DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 21°C
Gök Gürültülü

DEPREM MÜZESİ NEDEN GÖLCÜK’TE YAPILMADI?

14.06.2017
780
A+
A-

Gölcüklüler için “kıyameti yaşadılar” desek yanlış söylemeyiz. 17 Ağustos 1999’da yüzyılın en ağır felaketi Gölcük’te yaşandı. 45 saniyede 45 yılda yapılanlar yerler bir olurken, büyük acılar büyük travmalar adeta üzerimize bir kabus gibi çökmüştü. Acılarımız çok büyüktü. Yitirdiklerimiz çok fazlaydı. Gölcük harap olmuştu. Ağır kayıplar ilçemizi de altüst etti. Aradan geçen onca yıla rağmen o travmalar devam ediyor. Önceki gün Ege Denizi’nde meydana gelen ve Gölcük’ü de sarsan deprem bizleri bir kez daha 18 yıl öncesine götürürken bir de baktık ki, Deprem Müzesini İzmit yapmış. Halbuki o büyük felaketin merkez üssü Gölcük’tü. Gölcük’te yaşanan kayıplar, deprem alanı içerisinde Eskişehir’den Bursa’ya kadar hiç bir yerde yaşanmadı. Tarihe de merkez üssü Gölcük olarak geçen 17 Ağustos Depremiyle ilgili bu zamana kadar bir deprem müzesinin yapılmaması ilçemiz adına çok büyük bir ayıp ve eksikliktir. Ne yazık ki Gölcük’ü yönetenler bunları düşünemedi ama İzmit Belediyesi düşünmüş ki 17 Ağustos Deprem Müzesini İzmit’te hayata geçirdiler. Ayıptır ya hu! Günahtır ve yazıktır! Her 17 Ağustos’ta laflarla deprem şehitlerini anmakla deprem müzesini yapamazsınız. Bak onu İzmit yaptı. Ne diyelim helal olsun onlara. Şimdi buradan 17 Ağustos’ta gider İzmit’teki müzeyi gezersiniz olur biter.

YOĞUN BAKIMDA HÜZÜNLÜ BEKLEYİŞ

Çok acılarla dolu bir yerdir yoğun bakımların önleri. Biz eşimle birlikte kayınpederim de yoğun bakımda olduğu için her gün öğle saatlerini Necati Çelik Devlet Hastanesinin Yoğun Bakım Servisi bölümünde geçiririz. Canan ziyaret saati babasını görmeye gider, ben de kimi zaman ekrandan izlerim. Orada hüzünlü ve gözyaşlarıyla dolu tedirgin bir bekleyiş vardır. Her gün yeni simalar görüyoruz, her gün eski simaların kaybolduğuna şahit oluyoruz. Dün de Musa Şenol’un annesi vefat etti. Yoğun bakım önündeki gruptan bir aile daha eksildi. Böylesine garip bir bekleyişin insan üzerindeki olumsuz etkilerini de orada hissediyor ve görüyorsunuz. Kimi zaman sinirler geriliyor, Allah’tan tatsız şeyler olmuyor da büyük travmalar yaşanmıyor. Şöyle bir bakıyorum da o servisteki görevliler de insanları yaşatmak için her şeyi yapıyorlar. Mesela önceki gün kayınpederimin kalbi durmuş. Büyük çabalarla tekrar çalıştırmışlar. Canan’a da artık yakınlarınıza haber verin, görmek isteyenler gelsin demişler. Doğal olarak ağlamaklıydı eşim. Son bir yıldır bizim evimizde misafirdi kayınpederim. Canan doğal olarak ona çok daha yakındı ve yaklaşık iki aydır her gün hastaneye gidip, her gün değişen bir şey yok mesajı almak, ne kadar da kötü bir duygu. Allah orada bulunanların yar ve yardımcısı olsun. Çalışanlara gayret, dışarıda tedirgin bekleyişte olanlara da Allah sabır versin, güç ve kuvvet versin. Zordur yoğun bakımın önünde hüzünlü bekleyişin dakikaları.

Çöp Kamyonu Kanunu

Bir gün bir taksiye atladım ve havaalanından hareket ettik.

Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önümüze çıktı.

Taksi şoförü sert bir şekilde frene bastı, kaydı ve diğer arabaya çarpmaktan milim farkıyla kurtuldu.

Diğer arabanın sürücüsü camdan başını çıkartıp bağırmaya ve küfretmeye başladı.

Taksi şoförü ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı. Ve gerçekten çok arkadaşçaydı.

Sordum: ‘Neden bunu yaptınız? Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastaneye gönderecekti.

Taksi soförü bana, şimdi ‘Çöp Kamyonu Kanunu’ dediğim şeyi öğretti.

Şoför pek çok insanın çöp kamyonu gibi olduğunu açıkladı. Her tarafta çöp dolu olarak dolaşıyorlar; kızgınlık, öfke ve hayal kırıklığı dolular. Çöpleri biriktikçe onu bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar ve bazen sizin üzerinize bırakabilirler.

Kişisel almayın. Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın.

İşin ana fikri şu ki, başarılı insanlar çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine ve ellerine geçirmesine izin vermezler.

Hayat pişmanlıklar için çok kısa, dolayısıyla ‘size iyi davranan insanları sevin, iyi davranmayanlar için DUA edin.’

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.