DOLAR 7,8932
EURO 9,4018
ALTIN 460,48
BIST 1.332
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Parçalı Bulutlu

MUHTARLARIMIZIN HAYATIMIZDA ÖNEMLİ BİR YERİ VAR

MUHTARLARIMIZIN HAYATIMIZDA ÖNEMLİ BİR YERİ VAR

KÖY MUHTARLIĞININ GELİŞİMİ VE KÖY MUHTARLARIMIZ

Osmanlıda Muhtarlık müessesesi

Geçmiş dönem Osmanlı düzeninde, tımarlı sipahilere bağlı olarak köyde güvenliğin delikanlılarınca sağlandığı, bunların başında ”Yiğitbaşı”nın bulunduğu, ayrıca dirlik sahibinin temsilcilerinin de köylerde görev aldıkları bilinmektedir. Ayrıca Köy kethüdalarının bulunduğu ancak bunlar hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. (2)

Anadolu’da köy ve muhtarlık örgütünün kuruluşu 1833 yılında Kastamonu Taşköprü’de karşımıza çıkmaktadır. Ayanların kötü davranması nedeniyle ilk muhtarlık seçimi yapılmıştır.. 1864 ve 1871 Nizamnameleriyle oluşturulan yapı, 1913 yılında çıkarılan İdare-i Umumiye-i Vilayet Kanunu Muvakkati’ne kadar devam etmiştir. 1913’deki bu düzenleme ile 1864 ve 1871 Nizamnameleri yürürlükten kaldırılmıştır. Bu gelişme sonrası köyler, 1924 yılına kadar yasal dayanaktan yoksun kalmış, ancak hükümet izniyle görevlerine devam etmiştir(5)

Osmanlıda ilk seçim muhtarlık seçimidir.

Türk siyâsî kültüründe “Seçim kültürü” pek eskilere dayanmaz. Osmanlının her tarafı başkent (İstanbul kadar) emniyetli bir yer değildi. İş imkanları az idi. Her taraftan İstanbula doğru göç vardı. İkinci Mahmud halkın İstanbula göçünü azaltmak, güvenlik ve asayışı temin etmek içn muhtarlıklar kurdu. İlk kurduğu muhtarlık, Eyup ve Galata muhtarlığıdır. Bu muhtarlar, seçimle değil; tayin ile işe geliyorlardı. Saray muhtarları tayin ediyordu. Zamanla muhtarlar, sakinlerin seçimleriyle iş başına gelir oldular. 1833 senesinden sonra muhtarlık Osmanlının her yerinde uygulandı. Osmanlıda muhtarlık seçimini ilk yapan yer Bolu’dur. 1864 senesinde çıkarılan Vilayet nizamnamesinden sonra Osmanlı devletinin bütün teb’ası (Müslüman ve gayr-i Müslimlerin) beraber yaşadıkları her yerde, köylerde cemaatler, kendi muhtarlarını seçmekle mükellef kılındılar. İlk muhtarlar, bir yıllığına seçiyordu. Muhtarlık seçimlerine, 18 yaşını doldurmuş ve senede en az 500 kuruş vergi ödeyen her Osmanlı teb’ası katılabiliyordu. Muhtar olabilmek içinde belirli bir miktarda vergi ödemek şartı vardı. Zamanla muhtarlık, imparatorluğun her tarafına yayıldı. Muhtarlık seçimi halkın arasına oturdu. Halk, genel seçimlerden daha çok muhtarlık seçimlerine dönem verir oldu. Ve bundan dolayıdır ki, hala Anadolu’nun birçok yerinde muhtarlık seçimleri kavgalar oluyor. Öldürmeler oluyor. Ve hatta bazen muhtarlık seçimi dönemlerinde bir köyde birkaç kişinin öldürüldüğü haberleri çıkıyor.

 

Meşrutiyet Döneminde Muhtarlık (1876–1914):

  1. Meşrutiyet’in ilan edilmesinin ardından toplanan ilk Mebuslar Meclisi’nde yeni bir vilayet kanunnamesi hazırlanma çalışmalarına başlanmış ancak araya Osmanlı-Rus Savaşı’nın girmesi ve II. Abdülhamit’in Meclisi dağıtması üzerine yasa tasarısının görüşülmesi tamamlanamamıştı. Konumuz açısından bu yarım kalmış düzenlemenin önemi, köy yönetimi ve muhtarlık maddeleri görüşülürken Mecliste yapılmış olan konuşmalardır.

