Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 3,95 / Satış: 3,97
€ EURO → Alış: 4,63 / Satış: 4,65
bursa escort-beylikdüzü escort-bursa escort-istanbul escort-escort istanbul-bodrum escort-denizli escort-marmaris escort-kayseri escort-sakarya escort-samsun escort-mersin escort-bursa escort

ÖMÜR BOYUNCA BU İŞİN PEŞİNDEYİM

ÖMÜR BOYUNCA BU İŞİN PEŞİNDEYİM
  • 18.10.2017
  • 697 kez okundu

Gölcük’te yaşayan acılı annenin sesine kulak verin

Gölcük’te yaşayan, 2014 yılında oğlu Berkay Kıran’ı kaybeden ve oğlunun ölümünde şüpheler olduğunu belirten Binnur İkizoğlu ile röportaj yaptık. Acılı anne, oğlunun intihar etmediğini, birileri tarafından öldürüldüğüne inandığını ifade ederek, ömür boyunca bu işin peşinde olduğunu vurguladı.

Oğlunuzu ne zaman kaybettiniz?

31 Ocak 2014 Cuma akşamı saat 19.30’da halanın demesine göre oğlum evden çıkıyor. Saat 21.00 sıraları Oğlum Halanın ve Babanın evinin 200 metre karşısındaki bir inşaatın 1. Katındaki balkon çıkıntısında bulunuyor. Tespit için Baba karakola çağırılıyor. Orada bulunan kişinin oğlum olduğu anlaşılıyor ve babası oğlu olduğunu tespit ediyor. 112 Sağlık ekiplerinin olay yerindeki tespitine göre ölümün iki saat önce olduğu söyleniliyor. Oğlumun ölümünün şüpheli bulunduğu için adli tıpa gönderilmesi gerektiği, otopsi yapılması gerektiği söyleniyor.

Oğlum daha sonra ilk ön otopsi için Ereğli Devlet Hastanesi’ne götürülüyor. Aslında oğlum Ankara Adli Tıp’a götürülmesi gerektiği halde, götürülmüyor. Bunun üzerine hangi akla hizmet götürüldüğü hastanede bütün elbiseleri soyulup, alışveriş torbalarının içine konuluyor ve kriminale gitmesi gerekirken babaya veriliyor. Oğlum vefat ettiğinde 19 yaşındaydı. Kocaeli Umuttepe Fakültesi Makine Mühendisliğine gidiyordu.

Bana yetkililer, Anne ve Baba ayrı olduğu için çocuğumun intihar etmiş olduğunu söylediler ve oğlumun bulunduğu inşaatın 3. katından kendisini attığı belirttiler. Tabi ki ben buna asla inanmadım. Benim çocuğum intihar edecek olsaydı, 4 gün önce benim evimde intihar edebilirdi. Ben 5. Katta oturuyorum. Ayrıca bir insanın 3. kattan atlayıp da ölmeme riski çoktur. Benim oğlum intihar edecek olsa böyle bir riski almış olamazdı. Ama bu olay kesinlikle intihar değildi. Olayın yaşandığı inşaatın etrafı çamur içindeydi. Oysa ki benim oğlumun ayakkabısının altında bir gram çamur yoktu.

Bu durumu ilgili Savcıya ilettim. Fakat ne yazık ki bana olayın intihar olduğunu söylediler. Bende onlara ‘ayakkabısının altını görmediniz mi’ dedim. Benim oğlum oraya uçarak mı gitmişti acaba?

  1. kattan düşen bir insanın, ya da atlayan bir insanın bütün iç organlarında tahribat olur mu? Eğer oğlum 3. kattan atlayıp, tüm iç organları parçalandıysa neden cep telefonu hiç zarar görmedi? Oğlumun telefonunun incelenmesi, şifresinin belirlenmesi; teknolojinin bu kadar ilerlemesine rağmen 1 yıl içinde yapıldı. Düşünün ki oğlumun bilgisayar kasalarının incelenmesini ben kendim önerdim. Ama ne yazık ki elbiseler kriminale gönderilmedi. Ben yine ısrarla elbiselerin gönderilmesi için dilekçe ile savcılığa başvurdum. Bana elbiselerin üzerinde herhangi bir silah izi olmadığı için incelenmesine gerek olmadığı söylenildi. Ben yine ikinci bir kez ısrarla dilekçe verdim. Bu sefer isteğim yerine geldi ve elbiseler kriminale gönderildi.

Ankara’dan gelen otopsi nedeni beni tatmin etmediği için İstanbul’dan biz kendi imkânlarımızla tekrar otopsi raporu çıkarttık. İstanbul’dan gelen raporda oğlumun vücudunun hem ön hem arka kol taraflarında çizikler oluştuğu için düşmeye bağlı ölüm olmadığı açıklanıyordu. Çünkü o darbe ve yaraların ancak düşerken bir yere çarpması gerektiği için durumun olabilirliğini belirtmişler. Biz Savcı beye elimizdeki otopsi raporunu ilettiğimiz zaman Avukatımıza, ‘bu raporu okuduktan sonra intihar olmadığına ikna oldum’ diyerek, bize ‘sizi arayıp, kararımı belirteceğim’ dedi. Fakat bir hafta sonra Avukatımızın eline dosyanın kapandığına dair mektup ulaştı.

