DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Sağanak Yağışlı

SENEYE SEÇİM VAR

23.10.2017
502
A+
A-

Bu bir duyum değildir, kaynak ta ciddidir. 2018’in Kasım’ında seçim var. Bildiğiniz üzere Yerel Seçimler de zaten 2019’un Mart’ında yapılacak. Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Seçimleri de 2019 yılında yapılacağına göre, erken seçime gidilmesinde kanunen bir sorun yok. O halde önümüzdeki günlerde siyasi yelpazede adayların tek tek öne çıkmasını bekleyebilirsiniz. Gölcük her zaman son derece önemli bir kent olmuştur. 25 Ekim’de Akşener Hareketi siyasi bir kimliğe büründükten sonra yeni partinin de seçimlerde var olma çabası için yoğun bir hareket içerisinde olacağını söyleyebiliriz. Bu seçimlerin farkı belki de biraz ittifaklar şeklinde olmasına bağlayabiliriz. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan’ın yürüttüğü 15 yıla damgasını vuran siyasi hareket yapılan tüm kamuoyu araştırmalarında yine birinci parti olarak görülüyor. Ancak, şunu da unutmayalım ki, 7 Haziran seçimlerinde siyasi yelpazedeki tek başına iktidar olma gücünü kaybeden AK Parti Kasım seçimlerinde yine fırtına gibi esmiş ve eski günlerine geri dönmüştü. Bugün ise yeniden yapılanma ve yeni bir enerjiyle seçmenin karşısına çıkma arzusundaki kararlılığını gördüğümüz AK Parti’de ince eleme ve sık dokuma prensibi de öne çıkmış bulunuyor. Muhalefet partileri ise, seçimler için nasıl ittifaklar içerisinde olunması gerektiğinin hesaplarını yapıyor. Eğer, milletvekilliği seçiminde dar bölge sistemi getirilirse o zaman Gölcük Ankara’ya rahatlıkla bir milletvekili gönderebilir. Nüfus artış oranına paralel olarak milletvekili sayısı da 13’e çıkan Kocaeli siyasi hareketin en önemli merkezlerinden biri haline geldi. Bakın mesela geçenlerde, kendine güvenen cesaretli bir genç bağımsız olarak belediye Başkan adaylığını daha şimdiden açıklamıştı. İktidar ve muhalefette isimler de dolaşmaya başladı. Lakin, siyaset düne değil, bugüne ve bugün vereceği işaretle de yarınlara bakar. Yarınların neler getireceğini muhtemelen yıl başından sonra adaylar konusunda net bir şekilde göreceğiz. Dedik ya, iyi bir kaynaktan gelen haber üzerine bunları sizlerle paylaştım. Demek ki erken bir seçime herkes hazırlıklı olmalı.

 Eşyalarımın Kölesiymişim!

Evimde rahat oturmuyordum, oturtmuyordum da.

Taa ki arkadaşımı yeni evinde ziyaret edene kadar.

Evi çok şirin, eşya kalabalığı yapmamışlar, eşyaları öyle markalı falan da değil uygun fiyatlı oldukları belli ama güzel gözüküyorlar.

Sordum arkadaşıma maddi durumunuz oldukça iyi olduğu halde evinde neden çok eşya yok? Olanlar da şirin, mazbut şeyler.

Cevabı çok manidardı.

-Eşyanın kölesi olmamak için!

Güldüm, alaycı bir tavır takınıp, öyle şey olmayacağını belirttim.

Başladı anlatmaya.

-Kaç senelik arkadaşımsın biliyorsun ailemin maddi durumu da iyiydi. Evimiz çok şatafatlı eşyalarla ve özenle seçilmiş aksesuarlarla döşeliydi. Dışarıdan gözüktüğü şekilde çok güzel bir manzara değil mi? Herkesin sahip olmak istediği şey, dayalı döşeli bir ev. Ama o eşyaların kölesi olmaya başlarsan durum vahim. Bizde de öyleydi. Koltuklarımız kaz tüyü ve beyaz olduğu için bir kere bile üstlerine örtüsüz oturmuyorduk, annem oturtmuyordu. Yanlışlıkla kardeşlerim koltukların üstüne bir şey döksün. Sinirden çatlıyor, söylenene söylene temizliyordu. Döken kimse onu da azarlaması bonusu.

