DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 21°C
Gök Gürültülü

Kendini Geliştir

24.10.2017
548
A+
A-

Küçük bir kasabanın ana caddesinde iki tatlıcı vardı. Bir gün onlardan bir tanesi, kasabanın yaşlı güngörmüş adamını ziyaret ederek tatlı dükkânını kapayıp başka bir kasabaya taşınacağını söyledi.

-Dükkânını niye kapatıyorsun? dedi, güngörmüş adam.

-Benim rakibim çok iş yapıyor, dedi bezgin tatlıcı. Kasabadakilerin çoğu, onun dükkânından alışveriş yapıyorlar.

-Kasabada insanların hep onun dükkânına gittiklerini nereden biliyorsun?

-Gayet kolay. Dükkânımın kapısından baktığımda, onun dükkânına giren ve elleri dolu olarak çıkan herkesi görüyorum. Senin bütün sıkıntın da işte bu, cevabını verdi güngörmüş adam ve sözlerine şu uyarıyı ekledi:

-Eğer onun dükkânını gözetlemek için harcadığın zamanı, kendi işyerini geliştirmek için kullansaydın, sen de başarılı olurdun…

Başkalarının yaptıklarını önemseyenler, başarısızlığa mahkûmdurlar.

 

Para adamı değiştirdi

Halk arasında “Para adamı değiştirir.” diye bir söz vardır ya…

Adamın biri borçlarını ödeyemeyecek kadar fakirdi. Bunun için de borçlarını vadesi içinde ödeyememiş ve etrafta bu özelliğiyle meşhur olmuştur.

Zaman içinde adamın nasibi açılır ve zenginleşir. Bununla birlikte borç ödemedeki eski hali aynen devam eder. Bir arkadaşı ona sorar:

– Sen eskiden borcunu zamanında ödeyemezdin. Bunu anlıyorum, ama şimdi zengin oldun; fakat huyunda değişiklik yok, nedendir?

Adam kendinden emindi:

– Gayet basit, “Para adamı değiştirdi.” demesinler diye…

 

Zorba ile Avcı

Vakti zamanında zayıf nahif bir avcı deniz kenarına balık avlamaya gider. Epey bir zaman oltasını suların karanlığında dolaştırdıktan sonra en nihayet kısmetine bir tek balık yakalar. Balık avcısı kısmetine razı olan bir eda ile gülüş cümbüş, sıcak aile yuvasına, çocukların yanına dönerken yolda rastladığı gözü pek bir zorbanın hücumuna uğrar. Zorba bütün yalvarış ve yakarışlarına bakmaksızın, onun çocuklarını sevindireceği bir tek balığını yakaladığı gibi elinden alıp yollanır. Zavallı avcı da arkasından bakakalır. Bütün bir gün boyu avlanmasının karşılığında tutabildiği bir tek balığını, bir zorba sadece kendisinden güçlü kuvvetli olduğu için zorla elinden almıştır. O emek vermiştir, fakat eli boş dönmekte, zorba ise hiçbir zahmete katlanmaksızın, sadece bilek kuvvetiyle hazıra konmakta. Bir yanda çalışan, fakat eli boş dönen; öbür yanında çalışmadan elini dolduran! İşte balık avcısı kafasında böylesine düşüncelere at oynattırırken kılı kırk yaran yüce Allah’ın adaletine sığınarak basar bedduayı. “Ey Rabbim!” der. “Beni zayıf nahif yarattın, o zorbayı ise güçlü kuvvetli. Hatta o kadar ki kendi öz emeğimle yakaladığım bir tek balığımı zorla elimden aldı. Ne olur, yaratıklarından birini ona musallat et de ondan benim hakkımı alsın! ve ona öyle bir ders ver ki, tüm müslümanlara ibret teşkil etsin.” Zavallı balıkçı beddua ede dursun. Zorba, balıkla evine döner ve balığı iyice bir pişirtir. Sofraya konduğunda iştahlı iştahlı yemeğe başlar. Doha henüz bir parça koparmak üzere iken, Allah’ın hikmeti, parmağına bir kılçık batıverir. Zorba, yemeği memeği bırakmış derin bir acı saran parmağının derdine düşmüştür. Mikrop kapan parmağın yarası öylesine hızla gelişir ki, kısa süre içinde bütün kolunu kaplar. Artık kol kangren olmak üzeredir. Nereye başvursa bir derman bulamaz. İşte zorba, bir balık çalmanın neticesinde başına gelen belanın yakıcı ıstırabıyla yanıp tutuşurken bir gece rüyasında ilâhî bir ses duyar: “Ses der ki: “Ey zorba, git çaldığın balığın sahibini bul ve ona hakkını ver ki sen kangrenden kurtulasın.” Sabah olup da uyanınca zorbanın ilk işi balığın sahibini bularak ona elinden zorla aldığı balık karşılığında hakkı olan parayı ödemek ve onunla helalleşmek oldu. Ondan sonra da kolu iyileşerek eski sıhhatine kavuştu.

 

Dosdoğru Olacaksın

Bir gün yılan biri nehirden karşıya geçecekmiş. Boğulmaktan da korkuyormuş. Oradan geçen bir tilki görüp, başlamış yalvarmaya: “Tilki kardeş, beline sarılsam, beni karşıya geçirir misin?”

Tilki“Neden olmasın!” demiş.

Yılan tilkinin beline sarılmış ve birlikte yüzerek nehrin tam ortasına kadar gelmişler. Yılan karakterinin icabını yerine getirecek ya, tilkinin belinden çözülüp, boğazını sıkmaya başlamış. Tilki ile yılan arasında şu konuşma geçmiş:

Tilki “Ne yapıyorsun, yılna kardeş?” demiş.

Yılan “Şaka yapıyorum.” demiş.

Tilki“Aman yılan kardeş, şimdi şakayı bırak, yoksa ikimiz de boğulacağız.” demiş.

Neyse, güç-bela karşıya geçmişler, tilki yılana demiş ki:

“Senin çok güzel gözlerin varmış, yılna kardeş. Son bir kez gösterir misin?”

Yılan “Tabi” deyince; tilki bir pençe vurarak yılanın başını ezmiş.

Kuyruğundan tutup, fıraklatırken;

“Ben öyle eğri-büğrü dostluk istemem. İşte böyle elif gibi dosdoğru olacaksın” demiş.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.