DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C

BİZİM İÇİN ÇALIŞANLAR

01.10.2017
633
A+
A-

BİZİM İÇİN ÇALIŞANLAR

Bizler yataklarımızda mışıl mışıl uyurken sabahın rüyalarını görürüz. Ülkeyi yönetenler, bir şeyler yapmak adına çalışırken onlar gece gündüz görev başındadır. Bu coğrafyada yaşamak zor ve bunun çok büyük bedelleri var. Zaman zaman haince saldırılarla o bedelleri halk olarak bizler de ödesek te bizim için çalışanlar kumpasları engellemek adına ailelerinden yoksun, çocuklarının başarısından habersiz, belki biraz başlarının okşanmasından dahi tat alamayan insanlardır onlar. “Kimler mi?” diyecek olursanız anlatayım. Milli istihbarat teşkilatımız, polisimiz ve askerlerimiz. Filmlerde bütün bunlar senaryo olarak ele alınır ve izleriz. Kitaplarda okuruz. Anlar mıyız, anlamaz mıyız bilemem; çünkü işin tamamen dışındayız. Bizler bir ekip olarak gazeteyi hazırlarken, Kasap Nizam et ve sucuk satarken, Manav Osman meyve sebzelerin hesabını yaparken, Balıkçı Mehmet Ali sabahın köründe halden balık alırken, amaç ve telaş hep aynıdır. İşi yürütmek ve hizmet etmek. Onlarsa ülkemiz için kurulan kumpasları bozmak adına, kim bilir nerede, ne zaman ve canlarını da tehlikeye atarak tabiri caizse kelle koltukta görev yaparlar. Oyun gerçekten çok büyük bir oyun. Yüz yıllardır bu coğrafyada yaşayan bizler üzerine oynanan ve direk olarak devletimizin bekasıyla alakalı pis bir oyun. İşte onlar bütün bu çirkinlikleri bertaraf etmek, bizim huzurla yaşamamız adına, kimi zaman aç susuz dahi kalsalar hiç şikayet etmeyen ve bir kez bile “of” demeyen onurlu ve yüce insanlar. O halde zaman birlik dirlik ve kucaklaşma zamanıdır. Ellerimizi yumruk gibi sıkmak değil, tokalaşma anıdır. Siyasilerin yaptığı hatalar, yapılan bir çok olumlu işleri örttüğü gibi o onurlu insanları da bilin ki çok daha zor görevlere ve karşılaşmalara maruz bırakmaktadır. Seksen milyonun huzurla yaşaması geleceğe ümitle bakması adına o iyi insanlar varını yoğunu ortaya koyuyorlar. Burası Türkiye yedi düvelle mücadele eden kahraman insanların ülkesi. Onlar söz konusu vatansa gerisi teferruattır diyen yürekli insanlar. O halde hepimiz bu ülkenin kıymetini bilelim. BAŞKA TÜRKİYE YOK.

 

Bir Yahudi, bir Hristiyan, bir de Müslüman

Bir Yahudi, bir Hristiyan, bir de Müslüman yolda giderken arkadaş oldular. Tıpkı aklın iman, bedeninde nefis ve şeytanla arkadaş olması gibi o Müslüman da onlarla bir süre arkadaş oldu.

Bu üç arkadaş yürüyerek akşama doğru bir konağa vardılar. Orada biri onlara yemeleri için helva gönderdi. Yahudi ile Hristiyan’ın karnı toktu, Müslümansa oruçluydu. Akşam namazı vakti gelince Müslüman helvayı yemek istedi. Diğer ikisi itiraz ederek:

“Şimdi karnımız tok, bu helvayı sabaha bırakalım, sabahleyin yeriz” dediler. Müslüman oruçlu olduğunu söylediyse de para etmedi. Sonra helvanın paylaşılmasını teklif etti. Onu da kabul etmediler. Neticede helvayı sabaha bırakmaya karar vererek uyudular. Sabah olunca üçü de uyandı. İçlerinden biri: ”Herkes gördüğü rüyayı anlatsın, kimin rüyası daha güzelse helvayı o yesin. Zaten bu helva az, üç kişiye yetmez” dedi.

Önce Yahudi söze başladı: ”Gece rüyamda Hazreti Musa’yı gördüm. Elimden tutarak beni Tur dağına götürdü. Oraya varınca ben de, Hazreti Musa’da, Tur Dağı da hep birlikte nurâ gark olduk” diyerek söze başladı. Daha bir çok acayiplikler anlattı. Görmediği bir çok hârikulâde halden bahsetti. Bin bir yalan düzüp konuştu, helvayı kapabilmek için bütün hünerlerini ortaya koydu. Yahudi’den sonra Hristiyan söze başladı: ”Rüyamda Hazreti İsa’yı gördüm. Onunla göğün dördüncü katına çıktık. Âlemin güneşinin bulunduğu yere gittik. Orada akıllara durgunluk verecek nice nice şeyler gördüm” diyerek sözlere başladı. Oda olmadık yalanlar söyleyerek görmediği birçok şeyler anlattı. Hristiyan’ın rüyası bitince birlikte Müslümana:

“Haydi söyle bakalım sen neler gördün?” dediler. Müslüman boynunu büktü: ”Sizler göklerin ve yerin acayipliklerini görüp dururken ben yatağımda uyuyordum. Yüce Peygamber Hazreti Muhammed (s.a.v) gelerek bana: ’Ne uyuyup duruyorsun. Arkadaşlarından biri Musa ile Tur Dağında nurlara gark oldu, diğeri İsa ile göklerde dolaşıyor, bari sende kalkıp karnını doyur.’ dedi. Ben zavallı da kalkıp helvayı yedim.” dedi.

Hazreti Mevlâna Celaleddin-i Rûmi

 

Serçe

Serçenin biri uçarken biraz alçalayım demiş, bi bakmış karşıdan motosiklet geliyor. Sağ sol yapayım derken motosiklet sürücüsünün kaskına çarparak yere düşmüş.

Adam serçeyi yerden alarak eve götürmüş. Bir kafese koyup kafesin içine biraz su ve ekmek kırıntıları bırakmış, Bir süre sonra serçe yavaş yavaş gözlerini açmış…

Önce su ve ekmek kırıntılarını görmüş, gözlerini iyice açınca parmaklıkların arasında olduğunu fark etmiş ve:

-Kahretsin demiş .Çarptığım adam öldü herhalde.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.