DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 16°C
Gök Gürültülü

30 AĞUSTOS VE TÜRKMEN ÇADIRI

29.08.2017
647
A+
A-

30 AĞUSTOS VE TÜRKMEN ÇADIRI

Dünya tarihi Türk Milletiyle başlar. Binlerce yılda, kurulan 16 devlet vardır. Sonuncusu Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak sonsuza dek yaşayacaktır. 30 Ağustos Başkumandanlık Savaşı bir büyük milletin ateş ile imtihanıdır. Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kahraman arkadaşlarıyla birlikte yazdığı destanlar dünya tarihine altın harflerle geçerken, aslında geçmişin de bir yansıması olarak görülebilir. “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım” diyen mısraların sahibi Mehmet Akif Ersoy şöyle devam ediyor “Bayrakları Bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.” Millet olmak önemli. Devletsiz millet olmak ise, bir esarettir. Bu bizim ruhumuzda yok. Biz hür ve bağımsız yaşamaya alışık ve öyle doğan bir milletiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e bir kız çocuğu şöyle sorar “Ümit her zaman var mıdır?” Gazi şöyle cevap verir “Toroslarda Türkmen Çadırı tütüyorsa ümit her zaman var demektir.” Ne mutlu ki bugün Toroslarda Türkmen Çadırlarının bacası tütmeye devam ediyor. O halde bir büyük millet yarınlarına her zaman umut ve ümitle bakabilecek demektir. Ecdadın kanlarıyla suladığı aziz vatan topraklarımız 1071’de Sultan Alparslan’la bize ebedi yurt olurken, tarihçiler Malazgirt Zaferini bir savaş taktikleri dehası olarak adlandırıyorlar. Kendisinde katbekat güçlü haçlı ordularını mağlup eden zihniyet bizlere Barbaros Hayrettinleri yenilmez armada olarak bugünlere kadar getirmiş, Fatih Sultan Mehmet Han’la bir çağı kapatıp yeni bir çağı açmıştır. “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” sözleriyle büyüyen bizler, ebedi yurdumuzun üzerinden yüce millete oyun oynamak isteyenlere karşı, her zaman birlik ve beraberlik içerisinde olmalıyız. 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Şehitlerimizi rahmet, saygı ve minnetle anarken, bizlere bu günleri armağan edenlere sonsuz şükranlarımızı bir kez daha iletiyorum. Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin hürriyet, Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal. Bayramınız kutlu olsun.

 

En Büyük Hazine İlim

Zamanın bir vaktinde Fars diyarında dul bir kadın varmış. Bu kadın, öleceğini hissedince biricik oğlunu yanına çağırarak ona, “İyi dinle evladım! Oldukça fakir olduğumuzdan çok sıkıntı çektik. Sana bir kitap bırakıyorum. Bu kitaptaki talimatları uygularsan çok zengin olacaksın.” demiş. Annesi vefat ettikten sonra çocuk, o kitabı okumaya başlamış. Kitabın baş kısmında, “Hazineye ulaşmak için sayfa atlamadan okuyunuz. Eğer bir sayfa dahi atlarsanız hazineye erişemezsiniz.” yazıyormuş. Kitapta Arapça metinler varmış. Genç, başkaları da bu sırrı öğrenip hazineye sahip olmalarından korktuğu için metni tercüme ettirmek yerine Arapça öğrenmeye başlamış. Sonunda Arapça bir metni mükemmel şekilde okuyacak hale gelmiş. Fakat bir noktadan sonra kitap Çinçe devam ediyormuş. Sonra da başka lisanlar geliyormuş. Genç adam, azimle ve sabırla bu dillerin hepsini öğrenmiş. Bir süre sonra da başkentin en iyi tercümanlarından birisi olmuş. Kitabın ilerleyen sayfalarında hazinenin nasıl idare edileceğine dair talimatlar varmış. Genç adam, bu sefer de iktisat ve ticaret öğrenmiş; ayrıca hazineyi bir kere ele geçirdikten sonra dolandırılmamak için kıymetli şeylerin değerlerini de belirlemeyi öğrenmiş. Çok lisan bilen ve malliyeden iyi anlayan biri olarak şöhreti sultana kadar ulaşmış. Sultan, onu devletinin genel valisi olarak tayin etmiş. Kitabın sonlarına doğru eserde daha teknik bilgiler yer alıyor; büyük taş kapılar açılırken büyük taş kütleler nasıl çıkartılır, yol yapımında yolları düzlemek için dolambaçlı yerler nasıl doldurulur ve buna benzer konular anlatılıyormuş. Bu sırları hiç kimseyle paylaşmayı düşünmeyen ve dolayısıyla hiç kimseden yardım almayan o dul kadının oğlu, böylece bilge ve sayılan bir kişi olmuş. Daha sonra mühendislik ve şehir planlamacılığı çalışmış. Nihayet kültürünü ve bilgisini çok takdir eden sultan, onu vekili ve sarayın mimarı atamış. Derken sonunda vezirliğe yükselmiş. Genç, sonunda son sayfaya gelmiş. Bu son sayfayı okuyacağı gün, padişahın kızı ile evlenecekmiş. Delikanlı, son yaprağı çevirip şu son cümleyi okumuş;

“Bilmek, bilgi ve gerçek en büyük hazinedir.”

(DİLAVER AJDAR ALINTI)

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.