DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 37°C
Sıcak

YA ALLAH İÇİN TESBİH ÇEKSEYDİM

22.06.2017
761
A+
A-

Zamanın Birinde Bir Genç Çoban Arkadaşıyla Dertleşmeye Başlar Arkadaşına

-Benim Derdim Çok Büyük Sevgili Dostum Ben Amansız Bir Sevdaya Kapıldım Der

Arkadaşı

-Kime Sevdalandın Anlat Der Çobana

-Ben Padişahın Kızına Sevdalandım

-Bu Gerçekten Büyük Bir Sorun Ancak Şu Yan Köyde Bir Derviş Var İstersen Ona Gidelim Her Derdin Devası Onda Derler

Ve Yola Koyulurlar Derviş Eski Bir Kulübede Yaşamaktadır Dervişe Derdini Anlatır Çoban Dervişte

-Bak Oğul Sana Bu İşin Tek Yolunu Diyim 40 Gün Durmadan Allahı Zikir Edeceksin 40 Günün Sonunda Padişah Yanına Gelir Sana Saray Teklif Edecek Kabul Etme Vezirlik Verecek Reddet Sana Sonunda Kızını Teklif Edince Kabul Edersin Der. Yalnız Bu İşi Şu Dağın Başında Yapacaksın Ona Göre . Çoban İçindeki Aşk Ve Yeni Yeşeren Umutla Yola Koyulur Ve Dağın Başına Arkadaşıyla Çıkar Ve Zikre Hemen Başlar 6-7 Gün Zorlanır Sonra Kendi Vücut İşlevi Gibi Yapmaya Başlar Uyurken Bile Sürekli Tesbihi Döner Elinde Ve Aradan 20 Gün Geçmiştir. Çobanın Namı Önce Köyde Sonra Kasaba Derken Tüm Krallığa Ve Padişahın Kulağına Gider. Padişah Ne Yapsak Ta Bu Adamı Bizim Krallığımızda Yanımızda Tutsak Diye Düşünür. Saray Mı Vezirlik Mi Derken Bizim Derviş Ortaya Atlar Meğer Derviş Padişahın Akıl Hocalarından Biriymiş Ve Söze Şöyle Başlar

-Padişahım Sizin Dediklerinizi Kabul Etmez En İyisi Ona Kızınızı Teklif Etmenizdir Der

-Dedikleri Gibi Bir Alimse Kızımı Ondan Fazla Hakeden Bulunmaz Der

Ve 40 Gününün Sonunda Yola Düşer Padişah Ve Heyet Çobanın Yanına Gelir Padişah Tekliflere Başlar Çobana Hiç Birini Kabul Etmez Padişah

-Eğer Layık Görürsen Sana Kızımı Veriyim Der

Çoban

-Ben Sevdam Kalbimde Kızını Başkasına Ver Der Ve Padişah Gider Padişahın Akıl Hocası Derviş Yanına Gelir Ve Evlat Ne Yaptın Der Çoban

-Pen Padişahın Kızı İçin Tesbih Zikir Çektim Padişah Kızı İstemeden Bana Vermeye Geldi Ya Allah İçin Çekseydim Ne Olurdu Der Ve Ömrü Boyunca Zikir Çekmiş

RESSAM

Hindistan da çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yapıtlarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş ve onu “Renklerin Ustası” anlamına gelen Ranga Geleri olarak tanısa da kısaca Ranga Guru derlermiş. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Racigi ise artik eğitimini tamamlamış ve son resmini bitirerek Ranga Guru ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru;

“Sen artık ressam sayılırsın Racagi. Artık senin resmini halk değerlendirecek.”

diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve meydanda en görünen yere koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış. Racigi birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki tüm resim çarpılardan neredeyse görünmüyor. Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki. Resmi alıp götürmüş Ranga Guru ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeni bir resim yapmasını istemiş. Racigi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guruya götürmüş. Ranga Guru resmi tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Racigi denileni yapmış…Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da boyalar da bırakıldığı gibi duruyor. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru?ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Ranga Guru demiş ki;

“Sevgili Racigi, sen ilk resminde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız eleştirebileceklerini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı… Oysa ikinci resminde onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Şunu hiç unutma sevgili Racigi, kötü yönde eleştirmek kolaydır, yapıcı eleştiride bulunmak ise eğitim gerektirir. ”

GÜZELLİK-ÇİRKİNLİK

Bir gün Güzellik ve çirkinlik bir deniz kıyısında karşılaştılar ve dediler, “Haydi, denize girelim.” Ve giysilerini çıkartıp sularda yüzdüler.Bir süre sonra, çirkinlik kıyıya dönüp güzelliğin giysilerine büründü ve yoluna gitti.. Ve Güzellikte denizden çıktı; ve kendi giysilerini bulamadı; ama çıplak olmak utandırıyordu onu; çaresiz Çirkinliğin giysilerine büründü.Ve yoluna devam etti güzellik.. O gün bugündür erkekler ve kadınlar onları birbirlerine karıştırır. Ancak içlerinden Güzelliğin yüzünü önceden görmüş kimileri vardır ki, giysilerine bakmaksızın tanırlar onu. Ve yine çirkinliğin yüzünü bilen kimileri vardır ki, giysi onu gözlerinden gizleyemez…

Halil Cibran

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.