DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 21°C
Sağanak Yağışlı

ENGELLERİNİZİ TANIDINIZ MI?

23.05.2017
1.139
A+
A-

ENGELLERİNİZİ TANIDINIZ MI?

“Bu engeller olmasa, bir görün ben neler yapıyorum.”

Dediniz mi hiç? Düşündünüz mü, sizleri neler engelliyor?

Tek tek ele aldınız mı onları tanımak için?

 

İçsel en büyük engellerimiz, “korku, hatırlayamama, başaramama düşüncesi ve inanç sistemimiz”. Değişim ve dönüşümleri yaratırken bunlardan özgürleşmemiz şarttır.

 

Bunlarla birlikte iletişim içindeyken empati ( duygudaşlık) duygumuzu da bir geliştirebilsek sanırım sorunlarımızın çoğu kendiliğinden çözülecektir.

 

Korkarız, hem de çok. Korku, her şeyin en başında yer alır. Kaybedeceğimiz şey her neyse onsuz olamamaya inandığımızda korkarız, çünkü kaybetme düşüncesi korku yaratmaktadır.

 

Hatta kaybettiğimize inandığımız anda davranışlarımız değişir. Kimi zaman aslan kesiliriz kimi zaman donar kalırız. Şarkılara, şiirlere, romanlara kaynak olan da bu değil midir?

 

En güzeli de korkuların üzerine üzerine gidebilmeyi başarmak, yoksa korkuların esiri olmaz mıyız?

 

Hatırlayamamak, unutmak. Belki de unutmayı istiyor olabiliriz de kim bilir, “Hepimizin hatırlamak istemediği pek çok anısı vardır” dedim, sizde hatırladınız.

 

Hatırlayın, korkmadan hatırlayın ki barışın, unutmak istediğiniz anılarla.

Unutmak istemediklerinizi de yazın, asın, bir yerlere baktıkça mutlu olun, lütfen.

 

Başaramama düşüncesi, bir kurtarabilsek kendimizi bu düşünceden, neler yapacağız neler, küçük büyük hepimiz.

 

Tutunup kaldığımız en önemli içsel engelimiz. Neye başlarsak başlayalım, ilk akla gelen şey, “Yapabilir miyim, olur mu acaba, ya yapamazsam?” gibi benzer sorular.

 

Bunlar belki çocuklarımızı hatırlattı bize ama inanın yetişkinlerin bile bu sorularla kendilerini engellediği bir gerçek.

 

En büyük engel zihnimiz değil mi? Ah, o geveze zihnimiz.

Biz sorarız, o cevaplar. Başarısız olan bütün deneyimleri sergiler önümüze.

Bizde, eğer çocuklar gibi güçsüzsek inanıveririz.

 

Öyle değil mi?

 

Hep sevdiklerimize inanarak, inanma(ma)yı öğrenmedik mi?

 

İşte İnanç sistemimiz. Deneyimlerimizin geliştirdiği bir sistem, aldığımız sonuçlar neye inanacağımızı belirler. Güçlüyseniz durumları objektif açıdan değerlendirir sağlam bir inanç sistemi geliştirirsiniz. Neye, kime, nasıl, ne kadar inanacağınızı bilirsiniz.

 

Ben, koçluk eğitimlerine başladığımda ki o zaman İzmit’te çok bilinmiyordu, “ İşin mi yok senin, boş şeyler …..”, “ Sen bu eğitimlere gidince çok değiştin.”,     şeklinde söylenenler benim de inanç sistemimin yönünü değiştirebilirdi (ki bunun gibi düşünenlerin, inanç eksikliğine çocukluk yaşlarında yaşadıkları başarısızlıklar, olumsuzluklar kaynak oluşturabilir deniliyor) belki kendimce objektif değerlendirmelerim olmasaydı.

 

Çoğumuz insanları anlamadan eleştiriyoruz, suçluyoruz da, “olabilir, belki öyle değildir, yanlış anlaşılmıştır vb. ” demek yerine kesin yargılıyoruz. İçinde bulundukları durumu düşünmeden hem de…

 

Oysa onun penceresinden baktığımızda ne kadar da gereksiz olumsuz düşünceler taşıdığımızı anlarız. Onun hissettiklerini hissettiğimizde ise bazen “ hımm az bile yapmış” ya da nasıl dayanabilmiş dediğimiz zamanlar olmuyor mu?

 

 

Yapabileceklerimiz sadece, korkunun üzerine gitmek, işimize yarayanları hatırlamak, başarabilme düşüncemizi geliştirmek, bunları yapabileceğimize ve kendimize inanmaktır.

 

Bunları yaparken, üzüntülerimizi, sevinçlerimizi empatiyle karşılıyorsak sadece kendimiz mutlu olmaz, başkalarını da mutlu ederiz.

 

Mutlu etmek elimizdeyken kıymetini bilmek dileğiyle….

Hem mutlu hem sevgiyle kalın…

 

Roma’da bir kasap yan dükkânda çalışan berberi öldürmüştür. Berber çok yakışıklı genç bir adamdır.

 

Başta kadınlar olmak üzere neredeyse bütün roma bu adama hayrandır. Onu öldüren kasap ise görüp görülebilecek en çirkin ve kaba adamlardandır.

 

Kasabın berberi satırla doğrayarak hunharca öldürmesi halkta öyle büyük bir nefret uyandırmıştır ki kasabın diri diri yakılması, acılı yöntemlerle idam edilmesi istenmektedir.

 

Romalı avukatların üzerinde halk baskısı olduğundan kasabı savunmak istememektedirler, halkın nefretini kazanmaya cesaretleri yoktur.

 

Ancak dönemin yasalarına göre bir adam bir avukat tarafından savunulmadıkça da hakkında yargıya varılamamaktadır. Kasabın davası bu nedenlerle devam edemediğinden ona Venedikli bir avukat getirilmiştir.

 

Mahkeme günü avukat savunmasını yapmak için ayağa kalkar;

 

“onurlu roma halkı, jürisi, savcıları size Venedik halkının, yargıçlarının ve savcılarının selamlarını getirdim” der.

 

Mahkeme salonu alkışlamaya başlar. Alkışlar dinince avukat bir kez daha “onurlu roma halkı, jürisi, savcıları size Venedik halkının, yargıçlarının ve savcılarının selamlarını getirdim” der.

 

Ancak bu kez salondakiler alkışlamaz ve “anladık da hadi savunmana geç” bakışları atarlar avukata.

 

Avukat üçüncü kez “onurlu roma halkı, jürisi, savcıları size Venedik halkının, yargıçlarının ve savcılarının selamlarını getirdim”, deyince yargıçlardan biri dayanamaz ve “sen bizimle alay mı ediyorsun! Burası ciddi bir mahkemedir!” diye avukatı azarlar.

 

Tüm salonda kızgın mırıldanmalar duyulmaktadır.

 

Avukat durumu şöyle açıklar; “sayın yargıçlar ve sevgili roma halkı,
siz tanrının selamını 3 kere almaya bile dayanamadınız.

 

Ricardo’nun (kasap) öldürdüğü berber, her sabah, ikisi de dükkânlarını açarken “Eyy Ricardo! Senin kadar çirkini görülmüş müdür acaba?

 

Neden kendini öldürüp de bu çirkinliği yok etmiyorsun!” demekteymiş.

Savunmam bu kadardır.” der ve Ricardo’yu idam edilmekten kurtarır. Ricardo’nun cezası oldukça hafifler.

Formun Üstü

Formun Altı

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.