DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Parçalı Bulutlu

YÜZBAŞI HAKKI BEY VE TORUNLARI

12.09.2017
562
A+
A-

YÜZBAŞI HAKKI BEY VE TORUNLARI

Çanakkale Savaşının baş kahramanlarındandır, Nusret Mayın Gemisinin Kaptanı Yüzbaşı Hakkı Bey. Sağ olsun kız kardeşim Nebiye torunlarına ulaştı. Önceki gün Halıdere’ye ziyarete gittik. Bizleri üçüncü kuşak torunu ve bir sivil gemide üçüncü kaptan olarak görev yapan Cihat Gündoğdu karşıladı. Birlikte evlerine gittik. Baba yadigarı bir evde oturuyorlar. Birinci katta oturan dedesi Mehmet Gündoğdu ile ve eşi Hacer Hanımla tanıştık. Evleri adeta müze gibi. Yüzbaşı Hakkı Bey’in yağlı boya bir resmi, almış olduğu beratlar, o günlere ait objeler bir de oğlu İbrahim Yaşar Gündoğdu’nun resmi vardı. Aslında biz kıymet bilmiyoruz. Öylesine tarihi kahramanların torunlarını ziyaret etmiyoruz. Onları onurlandırmıyoruz. Bu bizim ayıbımızdır. Cihat’ın dedesi Mehmet Gündoğdu her 18 Mart törenleri için Çanakkale’ye davet edilirmiş. Çanakkale Boğaz Komutanlığına helal olsun. Peki biz niçin o insanlara hürmet etmeyi beceremiyoruz, anlamak mümkün değil. Üçüncü kuşak torun Cihat Gündoğdu’nun da dedesi Yüzbaşı Hakkı Bey gibi asil bir ruhu ve mangal gibi de yüreği var. Görev yaptığı gemiyle birlikte Yunanistan’ın bir limanına demirlerler. Cihat bir de ne görsün, limanda bir konteyner üzerinde kocaman bir YPG yazısı var. Çok canı sıkılır. Bölücü Terör örgütünün isminin orada olması zoruna gider. Arkadaşlarıyla birlikte bir gece yarısı operasyonuyla o yazıyı silerler. Bu genci kutlamak ve alnından öpmek lazım. Sabah kalkınca yazının silindiğini gören kimileri köpürür ama nafile iş işten geçmiştir bir kere. Üçüncü kuşak torun da dedesinin ruhuyla hareket etmiş ve hayırlı bir evlat olduğunu böylece göstermiştir. Babaanne Hacer Emine Hanım bize ev baklavası ikram etti, çaylarını içtik. Son derece mutlu ve memnun oldular. Ben de onur duydum, gurur duydum. Yazı İşlerimiz Nebiye Azak’a, yani kız kardeşime de böylesine anlamlı bir buluşmaya vesile olduğu için teşekkür ediyorum. Beyler bir kahramanın torunları burada yaşıyor, onlara hak ettikleri değeri verelim.

 

Arabama gelen taşın izi!…

Genç bir Yönetici, yeni Jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş çarptı. Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti. Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı. Bunu yaparken de bağırıyordu : Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor? O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu ? Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi. ‘Lütfen, amca, lütfen kızmayın. Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim, bilemedim. Taşı attım çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı. Çocuk, gözlerinden süzülen yaşları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti. ‘abim orada.

Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum.’

Çocuğun şimdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu : ‘Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardım edebilir misiniz? Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır.

Ne diyeceğini bilemez halde, genç yönetici boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı. Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı.

Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı. Jaguar marka arabasına geri dönüşü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi. Arabanın yan kapısında taşın bıraktığı iz çok derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiçbir zaman tamir ettirmedi. Oradaki izi, şu mesajı hiç unutmamak için sakladı : Hiçbir zaman yaşamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin taş atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme. Yaratıcı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur. Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa, bize taş fırlatmak zorunda kalır.

Fısıltıyı dinle… veya taşı bekle.

Seçim senin…

(DİLAVER AJDAR ALINTI)

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.