DOLAR 7,6293
EURO 8,9908
ALTIN 468,89
BIST 9,7848
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 25°C
Parçalı Bulutlu

“LAİKLİK YIPRATILIYOR!”

“LAİKLİK YIPRATILIYOR!”

ADD Gölcük Şubesi Başkanı İsmet Bucak,

 Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Gölcük Şube Başkanı İsmet Bucak son günlerde yaşanan olaylarla ilgili bir basın açıklaması yaptı.

ADD Gölcük Şube Başkanı İsmet Bucak’ın basın açıklaması şöyle: “ADD Gölcük olarak son günlerde Cumhuriyet değerlerine karşı yapılan uygulamaları değerlendirerek kamuoyu ile paylaşmayı görev kabul ediyoruz. İktidar 16 Nisan’da yaptığı rejim değişikliğinin ardından laik Türkiye’yi ortadan kaldıracak uygulamaları kararlılıkla sürdürmektedir.

 ÇAĞDAŞ EĞİTİM YOK EDİLİYOR

Milli Eğitim Bakanlığı çağdaş/laik eğitimin son parçalarını da “çağdaşlık getirme” iddiasıyla yok etmeye çalışmaktadır. AKP’nin siyasi söylemlerinin direkt ya da dolaylı şekilde yer bulduğu, her vesileyle 15 Temmuz’un hatırlatıldığı, din ağırlıklı içeriklerin artırıldığı müfredatta; pozitif bilimlerin öğretimi geriletilmiş ve Atatürkçülük kavramı gölgeye itilmeye çalışılmıştır. Bilimsellikten, sanattan uzak Kurtuluş Savaşı’nın, Atatürk’ün olmadığı bir Milli Eğitim müfredatı kabul edilemez. Diğer yandan devletin Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevini laiklik ve çağdaşlık karşıtı yapısı ile bilinen Ensar Vakfına anayasaya aykırı bir şekilde ihale etmesi nasıl açıklanabilir

MUHALEFETSİZ BİR MECLİS İSTENİYOR

Hükümetin gündeme getirdiği içtüzük değişikliği Meclis’i susturmayı hedeflemektedir. Bu içtüzük halka dayatılan tek adam ve tek parti rejimi yasalarının Meclis’te muhalefetle karşılaşmadan hızlı çıkarılmasını planlıyor. Bu uygulama tüm devlet yapısını yeni rejime göre düzenleyecek. Amaç bu yıkıcı değişimi engelsiz ve muhalefetsiz tamamlamaktır. Böylece siyasi parti gruplarıyla milletvekillerinin konuşma süreleri sınırlandırılıyor. Denetim mekanizmaları yok ediliyor. Meclis’te iktidarın sesini dayatıyor. Muhalefetin konuşma ve tartışma hakları gasp ediliyor. Muhalefetsiz bir Meclis, muhalefetsiz bir toplum yaratılmak isteniyor. Bu bir Meclis içi darbedir, Cumhuriyet’in kurucu ilkelerine ve anayasaya aykırıdır.

DIŞ POLİTİKA, HÜKÜMET DEĞİL, DEVLET POLİTİKASI OLMALIDIR 

Dış politikayı ulusal çıkar üzerine inşa edilmesi gereken, süreklilik arz eden ve gerçekçi yaklaşımları içeren,  yılların tecrübe ve gelişim süzgecinden geçirilerek hayata geçirilmesi gereken politikalar olarak görmek gerekir. Dış politika, hükümet değil devlet politikası olmak zorundadır, aksi uygulamaların sonuçları yakın geçmişte acı bir şekilde görülmüştür.  Günümüz Türkiye’sine baktığımızda ne yazık ki; dış politikamız tamamen mevcut siyasi iradenin güdümüne girmiş, devlet politikasından çok siyasi iradenin tercih ve önceliklerine göre şekillenir bir konuma getirilmiştir. Dış politikada söz sahibi olması gereken kurum ve kuruluşlar tek merkezden belirlenen dış politikaları sadece uygular durumuna düşürülmüşlerdir. Artık Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikası devletin değil, mevcut siyasi iradenin, daha iyi ifade ile tek kişinin eline kalmıştır. Tek kişini belirlediği dış politikada sözde fikir üretenler ve öncelikleri belirleyenler de yandaş “uzman”lardan başkası değildir. “İşte bu Ahval ve şartlarda” Merve Kavakçı’nın büyükelçi olarak atanmasına hiç şaşırmamak gerekir.

KADINLARIMIZIN HAKLARI ELLERİNDEN ALINIYOR

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan bir Kanun Tasarısı ile  il ve ilçe müftülerinin evlendirme memurları arasına eklenmesi ve kendilerine evlendirme yetkisi verilmesi söz konusudur. Bu tasarı ile amaç,  devlet idaresine din kurallarını dahil etme çabası ve din ile devlet işlerini iç içe sokma niyetidir. Yani hedef Cumhuriyetin temel ilkesi olan LAİKLİK ilkesidir. Yapılmak istenen; belediye memurları ve muhtarlara ait olan resmi nikâh kıyma yetkisinin müftülere de verilmesi suretiyle dini nikaha resmi nitelik kazandırmaktır. Ayrıca bu tasarı,  kadınlarımızın Cumhuriyet yasaları ile edinmiş olduğu erkeklerle eşit hakların da, bir dizi uygulama ile ellerinden alınacağının göstergesidir. Günümüz Türkiye’sinde kız çocuklarının küçük yaşta evlendirilmesi  gibi, TCK’da suç sayılan bir büyük toplumsal problem ile karşı karşıya olduğumuz halde, bu problemin dayanağı olan yasaların suç saydığı bir eylem, “din kurallarına dayalı evlilik birliği” resmileştirilerek,  bu ve bunun gibi sorunlara yasal kılıf uydurulması esef vericidir. Resmi nikâh ile dini nikâhın yarıştırılacağı bir ortam yaratılacağı da açıktır. Laik  Devlet  ve toplum  düzenini tahrip etmeye yönelik, Anayasaya açık aykırı  bu taslak Meclis’te yasalaşmadan derhal geri çekilmelidir. Atatürkçü düşünce derneği olarak, yukarıda açıkladığımız “bu tarihi değişimler”in önemini ve sorumluluğunu tüm cumhuriyetçi güçlerle paylaşıyoruz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.