DOLAR 7,9520
EURO 9,4549
ALTIN 463,25
BIST 1.314
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 16°C
Hafif Yağmur

TENEKE MAHALLE İÇİN ÖNEMLİ ADIM

21.03.2017
854
A+
A-

Gölcük’ün en eski mahallesidir orası. Adına Teneke mahalle derler. Tersaneyi kuran büyük ustaların ikamet ettiği yer. 1926 yılında Atatürk’ün emriyle kurulan Gölcük Tersanesiyle başlar, bu ölümsüz aşk. Bir destan bir efsane. Dün Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele’yi heyet olarak ziyaret ettik. Ayla Şener ablamız, Saygın Encan ve Erkan Filiz abimle birlikte makama çıktık. Önce teneke mahallenin unutulmaz hikâyelerini büyük bir heyecanla dinledi, Donanma Komutanımız Oramiral Veysel Kösele. Teneke mahallenin bulunduğu bölgeye inşallah Donanma Komutanımızın katkılarıyla bir anı objesi konacak. Bu hepimizi mutlu etti. Sonra dedik ki bir anı buluşmasını da doğup büyüdüğümüz garnizon içerisinde yapalım. Teneke mahallenin o değerli insanları yaşadıkları yeri anılarında bir kez daha canlandırsınlar. Gerçekten son derece leziz bir buluşmaydı dün ki ziyaretimiz.

YAPMAYIN ARKADAŞLAR

En sinir bozucu sorunlarımızdan bir tanesi de hiç şüphesiz trafik kurallarını hiçe sayan ve onu ihlal etmek için özel çaba gösteren sorumsuz sürücüler. Nerede olursanız olun hastanenin park alanlarında dahi önünüze, sağınıza, solunuza, arkanıza araç park edip çıkışınızı engelleyenler. Hiç düşünmezler ki o araç anında ihtiyaç olsa nereden çıkacak? Bencilliğin bu kadarına pes doğrusu dedirtiyorlar. Kırmızı ışık yanmış bekliyorsunuz ama hiç önemli değil, bir sorumsuz arsızca en öne geçmeyi çalışıyor. Bir başkası engellilere ait park yerlerine aracını çekmiş. Olacak şey değil ama maalesef oluyor. Ne diyelim edep yahu. Bu lafı anlayana sivri sinek saz, anlamayana sazı soksan az.

TUZLU KAHVE

Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika bir şeydi.. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki.. Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı, ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.. delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı.. “Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.. “Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi.. “Kahveme koymak için..” Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı.. Kahveye tuz!.. delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan, ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var” dedi.. delikanlı anlattı: “Çocukken deniz kenarında yasardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum. . Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki..”  Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının.. Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri.. Ev duyusu olan biri.. Kız da konuşmaya başladı.. Onun da evi uzaklardaydı.. Çocukluğu gibi.. O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu.. Tatlı ve sıcak.. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii.. Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kasık tuz koydu, hayat boyu.. Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü.. 40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına.. Şöyle diyordu, satırlarında.. “Sevgilim, bir tanem.. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.. İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun..? Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan.. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Simdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok.. İste gerçek.. Ben tuzlu kahve sevmem. O garip ve rezil bir tat.. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, her şeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da..” Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında bir gün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey” diye soracak oldu.. Gözleri nemlendi kadının.. “Çok Tatlı!..” dedi..

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
24 Kasım 2017
30 Ocak 2017
10 Ağustos 2017
16 Ağustos 2016
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.