DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 20°C
Sağanak Yağışlı

İYİLİK VE KÖTÜLÜK

26.04.2017
691
A+
A-

Yaşlı Kızılderili reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran …iki köpeği izliyorlardı Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı Oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti bunlar Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu

O merakla, sordu dedesine Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı

“Onlar” dedi, “benim için iki simgedir evlat”

“Neyin simgesi” diye sordu çocuk

“iyilik ile kötülüğün simgesi Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm Onun için yanımda tutarım onları”

Çocuk, sözün burasında, mücadele varsa, kazananı da olmalı diye düşündü ve çocuklara has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

“Peki”, dedi “Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?”

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa:

“Hangisi mi evlat?

Ben hangisini daha iyi beslersem!”

 

SUCU

Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan efendisinin evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde efendisinin evine 1,5 kova su götürebilmiş.

Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş. iki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş: “iki yıldır çatlağımdan su sızdırdığımdan dolayı görevimin yarısını yerine getirebildiğim için kendimden utanıyor ve senden özür diliyorum.” demiş.

Sucu şöyle demiş:

“Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum.”

Gerçekten de tepeyi tırmanırken patikanın bir kenarındaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş. Sucu kovaya sormuş:

“Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi? Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. iki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronun sofrasını süsledim. Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşamayacaktı.”

 

SEVGİ, ZENGİNLİK VE BAŞARI

Bir kadın,evinden dışarı çıkar ve uzun beyaz sakallı üç yaslı adamın evinin önünde oturduklarını görür.

Onları tanımadığı halde :

-“Ben sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız” der.

“Lütfen içeriye gelin ve bir şeyler yiyin.”

“Evin erkeği içerde mi?” diye sorarlar adamlar.

“-Hayır” der kadın.O dışarıda.

-“Öyleyse içeri gelemeyiz” diye cevap verirler.

Akşam olup kadının kocası eve geldiğinde,kadın başından geçenleri kocasına anlatır.

-“Git onlara söyle ben evdeyim içeri gelebilirler” der.

Kadın dışarı çıkar ve onları içeri davet eder.

-“Hepimiz ayni anda içeri girmeyiz.” der yaşlı adamlar.

Kadın öğrenmek ister.

-“Niye giremezsiniz?”

Yaşlı adamlardan bir tanesi açıklar:

“Onun adı zengin” der ve bir arkadaşını gösterir,ve bir diğerini işaret eder.

-“O başarı”,ben ise sevgi” Sonra ekler :

-“Şimdi içeri gir ve kocanla konuş,hangimizi evinizde istersiniz?”

Kadın içeri girip söylenenleri kocasına anlatır.

Adam duyunca neşelenir.

-“Ne güzel!” der,madem öyle,zengini içeri çağıralım ve evimizi zenginlikle doldursun.”

Karısı itiraz eder :

-“Canım, niçin başarı’yı çağırmıyoruz?”

Bu sırada konuştuklarını evin diğer köşesinde bulunan gelinleri duyar.Zıplayarak gelir ve kendi fikrini söyler :

-“Sevgi’yi çağırsak daha iyi olmaz mi?Evimiz sevgiyle dolar!”

-“Gelinimizin önerisini dikkate alalım” der adam karısına.

-“Dışarı çık ve sevgi’yi bizim misafirimiz olması için davet et.”

Kadın dışarı çıkar ve 3 yaşlı adama sorar :

-“Hanginiz sevgi?Lütfen içeri gel ve misafirimiz ol”.

Sevgi ayağa kalkar ve eve doğru yürümeye başlar.Diğer iki yaşlı adam da onu takip ederler.

Kadın şaşırmış bir şekilde zengin ve başarı’ya sorar :

-“Ben sadece sevgi’yi davet ettim,siz niye geliyorsunuz?”

Zengin ve başarı bir ağızdan cevap verirler :

-“Eğer zengin’i ya da başarı’yı davet etmiş olsaydın diğer ikisi dışarıda kalırdı,ama sen sevgi’yi davet ettin, o nereye giderse biz de oraya gideriz.Nerede sevgi var ise,orada başarı ve zenginlik de vardır.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.