1 Nisan 1877 tarihli onuncu toplantısında söz alan Halep Mebusu Nâfi Efendi, vergilerin toplanmasında muhtarların aciz kaldıklarını belirttikten sonra her vilayette görüldüğü üzere muhtarların birçok parayı zimmetlerine geçirdikleri söylemiş, bu yüzden de onların “kâbza salahiyetleri olmamalı” demişti. Buna karşılık Suriye Mebusu Nakkaş Efendi ise yasanın on altıncı maddesine göre halk muhtarlara kefil olduğundan muhtarların ayda bir kere hesabı görülsün önerisini yapıyor, ardından da muhtarları halkın seçtiği, tahsil işinin de gene onlarca yapılmasının uygun olacağını belirtmiştir. Muhtarların her ay hesabının görülmesine Tuna Mebusu Aliş Paşa ve Edirne Mebusu Rasim Bey ise itiraz ederek vergilerin peyderpey toplandığını, bunun mümkün olamayacağını dile getirmişlerdi. Erzurum Mebusu Danyal Efendi, köy ve mahallelerdeki ihtiyar meclislerinin toplanıp iş görmediklerini çünkü başkan ve üyelerinin muvazzaf olmadıklarını, her birinin bir yerde bulunduğunu, nahiyenin riyasetinde muvazzaf bir memur olmazsa işlerin yoluna koyulamayacağını açıklamıştır. Önemli bir sorunu ise Aydın Mebusu Yenişehirlizade Ahmet Efendi dile getirir. Kendi ifadesiyle “Bizim cihetlere bakılınca, herhangi bir köyde adam muhtar olsa yanıyor. Ne okumak biliyor, ne yazmak. Sandık eminleri bunları batırıyorlar. Arabistan başka imiş. Bizde ise beş on köyde bir imamdan başka yazı bilen yoktur” der. Bunun üzerine oturumu yöneten Ahmet Vefik Paşa, faraziyelerle işin yürümeyeceğini, görevli olarak 270’den fazla köy ve nahiye gezdiğini, her birinde okuryazar adam bulduğunu ve muhtar tayin ettiğini, zimmetlerinde kalan paranın bütününü de tahsil ettiğini dile getirir. Sivas Mebusu Mehmet Ali Efendi ise “Hiçbir yerde ücretsiz muhtar yoktur. Usul, mütehalif olduğundan, ittifak yok. Bir usul konulsa, muhtarlar tavzif edilse iş yoluna girer” diyordu (Us 1939: 66–68). Devlet gelirlerinin nasıl toplanacağına dair 29 Ekim 1880 tarihli Düzenlemede muhtarlara da yer verilmiş, onların mali sorumlulukları hüküm altına alınmıştır. “Tahsîl-i Emvâl Nizâmnâmesi”nin 30–41. Maddelerinde muhtar adı vergi tahsil eden kişi gibi değerlendirilerek “kâbız-ı mal” olarak ifade edilmişti10 (Düstûr, 1299: 389–392).

Bu düzenlemeye göre her köy veya mahallenin vergi tahsildarlığı görevi, Vilayet Nizamnamesinin 63., 64. ve 65. maddeleri gereğince halk tarafından seçilmiş olan muhtarlara havale edildiği belirtildikten (30. mad.) sonra muhtar olabilecek kişilerde aranılan özellikler -mümkün mertebe bir lisan da okuyup yazma, hesap tutmaya muktedir olma, ömründe cinayet gibi bir suçla itham edilmemiş olmak ya da iade-i itibar gerektirecek kusurlu müflislerden olmamak- belirtilmişti (31. mad.). Muhtarlar her yıl köy veya mahalle halkından tahsil edeceği vergileri gösterir, mal memuru tarafından imzalı, isimleri kapsayan “müfredât defterini” anlaşılır bir lisan ve ifade ile köy ve mahallenin cami ve kilise duvarına veya uygun diğer bir yere yapıştırarak ilan edecekti. Bu defterde kayıtlı miktar dışında halktan bir talepte bulunamayacaklardı. (33. mad.) Muhtarlar topladıkları verginin neye ve hangi takside ait olduğunu belirten mükellefe numerolu ve koçanlı basılı birer senet vereceklerdi. Senet vermediği anlaşılan kâbız-ı mal olursa “hizmet-i aslîsi olan muhtarlıktan” çıkarılacaktı (34. mad.)

Bu Nizamnamenin 41. maddesi muhtarların tahsildarlık görevini aksatmaları, zamanından önce vergi toplamaya kalkışmaları veya topladıkları vergiyle ilgili ödeyiciye makbuz vermemeleri, topladıkları parayı zamanında ilgililere teslim etmemeleri gibi kusurları görüldüğünde azledilerek yerlerine başkasının seçileceğini hükme bağlıyordu. Sözünü ettiğimiz düzenlemelere rağmen muhtarların seçilmeleri, görev ve yetkileri, ücretleri sorun olmaya devam etmiş, çözüm yolları aranırken taşranın görüş ve düşüncelerine başvurulmuş, ayrıca teftiş amaçlı gönderilen memurlara da muhtarlarla ilgili karşılaşılan sorunlar hakkında bilgi edinmeleri ve önerilerde bulunmaları istenmişti. Gerek bu isteğin etkisi gerekse sorunlarla karşılaşanların ne yapacakları konusunda kararsız kaldıkları durumlarda hükümetin görüşünü istedikleri gibi kendi önerilerini de hükümete ilettikleri belgelerden anlaşılmaktadır.