Bu süreçte tabi ki de biz yine itiraz dilekçesi vererek, dosyanın yeniden açılmasını sağladık. Sonra tekrar ikinci kez bir daha delil yetersizliğinden dosya kapatıldı. Ben tekrar itiraz dilekçesi verdim ve dosyayı yeniden açtırdım. Sorgulanmayan bazı kimselerin sorgulanmasını istedim. Özellikle de halanın. Çünkü hiç sorgulanmamıştı. Benim oğlum 4 gün hala ve babayla yaşamıştı. 4 gün evden hiç çıkmayan oğlum baba ve halayla nasıl vakit geçirdi bunların bilinmesi gerekirdi. Halanın ev telefonunun incelenmesini istedim. Fakat Savcı bey onu da yapmadı. Çünkü sonuçta benim oğlum arkadaşları ile buluşacağını belirtiyor ama iletişim kurduğu hiçbir arkadaşı yok. İlk önce bunun anlaşılması gerekiyordu. Tabi benim yine dilekçemdeki bazı şeyler yapılmadı ve 3. Kez dosya delil yetersizliğinden dolayı kapatıldı. Bu defa son çarem olarak, Gerçeğin Peşinde adlı Serap Ezgü’nün programına başvurmaktı. Çünkü artık bu olayın medyaya taşınması gerekiyordu. Zamanında görgü tanıkları aranmadı, aranmak için bir çaba gösterilmedi. Ancak bu olay medyaya yansıdığında illaki görgü tanıklarının çıkacağını düşündüğüm için bu programa çıkma kararı aldım. Oradaki Adli Tıp Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Taner Bey’in programda halkın gözü önünde elbiselerini çıkarıp baktığında pantolonun da bazı lekeler olduğu, çorabında kıllar olduğunun tespitini yaptı. Deri montunda hiçbir şekilde toz veya kir olmadığını, oğlumun kapalı bir yerde dövülerek etkisiz hale getirildiğini ve o inşaata çıkarılarak 3. Kattan atıldığını ve deri montun sonradan giydirildiğini söyledi. Kesinlikle elbiselerin tekrardan incelenmesini istedi.

Sizin bu istekleriniz nelerdir?

Bu süreçten sonra oğlumun tekrardan dosyası açılıp, gerekli incelemelerin tekrardan yapılması, oğlumun elbiselerinin doğru bir şekilde Adli Tıp’ta incelenmesi. Ben inanıyorum ki o elbiselerde bir DNA mutlaka çıkacaktır. Kanunlarımıza inanmak ve güvenmek istiyorum. İncelemelerin layıkıyla yapılması, oğlumun katil veya katillerinin bulunmasının adalette yargılanmalarını, cezasız kalmamalarını istiyorum. Bugün benim başıma gelen herkesin başına gelebilir. Kesinlikle bunu istemem, Allah düşmanımın başına bile vermesin. Ereğli halkının duyarlı davranıp, gören, duyan, bu önemli değildir deyip de söylemeyenlere sesleniyorum. Lütfen gördüğünüz her şeyi gizli tanık olup da söyleyebilirsiniz. Programa isimlerinizi gizleyerek bağlanabilirsiniz. Benim oğlumun başına gelenleri başka genç ve çocuklarımızın başına gelmemesi için lütfen duyarlı olun ve insanlık görevinizi yerine getirin. Lütfen konuşun. Son nefesime kadar, oğlumun katil ya da katillerini bulmak için sonuna kadar mücadele edeceğim.

Katıldığınız programdan sonra sizi arayan kişiler oldu mu?

Beni arayan kimse olmadı. Bekçinin ve oğlunun konuşmaları oldu. O konuşmalar bana çelişkili geldi. Ne yazık ki o gece oğlumu gören bekçi 2 sene önce vefat etmiş. Vefat etmesinin sebebini de araştıracağım. Belki görgü tanığıydı, susturulmak için öldürülmüşte olabilir. Çünkü oğlumun vefatının ardından ilk ifadelerinde bekçinin ve oğullarının ifadelerini çelişkili bulmuştum. Tekrar ifadelerinin alınmasını istedim. İkinci kez ifadeleri alındı, yine çelişkiler vardı ve bekçinin 3 kez inşaat çevresinde tur atıp da ilkinde poşet zannetmiş, ikincisinde işçilerin giysisi zannetmiş, üçüncüsünde insan olduğuna kanaat getirip kendisi korktuğunu belirtip, yanına gitmiyor. Ayrıca ilk etapta 112 veya 155’i araması gerekirken, çocuklarını arıyor ve iki çocuğu oğlumun yanına gidiyor. Oğlumun vefat ettiğini gözlemleyerek, 112 ya da 155’i arıyorlar.

Bence korkan bir kişi nasıl bir bekçilik yapıyor. Müteahhidin inşaat çevresinde hiçbir önlem almadığı hiçbir aydınlatma yapmadığını da tespit etmiş durumdayım. Bu önlemler neden zamanında alınmadı.

Adaletin yerine gelmesini bekliyorum;

Oğlumun yaşadığı olayda müsebbibi olan ya da olanların eninde sonunda yaptıklarının cezasını çekeceklerine inancım tam. Hiçbir suçun cezasız kalmayacağına inanıyorum. Kanıtı olmayan hiçbir cinayet yoktur. Bunları oğluma yapanların mutlaka bir iz bıraktığına inanıyorum. Devletimizin adaletine güveniyor, oğlumun katilerinin ortaya çıkacağına tüm kalbimle inanıyorum.

İsim: Arif ÖZTOK

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