DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Sağanak Yağışlı

19 MAYIS’IN ÖNEMİ

18.05.2017
826
A+
A-

Sarı saçlı mavi gözlü adam, bir büyük Dünya Lideri. Canından çok sevdiği milletinin bekası için eğer Bandırma Vapuru’yla 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkmasaydı; düşünün Bakalım biz ne olurduk? Erzurum ve Sivas Kongrelerinden sonra Amasya Tamimiyle yakılan kurtuluş ateşi, bir milletin nasıl tek yumruk olduğunu, vatanı ve milleti için neler yapabildiğini başka türlü nasıl gösterecekti? Büyük Atatürk her zaman yüce Türk Gençliğine güvendiği için bugünkü bayramı Gençlik Bayramı olarak ilan etti ve dedi ki “Türkiye Gençler ile yükselecek.” Çocukları sevdiği için Gazi Meclisin açılış gününü bizim çocuklara armağan etmişti. Böylesine eşsiz bir lidere sahip olduğumuz için ne kadar övünsek azdır. Eğer Kurtuluş Savaşı olmasaydı, eğer Çanakkale’yi geçilmez yapmasaydık, ne ben bu satırları yazabiliyor olacak ne de sizler hür ve bağımsız bir ülkede yaşayabilme onurunu tadacaktınız. Tüm dünyanın gıpta ettiği İngilizlerin “Dünyaya her yüzyılda bir büyük lider gelir, maalesef yaşadığımız yüzyılda bu Türklere nasip oldu” dedikleri insan cumhuriyeti halkıyla birlikte kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. İşte onun için bu devlet her zaman on sekiz yaşındadır. Ne cumhuriyetimiz yaşlanır, ne ona inananlar kaç yaşında olurlarsa olsunlar bedenen olmasa da fikren ve ruhen on sekiz yaşında olmaktan geri kalmazlar. Dünyada çocuklara ve gençlere armağan edilen iki bayramın da sahibi biz olmamız Gazi’nin sevgisinin ve onurunu bu günlere yansımış hali değilse nedir? Ufkunu batıya çeviren, bizlere medeni ve müreffeh devletler seviyesine ulaşmak gayedir talimatı veren Gazi Mustafa Kemal Atatürk üç bir yanı denizlerle çevrili Türkiye için de şunu söylemiştir “Üç yanı denizlerle çevrili ülkemizin hak ve menfaatlerini korumak için güçlü bir Donanma gayedir” bunu tam da bizim için Gölcük için yazdım. Biz bir Donanma Kentiyiz. Gazi o ruhu Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa’dan aldı. Ne demişti büyük komutan, büyük denizci “Denizlere hakim olan cihana hakim olur.” Biz Gölcük’te yenilmez armada olarak bildiğimiz aşk ile bağlı olduğumuz Donanmamızı da bunun için sevdik ve o sevgi her zaman karşılıksız oldu. Çünkü biz vatanı sevdik. Bu ülke gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yoldan hiç bir zaman ayrılmayacağını Anıtkabir’e yediden yetmişe koşarak dosta ve düşmana gösteriyor. O halde değerli Gölcüklüler bugün büyük bir bayram; ev ve iş yerlerimizi bayraklarla donatalım, Ay Yıldızlı Bayrağımızın dalgalanışını birlikte huşu ile izleyelim, Gençlik Marşını birlikte söyleyelim. Bugün büyük gün, bayram yerlerini sakın ola ki boş bırakmayalım. El ele, kol kola olalım. 19 Mayıslar Türk Gençliğinin gönül seferberliğidir. Bayramlar öyledir. Haklı bir coşkunun alanlarıdır. Bugün bayramdır dostlar, omuzlarda olan yükün farkındaki gençliğin bayramı. Bir bayramdır, coşkuyla kutlanır. Pınarlar gibi sevgi akar bayram günlerinde içimizden. Seksen milyona kutlu olsun.

 

 

ANLAMA

Birkaç yüzyıl önce Papa bütün Yahudilerin Roma’yı terk etmeleri gerektiğine karar verir. Doğal olarak Yahudi toplumundan büyük bir tepki gelir. Bunun üzerine, Papa ile Yahudi toplumundan önde gelen birisiyle karşılıklı dini bir müzakere yapmalarını önerir. Yahudiler kazanırsa kalacaklar, Papa kazanırsa gidecekler. Yahudiler çaresiz kabul eder ve temsilci olarak Moiz’i seçerler. Ancak Moiz’in Papa ile aynı dili konuşamaması nedeniyle müzakere de konuşmak yerine sadece işaret dilinin kullanılmasını teklif ederler. Papa kabul eder. Müzakere günü geldiğinde iki taraf karşılıklı yerlerini alırlar ve karşılıklı olarak bir süre bakıştıktan sonra Papa elini kaldırarak üç parmağını gösterir. Buna karşılık Moiz tek parmağını kaldırır.  Papa parmaklarını sallayarak başının etrafında çevirir. Moiz ise parmağıyla yeri işaret ederek oturduğu yeri gösterir.   Papa yanındaki çantadan bir parça ekmek ve şarap çıkartınca Moiz de bir elma çıkartır.  Bunun üzerine Papa ayağa kalkarak : ‘Ben pes ediyorum, Yahudiler kalabilirler’ der. Müzakere sonrasında Papa’nın etrafına toplanan kardinaller Papa’ya ne olduğunu sorduklarında Papa; – Ben önce 3 parmağımı gösterip Kutsal Üçlüyü işaret ettim.

Buna karşılık o bana tek parmağını gösterip her iki dinin de tek tanrıyı tanıdığını soyledi. Ben parmaklarımı sallayıp başımın etrafında çevirerek tanrının bizim etrafımızda olduğunu gösterdiğimde o da oturduğu yeri işaret ederek tanrının onların durduğu yerde de olduğunu işaret etti.  Ben kutsal ekmek ve şarap çıkartıp tanrının bizim günahlarımızı bağışladığını göstermek istediğim zaman da hemen bir elma çıkartıp bana ilk günahı hatırlattı. Herifin her şeye bir cevabı var. Ne yapabilirdim ki?  Aynı sırada Yahudi cemaati de Moiz’in etrafını sarmış ona nasıl  Başardığını soruyorlardı. Moiz:

– Önce bana 3 parmağını gösterip 3 gün içinde burayı terk etmemizi istedi. Ben de ona bir tekimizin bile ayrılmayacağımızı söyledim. Sonra bütün şehrin Yahudilerden temizleneceğini söyledi. Ben de, hiç bir yere gitmeyip olduğumuz yerde kalacağımızı söyledim.– Sonra ne oldu? diye kalabalık heyecanla sordu. – Valla, sonrasını ben de pek anlamadım. Adam biraz hiddetlendi ve öğle   Yemeğini çıkarttı. Bunun üzerine ben de benimkini çıkarttım.  Hepsi bu!…

İNSANLARIN NE KONUŞTUĞU DEĞİL NE ANLADIĞI ÖNEMLİDİR. YA SENİ ANLAYAN BİRİ İLE KONUŞ, YA DA ANLAŞILMIYORSAN SUS .

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.