DOLAR 7,5737
EURO 8,9678
ALTIN 475,03
BIST 9,8070
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 29°C
Az Bulutlu

Ayhan Oğan Beceremedi

06.08.2017
458
A+
A-

Ayhan Oğan Beceremedi

Eski AK Parti MKYK üyesi Ayhan Oğan beceremedi. Onu televizyon programlarında sürekli boy gösterirken görüyorsunuz. Bana göre gıcık bir tipi var. Sürekli kavga görüntüsü veriyor. Sonunda ağzından öyle bir bakla çıkardı ki kendisine tekrar yutturdular. Yeni bir devlet kuruyoruz, kurucusu da Erdoğan’dır dedi. İlk tepki kendi partisinden geldi. Ben şöyle düşümdüm bu herhâlde bir yerlerden koltuk bekliyor, bir yağdanlıklık yapayım öyle bir laf söyleyeyim ki yağdanlıkta da sınırları aşayım dedi. Başbakan başta olmak üzere bakanlar ondan eski diye bahsederek sözleri ancak kendisini bağlar diyerek sadece yalanlamakla kalmadılar olası beklentilerin de önünü tıkadılar. Türk Milletinin son devleti Türkiye Cumhuriyetidir. Bundan sonrası yoktur ve olmayacaktır. Dolayısıyla yağdanlıkta sınırları aşmayacaksınız. Eğer böyle yaparsanız MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bu kirli bir FETÖ ağzıdır diyerek size söylenebilecek en ağır sözleri söylemekten de çekinmez. Ve artık Ayhan Oğan gibi tipler televizyon ekranlarına çıkıp konuşturulmamalı. Çünkü o ekranlar milyonlar tarafından izleniyor oraya çıkan herkeste her şeyden önce haddini bilmeli. Türkiye seksen bin milyonluk dev bir cumhuriyettir. Haddini bilmeyen yağdanlıkların bu ülkede tartışma çıkarmaya hakkı yoktur. İnşallah bundan böyle televizyonlar da bu hadsizlikten ders çıkartarak Ayhan Oğan’a ekran yüzü göstermezler.

 

BUNDA DA BİR HAYIR VAR

Bir zamanlar Afrika’daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:

-“Bunda da bir hayır var”

Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve

Kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın başparmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi:

-“Bunda da bir hayır var”

Kral acı ve öfkeyle bağırdı:

-“Bunda hayır filan yok. Görmüyor musun, parmağım koptu” Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı. Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede bir kaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve koyun meydanına odun yığdılar.

Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını fark ettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler.

Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral,

onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı. -“Haklıymışsın!” dedi. Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum. Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi.”

-“Hayır” diye karşılık verdi arkadaşı.

-“Bunda da bir hayır var”

-“Ne diyorsun Allah aşkına” diye hayretle bağırdı kral.

-“Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir.”

-“Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene?

 

ÇİÇEK VE SU

Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. İlk önceleri arkadaşlık olarak devam eder ilişkileri. Tabii ki her zaman lazımdır arkadaşlık birbirini tanımak için.

Gel zaman git zaman, çiçek o kadar mutlu olur ki suyun yanında, içi içine sığmaz olur artık ve anlar ki suya aşık olmuştur. İlk kez aşık olan çiçek etrafa kokular saçmaya başlar.” Sırf senin hatırın için ey su” diye. Öyle bir zaman gelir ki artık su da içinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlar.

Fark eder ki çiçeğe aşık oldum. Ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek :

-“Acaba su beni sevmiyor mu?” diye düşünmeye başlar.

Çünkü su pek ilgilenmemektedir çiçekle. Halbuki çiçek alışkın değildir böyle bir sevgiye.

Ve dayanamaz bir gün, çiçek suya :

-“Seni seviyorum.” der.

Su:

-“Ben de seni seviyorum.” diye cevaplar.

Aradan zaman geçer ve çiçek yine suya :

-“Seni seviyorum.” der.

Su :

-“Ben de.” der. Çiçek sabırlıdır.

Bekler, bekler, bekler… Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz olur artık etrafa.

Ve son kez suya :

-“Seni seviyorum.” der.

Su da :

-“Sana söyledim ya, ben de seni seviyorum.” der.

Ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin.

Yataklardadır artık çiçek, su da başında bekler öylece çiçeğin yardımcı olmak için.

Ama bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek, suya der ki:

-“Seni ben gerçekten seviyorum.”

Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır.

Doktor gelir ve muayene eder çiçeği. Muayeneden sonra söyle der doktor:

-“Hastanın durumu ümitsiz, artık elimizden bir şey gelmez.”

Su merak eder sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye, ve sorar doktora :

-“Hastalığı nedir?” diye,

Doktor söyle bir bakar suya ve der ki :

-“Çiçeğin bir hastalığı yok dostum, bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için.” der.

Ve anlar ki su artık, sevgiliye sadece seni seviyorum yetmemektedir.

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
23 Mayıs 2016
14 Nisan 2020
25 Aralık 2017
6 Haziran 2016
10 Ağustos 2017
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.