 

Cumhuriyet Dönemine Muhtarlık müessesesi

Türkiye’deki yerel yönetim birimleri içinde nüfus itibariyle en küçük, tarihsel açıdan en eski ve sayıca en fazla olan yerleşim birimi köylerdir (Gözler, 2008: 200). 2009 yılı itibariyle 34.146 köy bulunmaktadır. Köyler de nüfus 12.047.755 olarak tespit edilmiştir.(5) Cumhuriyet döneminde çıkartılan KÖY KANUNU (Kanun Numarası   : 442  Kabul Tarihi 18/3/1924  Yayımlandığı R. Gazete: Tarih : 7/4/1924 Sayı:68 Yayımlandığı Düstur   : Tertip: 3  Cilt: 5  Sayfa: 336)  çıkartılır. Çeşitli tarihlerde değişikliğe uğrar. Farklı tarihte Yürürlüğe Giren Maddeler belirlenir ve uygulamaya geçer(3) Kısaca 442 sayılı Köy Kanunu’nda muhtarın görevleri devlet işleri ve köy işleri olmak üzere iki başlık altında düzenlenmiştir.

 

Muhtarın Görevleri

Muhtar, köy yönetiminin başıdır ve devletin köydeki temsilcisidir. Muhtar, köy derneği tarafından beş yıllık bir süre için seçilmektedir. Muhtarlık seçiminde siyasi partiler aday gösteremezler. Muhtarın, köy tüzel kişiliğinin yürütme organı olması sebebiyle köyle ilgili görevleri, devletin köydeki temsilcisi olması nedeniyle de devletle ilgili işlevleri bulunmaktadır.

1.Muhtarın Köyle ilgili görevleri , köylünün zorunlu işlerini yapmak ve yaptırmak, ihtiyar meclisi ile görüştükten sonra köylüyü işe çağırmak; ihtiyar meclisi kararı ile köy işlerine harcanacak parayı toplamak ve harcanması için emir vermek; köy işlerinde hem davacı, hem hasım olarak mahkemede bulunmak, köyü temsil etmektir.

2.Muhtarın devlet görevleri; yasaları ve hükümet emirlerini, kanunları, nizamları köy içinde ilan etmek ve halka duyurmak,anlatmak, köyde asayiş, dirlik ve düzenliği sağlamak, nüfus işlerini düzenlemek, doğal afet gibi olağanüstü olayları gerekli yerlere bildirmek merkezi yönetim kuruluşlarının köyle ilgili faaliyetlerine yardımcı olmaktır. Muhtar, köyde devletin temsilcisi olması sebebiyle, il veya ilçe ya da bucaktaki mülki idare amiri, jandarma, nüfus ve ziraat memurları gibi kamu görevlileriyle sürekli ilişki halindedir.

Muhtar, seçimle işbaşına gelen bir yerel yönetici olmasına rağmen, maaşını, köy bütçesi yerine devletten almaktadır. Bir yerel yönetim biriminin başı ve yürütme organının devletten maaş alması, onu siyasi bir yönetici olmaktan çıkarmakta ve klasik bir “devlet memuru” haline getirmektedir. Mülki amirler, muhtarın köyün yararına olmayan karar ve işlemlerini bozabilirler. Ancak muhtarın yerine geçerek karar vermezler. Yasalarda kendisine verilen görevleri yapmayan muhtar, yetkili idari yargı organının kararı ile görevden uzaklaştırılabilir.

Köyün Organları: Köy derneği, Köy muhtarı,- İhtiyar meclisi

Köyün Personeli: Köy korucusu, Köy imamı,Köy katibi

 

 

TÜRKİYENİN İLK KADIN MUHTARI

Gül Esin (Gülkız Übbül) (1901-1990)[1] , Türkiye’de seçilmiş ilk kadın muhtar.

