DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Parçalı Bulutlu

AYŞE TEYZENİN CÜZDANI

01.02.2017
1.086
A+
A-

Dün malumunuz Çarşamba’ydı. Gölcük’ün en büyük pazarının adı da Çarşamba’dır. Pazarda gezmeyi severim. Esnaflarla sohbet etmeyi, eşe dosta selam vermeyi, gerçekten çok severim. Ayşe Teyze bizim mahallenin büyüğüdür. Annemin de ahretliğidir. Dün gözlerinden ateş fışkıra fışkıra gazeteye geldi. Kapıyı açıp içeri girdi. Elindeki torbaları bir kenara koyup, “Şimdi söyle bakayım, bu promosyonları Mart’ta bize verecekler mi?” dedi. Bende “E bakan söyledi ya Ayşe Teyze” deyince, cüzdanını çıkardı, demir paralardan üç lira yirmi beş kuruş saydı. Elli lirayla pazara çıkmış, torbalarında da fazla bir şey yoktu, üç buçuk lirası kalmış, rahmetli Nihat Amca memur olduğu için maaşına %3 zam gelmiş, o da yansımadığı için aynı dul maaşını almış. Ben tabi ki içim titreye titreye yanında oturuyorum, öyle ya kızar çakar bir tokadı yapacak bir şey yok. Dedi ki “Ya herhalde bu işleri yapanların fasulyeden, nohuttan, peynirden ve kurbandan kurbana gördüğümüz et fiyatlarından herhalde haberi yok. O ne demekmiş öyle %3 zam?” Cüzdanı kapattı, sehpanın üzerine koydu, ben ona bir ıhlamur söyledim, durdu cüzdanı tekrar açtı. “Bak içinde üç lira yirmi beş kuruş var” dedi. “Demin de saydın, aynı şeyi söyledin ya Ayşe teyze” dedim. “Sus konuşma şimdi eve gidince torun bana ‘niçin harçlık vermiyorsun?’ diyecek. Kalan para bu.” “Promosyonu onun için mi sordun?” dedim, “Ya niçin olacaktı? Antalya’ya tatile gidecek halim yok ya, promosyon parasını toruna vereceğim ki, şu iç sıkıntısından kurtulayım “ dedi. Cüzdanı tekrar açtı bozuklukları bana tekrar gösterdi ve çekip gitti.

ŞU SURİYELİLER BIKTIRIYOR

Biz millet olarak el açıp aman dileyenlere merhametli oluruz. Suriyeliler, savaştan kaçıp ülkemize sığındılar. Türkiye gücünün yettiğince onlara bakıyor. Lakin, koca koca adamlar alık salık dolaşıp, el açıp dilencilik yapacaklarına ailelerini burada bırakıp, ülkelerine savaşa gitseler ya. Onlar yerine bizim Mehmetçiğimiz savaşıp, şehit düşüyor. Bildiğim kadarıyla Gölcük Kaymakamlığı vasıtasıyla sosyal yardımlaşmadan para da alıyorlar. Buna rağmen köşe başlarında pejmürde bir şekilde oturup dilenenleri görmek istemiyorum. Sokağa her çıktığımda Gölcük Esnafları “Yahu kardeşim şunları yazsanıza! Bıktık bunlardan!” diyor. Bir bakıyorsunuz, bir fırının önünde, bir marketin önünde, çökmüşler orada dileniyorlar. Tek tek, dükkan dükkan dolaşıp, dileniyorlar. Bu görüntüler, hoş görüntüler değil ve artık Gölcüklünün de canı sıkılmaya başladı. Mağdurlar evet, savaştan kaçtılar evet, bize sığındılar evet, ama o evetleri, “yeter be artık!” dedirtmeye de hakları yok!

DOLAR ZIPTIÇIKTISI

Baş döndürücü bir döviz trafiği yaşıyoruz. Piyasaların dakikası dakikasına uymuyor. Bir malzeme soruyorum, “Sana şu fiyattan olur” cevabından bir hafta sonra mal geliyor, fatura söylenenden bir hayli kabarmış. Telefon açıyorsun, “E birader bu nedir?” diye, aldığın cevap, “Ne yapalım abi, o gün dolar öyleydi, bugün böyle. Bizde mecburen farkı yansıtmak zorunda kaldık.” Diyelim ki, ertesi gün dolar bir parça düştü, aç telefonu “Şimdi fiyatı ne?” diye sor, yine o yüksek fiyatı söylüyor. Bu nasıl bir iş? Dolar çıktıkça fiyatlar çıkıyor da; dolar düştükçe ne hikmetse o müşterinin lehine bir düşüş olarak fiyatlara yansımıyor. Siz ne kadar bağırsanız çağarsanız da hikaye. Sadece sinirlendiğinizle kalırsınız, moraliniz bozulur, yüksek fiyatın kazığını yemeye devam edersiniz.

Erzurum’da Yaz

Bir dervişe:

-“Nerden geliyorsun?” demişler.

-”Kar rahmetinden geliyorum” demiş.

-“O ne diyardır?” demişler.

-“Soğuktan ere zulum olan olan Erzurum’dur” demiş.

-“Orada yaz olduğuna rast geldin mi?” demişler.

-“Vallahi 11 ay 29 gün kaldım, halk hep yaz gelecek dedi ama ben görmedim!” demiş.

 

Cafer Ağa

Erzurum Belediyesinin kuruluş yıllarında fahri olarak her işe koşuşturan Cafer Ağa’nın bu gayretkeşliğini ödüllendirmek için Ankara’ya gidecek heyete onu da yazmışlar.

Cafer Ağa bu haberden çok memnun olmuş. Öyle ya ekabir-i memleketten olmasa heyete adını yazarlar mı?

Cafer Ağa o akşam eve hergünkünden farklı bir havayla gelince hanımı merak edip sormuş:

– Cefer, o gözel sufatın niye ele töhmüş, mosolun asmışsan, bişeye mi sinirlendin?

– Ben sinirlenmim kim sinirlensin! Bıhdım usandım. Sohahlar mi temizlenecah, gel Cefer Ağa, çölpühler mi payhlanacah, gel Cefer Ağa. Şindi de Engere’de hökümatın işi bozulmuş, gel Cefer Ağa!

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.