DOLAR 7,8874
EURO 9,4146
ALTIN 460,20
BIST 1.331
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Parçalı Bulutlu

GÜLE GÜLE HANDE TEĞMEN

27.06.2017
851
A+
A-

GÜLE GÜLE HANDE TEĞMEN

Donanma Komutanlığında pırıl pırıl gencecik bir teğmen tanıdım, adı Hande. Son derece saygılı ve güler yüzlü. Ben onu hep Kocaeli Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde okuyan yeğenim Begüm’e benzettim ve her zaman “Hande Kızım” diye hitap ettim. Bizlerle birlikte olduğu süre içerisinde ki bu hep gazetecilik, haber ve Teneke Mahalle açılışı sırasında oldu, onu hep çok sevdik. Hande kızımız tayinler nedeniyle Deniz Harp Okuluna İngilizce Öğretmeni olarak atandı. Bu hem kendisi için, hem de bizim için gerçekten onur verici bir durum. Biz tabi ki onun gidişine üzülüyoruz, bu doğal. Hanımefendiliğiyle sevdiğimiz değerli bir kızımız Gölcük Donanma Komutanlığındaki görevini başarıyla tamamladı. Şimdi eğitim camiasında Deniz Kuvvetlerine büyük hizmetler vereceğine candan inanıyoruz. Temmuz ayının ortalarına doğru yeni görev yeri nedeniyle Gölcük’e arz-ı veda edecek Hande Teğmenimize başarılı, güzel ve huzur dolu bir meslek hayatı diliyoruz. Yolun açık olsun Hande Teğmenim.

 

KUKLALAR VE İNSANLAR

Marangozun biri; kuklalar yapıp, ipleri elinde salmış ortalığa. Kiminin ipi uzun, kiminin ki kısa. Sonra bir avuç hüzün, bir avuç acı, bir tutamda mutluluk serpmiş ortalığa. Başlamış kuklaları oynatmaya. İpleri kısa olanlar, uzanamamış mutluluğa. Uzun olanlarsa, tam eriştiklerini sandıkları anda bir tutam mutluluğa, çarpmışlar kocaman acı duvarlarına! Ve acıyı öğrenmiş tahta bedenleri, bir tutam mutluluk için, ödenen o bedeli. Derken, acı ile mutluluk arasında gide gele tahta bedenleri, insan olmuşlar. Sonra da koparıp iplerini, bir acuç hüzünle susturmuşlar kanayan yüreklerini. Ama bir daha kukla olamamışlar. İpleri kısa olanlarsa, ne mutluluk, ne acı, ne de hüznü öğrenemeden, sonsuza dek oynayıp durmuşlar ortalıkta…

 

TEVAZU

Bir adamcağız kötü yoldan para kazanıp bununla kendisine bir inek alır. Neden sonra, yaptıklarından pişman olur ve hiç olmazsa iyi bir şey yapmış. Olmak için bunu Hacı Bektaş Veli’nin dergahına kurban olarak bağışlamak ister. O zamanlar dergahlar aynı zamanda aşevi işlevi görüyormuş. Durumu Hacı Bektaş Veli ‘ye anlatır ve Hacı Bektaş Veli helal değildir diye bu kurbanı geri çevirir. Bunun üzerine adam Mevlevi Dergahına gider ve aynı durumu Mevlana ‘ya anlatır. Mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. Adam aynı şeyi Hacı Bektaş Veli’ye de anlattığını ama onun bunu kabul etmediğini söyler. Mevlana ‘ya bunun sebebini sorar. Mevlana şöyle der: – Biz bir karga isek Hacı Bektaş Veli bir şahin gibidir, öyle her leşe konmaz, o yüzden senin bu hediyeni biz kabul ederiz ama o kabul etmeyebilir. Adam üşenmez kalkar Hacı Bektaş Dergahı’na gider ve Hacı Bektaş Veli’ye, Mevlana’nın kurbanı kabul ettiğini söyleyip bunun sebebini bir de Hacı Bektaş Veli’ye sorar. Hacı Bektaş da şöyle der:

– Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise, Mevlana’nın gönlü okyanus gibidir. bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez, bundan dolayı o senin hediyeni kabul etmiştir der.

 

DUYGULAR

Bundan milyarlarca yıl önce daha insanoğlu yokken duygular varmış. Ve çok güzel bir bahçede yaşarlarmış? Aşk, kıskançlık, üzüntü, kibir bir arada oyun oynuyorlarmış, sohbet ediyorlarmış? Bu arada bir ara aşk, üzüntünün bi derdi varmış ve onunla bir ağaç arkasında sohbet etmeye başlamış üzüntü ağlıyormuş, aşk ona sarılıp teselli vermeye çalışıyormuş, bunu gören kıskançlık çıldırmış. Çok kıskanmış onların sarmaş dolaş halini görünce, eline bir ok almış çok kızmış ve konuşmalarını sarılmalarını bölmek için oku tam aralarına atmış, ama ne yazık ki ok aşkın gözüne gelmiş iyileştirmeye çalışmışlar ama olmamış başaramamışlar. Aşk kör kalmış? Bundan pişmanlık duyan kıskançlık aylarca çok vicdan azabı çekmiş ve aşkı hiç yalnız bırakmamaya karar vermiş? O günden beri aşkın gözleri körmüşse kıskançlık hep yanındaymış?

 

BUDİST

Uzakdoğu’da bir budist tapınağı, bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu. Burada geçerli olan incelik; anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, o yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan veya zil yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı, içerdeki budist, kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra söz’süz konuşmaları başladı. Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu. Budist bir süre kayboldu, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve bu kabı yabancıya uzattı. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekti. Yabancı tapınağın bahçesine döndü, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bıraktı. Gül yaprağı suyun üsünde yüzüyordu ve su taşmamıştı. İçerideki budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı. Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardı.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.