Kurtuluş Savaşı başlamadan altı ay kadar önce Muğlalı biriyle evlendi, savaş başlayınca eşi savaşa gidip dönmeyince fırıncı olan ağabeyinin yanına Aydın’ın Çine ilçesinin Demircidere bucağına (sonra Karpuzlu ilçesi) gitti ve daha sonra evlenerek Çine’ye yerleşti. Erkek kardeşinin 1933 doğumlu ‘Cumhuriye Şeref’ adlı kızını evlat edindi.[2] 1933 yılında 32 yaşında iken, Demircidere muhtarlığına yaklaşık 500 oy alarak seçildi.[3][4] 11 Aralık 1933’te Halkevi Gazetesinde, ‘Büyük inkılabın ilk kadın muhtarı, vazifen kutlu ve mutlu olsun’ manşetiyle haber oldu.[5] İki yıl süreyle muhtarlık yapan Gül Esin, kahvehanelerde kumar oynamayı yasaklamış, çocukların okula yazdırılması, kadınların sosyal hayata hazırlanması, kız kaçırma olaylarının önlenmesi ve nikah işlerinin düzene sokulması gibi konularda çalışmıştır.[6]

Gül Esin o günleri şöyle anlatır:

“Muhtarlık için aday olduğumda, bana kimse karşı çıkmadı. Muhtarlığa, o zamanki nahiye müdürümüzün isteği ile girmiştim. İlk kadın muhtar seçildiğimde de herkes bana yardımcı oldu. Muhtarlığım sırasında da köydeki kız kaçırma olaylarının önlenmesinde büyük çaba harcadım. Köye yol, köprü ve köy konağı yaptırdım.”[7] ”1970 yılında taşındığı Nazilli’de Yıldıztepe mahallesinde 20 yıl yaşadı.[8] Beldesinde bir de büstü bulunan Esin’in kabri Nazilli ilçesinin Eğriboyun Mezarlığı’ndadır.

Türk Kadını Milli Mücadele döneminde işgallere karşı protesto mitingleri düzenleme, ordunun hizmetinde bulunarak mermi ve giyecek imal etme ve cepheye malzeme taşıma gibi faaliyetlerde bulunmuştur. Türkiye’nin ilk kadın muhtarı Gül Esin de bu kadınlardan biriydi. www.aydinyerel.com sitesinde yer alan bir haberden, kızı Şeref Cumhuriye Bozkurt’un sözleri;

‘ Annem, Kurtuluş Savaşı başlamadan altı ay kadar önce Muğlalı bir beyle evlenmiş. Savaş başlayınca eşi savaşa gitmiş, gidiş o gidiş. Şehit olduğunu öğrenince Çine Demirdere’ye (Karpuzlu) fırıncı olan ağabeyinin yanına gelmiş. Kurtuluş Savaşı’nda Çine yöresinde çarpışan Kuva-yi Milliye güçlerine su, ekmek taşımış. Cumhuriyet’in ilanından sonra da yenilikleri izlemiş.

1933 yılında kadınlarımıza seçme, seçilme hakkı tanınınca muhtar adayı olmuş. Dört erkek rakibine fark atarak , 500 oyla Türkiye’nin ilk adın muhtarı seçilmiş. Köyde huzuru sağlamış, kahvehanelerde kumarı yasaklamış, kız kaçırmaları önlemiş. Kadın erkek dayanışmasını sağladığı için köy kadınlarının sevgilisi olmuş. Atatürk bunu duyduğunda çok sevinmiş. Mektup yazarak kutlamış, her bayramda kartlar yollarmış. Onu cesaretinden ötürü ödüllendirmiş. Ankara’ya çağırmış.‘

32 yaşında Türkiye’nin ilk kadın muhtarı olan Gül Esin, 11 Aralık 1933’te Halkevi Gazetesi’ne ‘Büyük inkılabın ilk kadın muhtarı, vazifen kutlu ve mutlu olsun’ manşetiyle haber olmuş. Gül Esin’e Atatürk’ün yolladığı mektuplar ve kartlar Çine’deki evlerinin yanması sonucunda yok olmuş. Kendisi 1955’ten 1990’a dek, esasen halası iken evlat alarak annesi olduğu Cumhuriye Hanım ve eşiyle birlikte yaşamış. Türkiye’nin ilk kadın muhtarı olmasına karşın kendisini arayan soran olmamasından yakınırmış.

1990 yılında 89 yaşında vefat eden Gül Esin, Eğriboyun Mezarlığı’na defnedilmiş. Ölümünden 21 yıl sonra Türk Kadınlar Birliği Aydın Şubesi, Adnan Menderes Vakfı Üniversitesi Parkı’na büstünü yaptırmış. 2013 yılında ise Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık mezarını yaptırarak, 8 Mart Dünya Kadın Emekçiler Günü’nde gömütü ziyaret etmiş.

Devletin, vatandaşa dokunan en sıcak eli ve vatandaş nezdindeki belki ilk kapısı olan muhtarlarımıza ilişkin, özellikle son yıllarda ortaya konulan yeni yaklaşımın doğal bir  neticesi olarak, 19 Ekim 2015 tarih ve 29507 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 2015/ 11 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile her yıl 19 Ekim tarihinin ”Muhtarlar Günü” olarak kutlanması kararlaştırılmıştır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.