DOLAR 8,3465
EURO 9,6728
ALTIN 504,34
BIST 10,8172
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Gök Gürültülü

ZAMAN ÇABUK GEÇİYOR

28.03.2017
1.353
A+
A-

 

Evet, duyar gibi oluyorum.

Çocukken ne kadar çabuk büyüdüğünüzü söylemelerine şaşırırken, sizler şimdi çevrenizdeki çocuklara aynısını söylüyorsunuz.

“Ne çabuk büyüdün.”

Belki de, “ bir hafta ne çabuk geçti” diyorsunuz.

Ya da bir yaş daha büyümüş olmanıza alışamazken, yeni bir yaşa merhaba demeye hazırlanıyorsunuz.

Yaşarken hep bir şeyleri sıralarız, bu güne sığmazsa yarına bırakırız. Yaptıkça yarınlarımız hiç tükenmez.

Bunları yaparken hayat hiç bitmeyecek sanır, her yeni güne yeni dilekler ve planlarla başlarız. İz bırakan bir gün olmazsa doğal olarak da zamanın geçtiğini fark edemeyiz.

İlk deneyimlerimizi hep hatırlayarak devam eder hayat. Çünkü onlar ilktir. Durup bir düşünün çocukluğunuzu, hayatınızdaki ilkler sizin önem derecenize göre sıraya girecektir.

Oysa büyüdükçe, göreceksiniz ki yaptığınız pek çok şey deneyimlenmiş ve eskileri hatırlamaya gerek görmemişsiniz.

Her hatırlamak istemediğimiz deneyim zamanın hızında parçalanarak kaybolmuştur,  bizde zamanın ne kadar çabuk geçtiğini sanır, düşünür dururuz.

Biliyor musunuz, küçükken bahçemizin çok büyük olduğunu düşünürdüm. O zaman benim için öyleydi. Büyüdükçe öyle olmadığını gördüm ve bunu fark ettiğimde kendi kendime gülümsedim.

Acaba zaman da böyle midir? Bu sadece benim algımla mı alakalı?

Bu cevabı bulmanın bir yolu olmalı. Gününüzün yavaş geçmesini istiyorsanız, o zaman kendinizi mutlu edecek, zevk alacağınız, farklı bir gün geçirmenizi sağlayın.

Akşam olduğunda algılarınız size ne düşündürecek acaba? Hatırlanmaya değer anlarınız size neler hissettirecektir?

Yapacağımız şeylerin üzerinde dikkatle düşünmeli, bizlere olan fayda ve zararlarını iyi değerlendirmeli, hatırlanmaya değer anların sayısını artırmalıyız.

Alacağımız kararlar, sevdiklerimizin yaşamlarına dokunabilmeli, kendi yaşamlarımızda onlarla mutlu olmayı başarmalıyız.

Bazen kararlarımızı alırken en iyinin peşine düşer, hedefimizden uzaklaşırız.

Hadi bunu da bir düşünün. “Ona, o kadar para vereceğime bunu alsaydım” dediğinizi ya da “ama senin için bunun en iyisi olduğunu sanmıştım” diyerek başladığınız cümleleri.

Kendimiz için ya da başkaları için hiç fark etmiyor değerli okurlarım, sadece geriye kalan zamanlarda, iyiyi ararken yıllarımızı kaybetmeyelim, bizim için güzel olanla yetinerek, mutlu anların tadına varalım.

Sevgiyle mutlu kalın…

 

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde pireler berber, develer tellal iken ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken.

Bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış. Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş.

Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi, nice şövalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş.

Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan bir delikanlı da bu kızı istemiş. Ama kız onu da reddetmiş. Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış.

Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış. Bir gün yolu bir zamanlar yaşadığı güzel, küçük kasabaya düşmüş.

Orada tanıdık birine rastladığında aklına bir zamanlar orada yaşayan dünyalar güzeli kız gelmiş ve ona ne olduğunu sormuş.

Yaşlı adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş. Delikanlı bir zamanlar herkesi reddetmiş olan bu kızın kocasını çok merak etmiş.

Bir gün gizlenip kocasını evden çıkarken görmüş. Kızın kocası şişman, kel ve çirkin mi çirkin bir adammış. Üstelik zengin bile değilmiş.

Çok merak eden adam, kocası gittikten sonra evin kapısını çalmış. Kadın kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir adamla evlenmiş olduğunu sormuş.

Kadın da ona, arkasındaki gül bahçesinden en güzel gülü koparıp getirirse, cevabı vereceğini, bu arada tek şartının bahçede ilerlerken,  geriye dönmemesi olduğunu söylemiş.

Adam da bunun üzerine yüzlerce gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamış. Birden çok güzel sarı bir gül görmüş. Tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pembe bir gül gözüne çarpmış.

Tam ona uzanırken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası görmüş. Tam onu koparırken ilerde…

Derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş ve mecburen oradaki sonuncu gülü koparıp kıza götürmüş.

Bahçenin en güzel gülünü beklerken kız bir de ne görsün yaprakları solmuş cılız bir gül. Gülmüş adama..

ʺBak gördün müʺ demiş, ʺHer zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer

ve sen sonunda en kötüsüne bile razı olmak zorunda kalırsın.

Bu yüzden gençlik gitmeden doğru seçimler yapmayı öğrenmek gerekir.ʺ(alıntı)

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.