DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 16°C
Gök Gürültülü

KALYON OTEL VE CAN’LARIN DÜĞÜNÜ

11.09.2017
1.426
A+
A-

KALYON OTEL VE CAN’LARIN DÜĞÜNÜ

İstanbul’un en eski otellerinden biridir Kalyon. Eski siyasilerin uğrak yeriydi. Gazeteciler Cemiyetinin duayenleri orada aylık yemekli toplantılar düzenlerlerdi. Rahmetli Amcam Oğuz Şenemre, Rahmetli Doğan Katırcıoğlu, Engin Vardar, Halit Kıvanç, şimdiki Cemiyet Başkanı Turgay Olcayto, Orhan Ayhan ve Orhan Erinç gibi isimler orada buluşurdu. Önceki gün değerli dostumuz Doktor Can Hemşinlioğlu’nun kendisi gibi Doktor olan kızı Cansu’nun Serdar Yemenicioğlu’yla düğünü vardı. Ben, Aile dostlarımız Recai Gönenç, Ali Abanoz ve eşlerimizle birlikte Kalyon Otel’in yolunu tuttuk. Yıllar sonra orada olmak beni çok mutlu etmişti. Aynı lezzet, aynı güleryüz ve aynı hizmet devam ediyordu. Otelin müşterilerle alakadar olan yöneticisi Veli Dönmez ile tanıştık. Sağ olsun bizim masamıza ayrı bir ilgi gösterdi. Şahane menünün yanı sıra masamızdan tavşan kanı çaylar da hiç eksik olmadı. Veli Bey yıllardır o otelde başarılı bir şekilde görevini sürdürüyor. Son derece dinamik, çalışkan ve insanların ne istediğini bilen bir adam. Ben de kendisine dedim ki “Gölcük’e döndüğümde sizin bu güzel misafirperverliğinizi makaleme konuk olarak alacağım” hem çok sevdiğim bir aile dostumun mutlu gününe katılarak ayrı bir heyecan duydum ve Kalyon Oteli de yapısını koruyarak yine insanların tercih yeri olmasındaki faktörleri de burada gördüm ve şahit oldum. Ayrıca İstanbul’un güzel deniz manzaralarını tam da sahile neredeyse bitişik otelden izlemek, boğaz kokusunu içimize sindirmek te farklı bir keyif verdi. Bu arada Cansu ve Serdar’a da ömür boyu mutluluklar dilemeyi unutmayalım.

 

DOST VE ARKADAŞ

Baba ve oğul konuşuyorlarmış. Babası oğluna sormuş, “Senin kaç tane dostun var?”

Oğlan cevap vermiş: “Ohooo yüzlerce…”

Babası oğluna açıklamış.

“Bak oğlum” demiş insanın bir sürü arkadaşı olabilir ama yüzlerce dostu olamaz. Dost dediğin diğer arkadaşlara benzemez. İnsanın hayatı boyunca ancak 1 ya da 2 tane dostu olabilir.

Oğlan saçma demiş. Benim bir sürü dostum var ve hepsi beni sever ve her zaman bana yardıma koşacaklarına eminim.

Öyle mi demiş babası? O zaman gel seninle bir test yapalım.

Adam birkaç tane tavuk kesmiş ve başka birkaç ıvır zıvır’la birlikte bir çuvala doldurmuş. Çuval’dan kanlar akıyormuş. Şimdi git demiş bu çuvalı arkadaşlarına götür ve onlardan yardım iste. Çuvalı birlikte bir yerlere gömün.

Çocuk çıkmış yola, bir arkadaşının kapısını çalmış, arkadaşı elindeki kanlı çuvalı görünce çocuğun yüzüne kapıyı kapatmış, başka arkadaşları bir daha onlarla konuşmamalarını görüşmemelerini rica etmişler, çünkü hepsi çuvalın içinde bir ceset olduğunu sanmış.

Oğlan yüzü allak bullak babasına dönmüş olanları anlatmış. Babası demiş; “İşte senin arkadaşlarının dostluğu bu kadar. Şimdi al bu çuvalı benim dostuma götür.”

Oğlan tekrar sırtlamış çuvalı düşmüş yola. Babasının dostu kapıyı açıp, oğlanı ter içinde, elinde kanlı bir çuvalla görür görmez etrafa şöyle bir bakmış ve hemen almış içeriye. Sen Ahmet’in oğlusun değil mi demiş? Evet demiş çocuk. Ver elindekini diyerek çuvalı almış. Arka bahçeye çıkarmış, arka bahçede bir çukur kazıp çuvalı gömmüş. Çocuğa su ikram etmiş. Bu arada yetmemiş, gömdüğü yer belli olmasın diye sarımsak ekmiş oraya. Çocuk ben artık gideyim demiş. Adam da babana söyle sarımsak tarlasına gözüm gibi bakıyorum demiş. Çocuk gitmiş babasına durumu anlatmış, gerçekten senin dostun varmış benim ise sadece sıradan arkadaşlarım demiş. Yooo bitmedi demiş babası, şimdi tekrar git dostumun kapısını çal ve açar açmaz yüzüne okkalı bir tokat yapıştır. Çocuk olur mu hiç öyle şey demiş. Olur olur, ancak o zaman anlayacaksın dostluğun ne demek olduğunu. Çocuk çaresiz utana sıkıla tekrar düşmüş yola. Kapıyı çalmış. Babasının dostu kapıya çıkar çıkmaz da babamın size iletmek istediği bir şey var demiş. Nedir o demeye kalmadan çocuk okkalı bir tokat yapıştırmış babasının dostunun suratına. Üzülmüş bir yandan da nasıl vurdum diye. Babasının dostu demiş ki, benim de babana iletmek istediğim bir şey var… Söyle o babana “biz bir tokata satmayız koskoca sarımsak tarlasını” demiş! İşte böyle. Çocuk o zaman anlamış dostluğun değerini ve babasının yüzlerce arkadaşın olacağına bir dostun olsun yeter derken ne demek istediğini…

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
20 Şubat 2019
17 Nisan 2019
22 Mart 2019
15 Kasım 2018
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.