Hatırlıyorum küçükken annemin çok para vererek aldığı vazoyu kırmıştım. Annem görmesin diye saklamaya çalıştım ama yine gördü, kırılan parçaları toplamaya çalışırken elim de kanadı. Ama annem benimle değil, vazonun kırıldığı yerdeki İtalyan parkelerle ilgilendi, çizilmiş mi acaba diye! Sakar, sakar diye bağırışları hala içimden çıkmıyor.

Evimizde kristal bardaklar, gümüş çatal ve kaşıklar vardı. Onları kullanmak ev sakinlerine yasaktı. Küçükken özenirdik onları kullanmak için ama annem asla izin vermezdi. Misafir geldi mi onlar çıkar kullanılır, misafir gitti mi temizlenir sarılır bir antika gibi kaldırılırdı. Bir keresinde de kardeşim masaya sıcak çaydanlığı koymuş, masanın kaplaması bozulmuştu, korka korka yanıma geldi, anneme söyleyemedi bana söyledi. Tam iki hafta annemden gizledik. Örtüsünü kaydırdık, bozulan yere çerçeve koyduk annem görmesin diye çırpındık anlayacağın. En sonunda gördü, yanlışlıkla yaptığımıza inanmadı, hatta ağladı oyuncağı kırılan bir bebek gibi. Kaç para verdim ben ona, siz kıymet bilmezler zarar versin diye mi aldım ben onu? Diye diye ağladı. Anlayacağın evde bir şey zarar görecek de annem laf söyleyecek diye korka korka yaşardık. Taa o günler söz verdim kendime, evime kölesi olacağım eşyalar almayacağım diye. Çok eşyayla döşemedim o yüzden evimi, kullanabileceğim kadarı kâfi geldi. Boşu boşuna kullanmayacağım eşyalarla evi doldurup, birde hiç kullanmadığım eşyaları temizlemek bana göre kölelik çünkü. Çok pahalı eşyalar almamamın sebebi de bir nefis taşımam. Biliyorum çünkü dünyanın parasını verdiğim bir eşya zarar gördüğü zaman içim acıyacak. Belki ilk başlarda olmayacak bu ama zamanla o eşya bana değil ben o eşyaya hizmet edeceğim. Çocuğum, canımın parçası milyarlar verip aldığım eşyayı kırdığında ona bağırıp gönlünü kıracağım. Görüyorum, eşyaya değer vermeyen insanlar bile zamanla değişebiliyor. Nefisleri onlara hükmedebiliyor. Bende önlemimi bu şekilde almayı düşündüm, kocamda benle aynı fikirdeydi çok şükür. Kullanabileceğimiz kadar eşya ve kullanacağımız eşyaları aldık evimize.

Bin kat örtü örteceğimiz koltuklar almadık, gösteriş için evin her köşesine pahası yüksek biblolar, aksesuarlar koymadık. Böyle bir yöntem bulduk, şu an için pişmanda değiliz olacağımızı da açıkçası zannetmiyorum.

O anlattıkları ok gibi deldi yüreğimi, evimi düşündüm gereksiz o kadar eşya çarptı ki gözüme.

Zarar görmesin evim diye uğraşlarım. Çocuklarım bir şey kırmasınlar diye çırpınışlarım.

Koltuklara ve halılara bir şey dökülmesin diye uğraştıklarım.

Bu halimle kendimi sirkte hayal ettim bir an, incecik bir ipin üzerinde yürümeye çalışan canbaz!

Ne çok ortak noktamız varmış, farkı o sirkte cambazlık yapıyor, ben evimde.

Evimizde rahat oturmaktansa diken üstünde oturduğumuzu açıkçası oturttuğumu fark ettim.

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.