın, ülkemize sığındılar. Sokaklarda onları pejmürde bir şekilde gördüğümde içim sızlanıyor. Bakın şu tesadüfe ki, dün TESUD İkinci Başkanı Ergin Albay konuğumdu, çaylarımızı içerken Suriyeli bir baba ile küçücük bir oğlu geldi. Çocuk hemen ısıtıcının önüne koştu, ellerini uzattı. Belli ki donmuş. Babaya yardım ettik, dua etti ve gitti. İşte Suriyelilerin ülkemizdeki hali bu. İçlerinde tabi ki zengin olanlar var. Meslek sahibi olanlar da var. Ama büyük çoğunluğu garip gureba insanlar. Biz şimdi onlara vatandaşlık vermek için çalışmalar yapıyoruz. Ancak şöyle bir şey söylemek mümkün, biraz beklesinler. Neticede bu insanlar benim ülkemi tanımıyorlar. Önce bu ülkenin örfünü, anneannesini iyice öğrensinler. Bak biz altmış yıl önce insanlarımızı gurbete yolladık. Öyle asil bir milletiz ki ekmek parası için gurbete giden vatandaşlarımız bulundukları ülkeye hiç ihanet etmediler. O ülkelere veli nimetimiz gözüyle baktılar. Kanunlarına, kitaplarına saygılı oldular, sorun olmadılar ve sonunda bu asil özelliklerimizin neticesinde bulundukları ülkelerde vatandaşlık hakkı elde ettiler. Bunu yürekleriyle bilekleriyle kazandılar. Sonra oralarda milletvekili, bakan, belediye başkanı, belediye meclis üyesi oldular ve bunları çok güzel bir şekilde ifa ettiler. Suriyeliler bize geleli daha bir kaç yıl oldu. Dolayısıyla onlarda önce kendilerini bir ispat etsinler. Benim ülkemi bilmeyen ve tanımayan insanların oy kullanarak ülkemin kaderi üzerinde söz sahibi olmaları şimdilik pek de doğru değil. Beklesinler. Bir Türk nasıl davranır, o asaleti göstersinler. Tıpkı altmış yıl önce yurtdışına gönderdiğimiz değerli gurbetçilerimiz gibi. Ondan sonra zaten bu ülke onların içine siner, biz de onları seve seve ülkenin bir asil vatandaşı gibi görmeyi kabulleniriz ve isteriz. Durum bundan ibaret. Sokaklarda konuşuyorum, vatandaşın görüşünün bu olduğu için paylaşma ihtiyacını bu vesile ile ifade ediyorum.

Çorba Bizden Olsun

Köyden Kayseri’ye gelen bir köylü, sabah kahvaltısı için bir lokantaya gitmeye karar verir. Oldukça kalabalık olan lokantada yer bulamayan köylü, kasiyerin yanındak küçük masaya oturur.

Garson siparişleri almak için köylünün yanına gelir. Köylü mercimek çorbası sipariş eder. Fakat bizim Kayserili köylü, çorba gelene kadar koca bir sepet ekmeği bitirir. Çorba gelir, onu da ekmek ister ve çorbayla midesine götürür. Giderken kasaya yanaşır ve ne kadar borcu olduğunu sorar. Kasiyer, “Hacı abi, sen ekmeğin parasını ver de çorba bizden olsun”, der.

Güllük Gülistanlık

Sakıp Sabancı’ya bir gün demişler ki:

– “Ağa bu dünyada her şey güllük gülistanlık nereye baksak her tarafta senin şirketlerini ve fabrikalarını görüyoruz”

– “Burada işin iş. Ya diğer tarafta ne olacak, orada ne yapacaksın, nasıl kurtulacaksın zebanilerden?”

Sakıp Ağa gülerek cevap vermiş:

– “Öte yanda da işimizi sağlama aldık. Bir tarafımızda iSA, diğer tarafımızda muSA”

Başım belada

Siyasal gerginliğin dışında iki toplumun insanlarının arasındaki sosyo-kültürel farklılığın da büyük boyutlara ulastığı bir dönem de, bir Türk gurbetçisinin evi: Küçük oğlan, akşam üstü okuldan gelmiş… Kapıdan girer girmez:

Anne! diye seslenmiş, ben Alman oldum!

Annesi:O nasil söz? Sakın bir daha tekrarlama…

Anne ben Alman oldum. Bugün sınıfta karar verdik. Ben Almanım artık…

Annesi sus bakayım diye perdeden bağırırken,babası da içerden duyup kosmuş. Bir tokat, bir tokat daha… Çocuk bir yandan yediği dayaktan korunmaya çalışırken, bir yandan da konuşmasını sürdürüyormuş:

Şu dünyanin işine bakın! Alman oldum. Yarım saat sonra Türklerle başım derde girdi!…

M.Akif Ersoy

Eski Milletvekillerinden, dinine imanına yani müslümanlığa cok bağlı olan birisi olan Mehmet Akif Ersoy’un kendisine meclis’de onu sevmeyen bir milletvekili tarafindan su soru sorulur: – Mehmet bey ya siz veteriner değilmiydiniz? Bunun üzerine Mehmet Akif Bey cevabı yapıştırır: – Evet, bir yeriniz mi ağırıyordu?

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.