DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 32°C
Parçalı Bulutlu

İKİ ERKEK

25.07.2017
1.046
A+
A-

İKİ ERKEK

101 bin beğeni alan post yazısını görmezden gelemedim.

-İki erkek arkadaşın bir sohbeti-

“Bir arkadaşım kahve içmek için bana geldi, oturduk ve hayat hakkında konuştuk. Konuşmanın ortasında, ‘bulaşık makinesini halledip geliyorum’ dedim ve işimi bitirip döndüm. Arkadaşım bana bir uzay roketi yapacağımı söylemişim gibi baktı.

Sonra bana biraz şaşkınlık biraz da hayranlıkla şöyle dedi: “Eşine yardım etmen ne kadar güzel. Ben yardım etmiyorum çünkü beni takdir etmiyor. Geçen hafta bir gün yerleri sildim, bir teşekkür bile etmedi. Beni hiç övmüyor.

 

Ben de onun yanına oturdum ve karıma ‘yardım’ etmediğimi söyledim.

Karımın zaten bir yardımcıya ihtiyacı yok, bir partnere (rol arkadaşı, dans arkadaşı) ihtiyacı var. Ben de bu evin bir ortağıyım. Toplumun bizi ayırdığı bazı sosyal işler var fakat benim ev işleriyle ilgilenmem bir ‘yardım’ değil.

Karıma evin temizliğinde yardım etmiyorum çünkü ben de bu evde yaşıyorum ve evi temizlemeliyim.

Karıma mutfakta yemek yapmasına yardım etmiyorum çünkü benim de yemek yeme ihtiyacım var ve bu yüzden yemek pişiriyorum.

Karıma bulaşık yıkamasında yardım etmiyorum çünkü ben de bulaşık çıkartıyorum.

Karıma çocukların bakımı ile ilgili yardım etmiyorum çünkü onlar benim de çocuklarım ve ben bir babayım.

Eşime çamaşır yıkamasında yardım etmiyorum çünkü o giysiler benim ve çocuklarımın da giysileri, yıkıyorum.

Ben, evde bir yardımcı değilim, bu evin bir parçasıyım.

 

Övgü konusuna gelince… Arkadaşıma, ‘En son ne zaman karına evi temizlediği için, çamaşır için, yatak çarşaflarını değiştirdiği için, çocukları yıkadığı için, yemek yaptığı için teşekkür ettin?’ diye sordum.

‘Vay be tatlım, harikasın!’ sayılmaz.

Bu biraz saçma gözükmüyor mu? İlginç değil mi? Sen bir kez yerleri siliyorsun ve büyük bir ödül almayı bekliyorsun. Hiç böyle düşündün mü dostum?

Senin kültürün sana maço olmak gerektiğini söylemiş olabilir. Belki tüm bunların bir parmak hareketiyle olduğunu düşünüyorsundur.

Öyle olmadığını biliyorsun, o halde beklediğin övgüyü ona vermelisin. Ona elini uzatmalısın, gerçek bir arkadaş olmalısın, sadece yemek, uyku, banyo, çeşitli ev işlerini yapmak sorun değil, gerçekten yanında olmalısın.

Evinde hisset. Kendi evinde.

Toplumumuzu değiştirmek için önce evlerimizden başlamalıyız. Oğullarımıza ve kızlarımıza gerçek birlik olma hali nedir öğretelim.”

-Taşı gediğine oturtan adsız bir yazar.(alıntı)

 

Evet, bir önceki yazımı bir bayan olarak, “Hayatınız seçtiğiniz kadın olduğu kadar seçtiğimizde erkektir.” diye bitirmiştim. Yukarıdaki alıntıyı okuyunca da sizlerle paylaşmadan geçemedim.

Kaç kişi bu görüşe sahiptir? Doğrusunu isterseniz bizim kültürümüzde bunu kestiremiyorum. Belki yeni nesil bu görüşe sıcak bakar ki baksın da.

Bizim kültürümüzde diyorum, çünkü bizde erkek çocukları doğar doğmaz, biz bayanlar için hizmet etmeye mecbur edildiğimiz bir canlı olarak karşımıza çıkarılıyor, hele bir de gecikmiş bir erkek çocuksa eğer.

Kırsal yörelerde bunun binlerce örneğini görmek mümkün. Sanki dokunulmazlıkları varmış gibi. Evin içinde hiçbir işin ucundan tutmazlar. Kapıdan girer girmez başlarlar hizmet görmeye.

Mecburiyetler dışında genelde bizde erkek çocuğu yetiştirme zihniyeti budur. Bu da demektir ki evlendikten sonra da sana “sevgili karın” hizmet eder, sevgili de olabiliyorlarsa eğer.

Evin kadınına rol verilmiştir bile, artık yükünü yüklemiştir sırtına, çoluk çocuk, koca, tarla tapan, ev derken kendine ne kaldıysa onunla yaşar.

Nedendir anlayabilmiş değilim gerçekten.

Eşler olarak hayatı paylaşmayı kabul ederek birlikte “evet” diyoruz, dünyaya çocuk getirme düşüncesini birlikte paylaşıyoruz ancak bunun getirdiği bütün sorumlulukların paylaşımında neden birlikte olamıyoruz?

Neden evin pisliğinden kadın sorumludur, neden çamaşırları ve bulaşıkları makineye atmak için evin kadını beklenir? Çocukların okul işleriyle neden çoğunlukla kadın sorumludur? Bunlar ilk aklıma gelenler, her evin hali, sorusu başkadır elbet.

Neden her ağırlığı kadın taşır? Acaba yaradan aslında, en büyük dayanma gücünü, kuvvetini kadına mı vermiştir?

Biliyorum değerli erkek okurlarım, arkadaşlarım, kardeşlerim kendilerince pek çok sebep bulacaklardır. İçlerinde çok iyi paylaşanlar da var ve sözüm onlara değil zaten.

Kadın olsun erkek olsun neden, aslında yapmamız gereken şeylerden marifetmiş gibi söz ederiz? Sonra da övgü bekleriz. Yapımızda mı var?

Hayat her şeyiyle paylaşıldıkça güzel.

Eşlerinizle kendinizi, evinizde hissetmeniz dileğiyle, paylaşarak mutlu kalın…

 

24 Temmuz Basın Bayramı ve Gazeteciler günü nedeniyle, başta bağlı bulunduğum GÖLCÜK HABER gazetesinde emek veren arkadaşlarımız olmak üzere, tüm basın emekçilerinin, emeğini paylaşanların günü kutlu olsun.

 

 

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.