DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 22°C
Sağanak Yağışlı

GEÇMİŞ OLSUN ŞÜKRAN ÖĞRETMENİM

28.06.2017
995
A+
A-

Kayınpederim günlerdir yoğun bakımda, biz neredeyse 3 aya yakın bir süredir Necati Çelik Devlet Hastanesinde kayınpederimin şifa bulmasını bekliyoruz. Yoğun bakım çok zor ve sıkıntılı bir yer. Zaman zaman hastaların hayatını kaybettiğine şahit oluyor ve hasta yakınlarının üzüntülerini de paylaşıyoruz. Yoğun bakımdaki simalar hemen hemen her gün değişiyor. Dün İlkokul Öğretmenim Şükran Demirağ’ın oğlu Tamer’i gördüm. Önce “Acaba mı?” dedim. Sonra yanıma geldi, “Nurettin naber?” deyince “Tamer hayırdır?” dedim. “Gece annemi yatırdık” dedi. Şükran Öğretmenim ilkokul birden, beşinci sınıfı bitirene kadar bana sadece öğretmenlik değil; aynı zamanda da annelik yaptı. Askılı pantolonumu arkadan çapraz bağlı olduğu için bir türlü çözemez, tuvalete gideceğim sırada koşa koşa yanına gider o bağları çözüp ben tuvaletten döndükten sonra tekrar bağlardı. Melek gibi bir kalbi, melek gibi bir yüzü vardı. Bizleri o kadar çok severdi ki onun o candan sevgisi karşısında bizler de çok ders çalışır, Şükran Öğretmenimizi mahcup etmemeye özen gösterirdik. Yerli Malı Haftalarında ben “Bakkal Nuri” olurdum. 23 Nisanlarda beni “Yavru Kurt” seçerdi. Başımızı okşar, yanaklarımızdan öper ve bizlerin yüreğinde derin bir sevgi, saygı izi bırakırdı. Sonra mezun olduk yıllar birbirini kovaladı. Uzun zamandır öğretmenimi görememiştim. Büyük kızıyla birlikte arkadaşım Tamer’i Yoğun Bakım Servisinin önünde görünce epey hüzünlendim. Öğretmenim bugün 90 yaşında. Şu anki sıkıntılı sürecini İnşallah en kısa sürede atlatır ve sağlığına kavuşur. Sadece o değil tabi; kayınpederim ve öğretmenimle birlikte Yoğun Bakım Servisinde tedavi gören tüm hastalara şifa yakınlarına da onlardan güzel haber alacakları günler diliyorum.

KOZA

Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenarına oturduğu otlardan birinin dalında, küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi. Adam, bunun bir kelebek kozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat kolay ele geçmez diye düşündü ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi. Dakikalar dakikaları kovaladı, saatler geçmeye başladı, âmâ henüz kelebeğin küçük bedeni o delikten çıkmadı. Sanki kelebek dışarı çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş gibi geldi adama. Kelebeğin elinden gelen her şeyi yaptığını ama kozadan dışarı çıkmayı başaramadığını düşündü. Bu yüzden kelebeğe yardımcı olmaya karar verdi. Cebindeki küçük çakıyı çıkarıp, kozadaki deliği bir cerrah titizliğiyle büyütmeye başladı. Böylece, bir iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük, kanatları buruş buruştu. Adam kozadan çıkmış kelebeği izlemeye devam etti. Çünkü kelebeğin kanatlarının az sonra açılıp genişleyeceğini, böylece narin bedenini havada taşıyabileceğini umuyordu. Ama bunların hiçbiri olmadı. Kelebek ,hayatının geri kalanını kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar çabalarsa çabalasın, asla uçamadı. Adamın bütün iyi niyetine ve yardımseverliğine rağmen anlayamadığı şey şuydu: Kozanın kısıtlayıcılığı ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten dışarı çıkmak için göstermesi gereken çaba, kelebeğin uçuşu için lazım olan şeylerdi. Allah’ın, bedenindeki sıvıyı kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın kısıtlayıcılığından kurtulduğu anda kelebeğin uçmasını sağlamak için seçtiği yol, buydu. Bu gerçeği öğrendiğinde, hayatı boyunca unutamayacağı bir şey de öğrenmişti iyi niyetli adam: Bazen hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey, çabalardır. Eğer Allah hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi, bir anlamda sakat kalırdık. Olabileceğimiz kadar güçlenemezdik o zaman. Ve asla uçamazdık.

HUZUR NEDİR?

Halkı tarafından çok sevilen bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan eder. Yarışmaya çok sayıda sanatçı katılır. Günlerce çalışırlar, birbirinden güzel resimler yaparlar, eserleri saraya teslim ederler. Tablolara bakan kral sadece ikisinden hoşlanır. Ama birinciyi seçmesi için karar vermesi gereklidir. Resimlerden birisinde bir göl vardır. Göl, tıpkı bir ayna gibi etrafında yükselen dağların görüntüsünü yansıtmaktadır. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslemektedir. Resim, bakanlara mükemmel bir huzur hissi verecek kadar güzeldir.

Diğer resimde de dağlar vardır. Ama engebeli ve çıplak dağlar. Dağların üstündeki öfkeli gökyüzünden boşanan yağmurlar ve çakan şimşek ise resmi daha da sıkıntılı bir hale sokmaktadır. Dağın eteklerindeki şelale insana gürültüyü, yorgunluğu hatırlatacak kadar hırçın resmedilmiştir. Kısaca resim, pek de öyle huzur verecek türden değildir.  Fakat kral resme bakınca, şelalenin ardında kayalıklardaki, çatlaktan çıkan mini minnacık bir çalılık görür. Çalılığın üstünde ise bir anne kuşun örttüğü bir kuş yuvası göze çarpmaktadır. Sertçe akan suyun orta yerinde anne kuşun kurduğu yuva izleyenlere harika bir huzur ve sakinlik örneği sunmaktadır.  Ödülü kim kazandı dersiniz? Tabi ki ikinci resim… Kral bunun nedenini şöyle açıkladı:  “Huzur hiçbir gürültünün, sıkıntının ya da zorluğun bulunmadığı yer demek değildir. Huzur, bütün bunların içinde bile yüreğimizin sükunet bulabilmesidir.”

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
31 Ocak 2019
11 Temmuz 2021
25 Kasım 2016
9 Haziran 2019
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.