DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C

YİĞİT KAAN’IN ÖNÜNÜ AÇIN

YİĞİT KAAN’IN ÖNÜNÜ AÇIN

                    10 yaşındaki Yiğit Kaan geleceğin Bilim adamlığına göz kırpıyor

Gölcük’e bağlı Değirmendere’de yaşayan Yiğit Kaan Karaman 10 yaşında olmasına rağmen üstün zekası ve elektronik’e olan merakıyla herkesin hem takdirini, hem de hayranlığını kazanıyor. Gazetemiz olarak Yiğit’in evine konuk olduk ve siz değerli okurlarımız için röportajımızı yaptık. Röportajımızı okuduktan sonra sizde bizim gibi Yiğit’e hayran kalacaksınız.

Yiğit Kaan Karaman kimdir?

Yiğit Kaan’ın annesi Nurcan Karaman, “Yiğit Kaan 27 Eylül 2007 İzmir doğumlu. Oğlum doğduğu zaman çok sağlıklı bir bebekti. Yani hiçbir sağlık problemimiz yoktu. Yiğit’inde her çocuk gibi bütün testleri normal çıktı. Tabi bu zaman zarfında Yiğit’te bazı değişiklikler fark ediyordum. Mesela diğer arkadaşların çocukları ve 3-5 aylık bebeklerle yan yana geldiği zaman Yiğit bunlardan çok farklıydı. Yiğit 2,5 aylıkken odanın bir ucundan bir ucuna gidiyordu. 7 aylıkken ufak ufak yürümeye başladı. 10 aylıkken tam olarak yürümeye başladı. Zaman geçtikçe Yiğit’te bu farklılıklar göze çarpmaya başladı. Kendisi daha çok teknolojik aletlerle ilgileniyordu. Mesela 2 – 2,5 yaşlarında makas ile düzgün kesim yapabiliyordu. Yiğit’i birçok üniversitelere götürdük. Otistik dediler, bu teşhisi koyamadılar, sonra ‘Asperger mi’ dediler o hastalığında olmadığı ortaya çıktı. Daha sonra ‘Angelman mı’ dediler bu teşhisinde doğru olmadığı söylendi. En sonunda Yiğit’in sadece hiperaktif ve dikkat eksikliği yaşadığı teşhisi konuldu.Bu süreçte oğlumun konuşması hiç olmadığı için kreşe yönlendirildi. Ayrıca burada Dil Terapisti çeşitli tedavilerde bulundu. Yiğit 3 yıl boyunca hem eğitimini hem de tedavisini sürdürdü.

 “Toplum Yiğit’i bir türlü kabullenemedi”

Yiğit’te gelişimin güzel olduğu ama konuşmanın zamanla düzeleceğini bizlere söylediler. Yiğit bu süreçte çok zorlanıyordu. Konuşmayı bir türlü sökemiyordu. Bir süre sonra Yiğit’te duygu bozukluğu ortaya çıktı. Çünkü o zamanlar biz Yiğit’in disleksi olduğunu bilmiyorduk. Arkadaş çevresinde ve aile ortamında kendisini ifade edemiyordu, çok sıkıntı çekiyordu. Gittiğimiz üniversiteler bu duruma çözüm bulamadı. Bu süreçte Yiğit’in özel eğitimleri devam etti. Tedavi sürecinde oğlumun üzerinde çok farklı ilaçlar kullanıldı. Yiğit 3,5 yaşındayken anlaşılmayacak şekilde yarı yarıya konuşmaya başladı. İlk kelimesi ‘yok’ olmuş  ama “yuk” şeklinde ağzından çıkmış. İlkokul 1.sınıftayken Ege Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Yiğit’e disleksi teşhisi koydu. Bu durum belli süre devam etti. Fakat bizler yoğun çabayla Yiğit’teki dikkat eksikliğini toparladık. Kendisi 3,5 – 4 yaşlarında bozuk bir ütüyü tamir etmeye başladı. Bizler gittiğimiz her üniversite ve danıştığımız her Öğretmenden Yiğit’in spora yönlendirilmesi tavsiyesini aldık. Bundan sonraki süreçte de Yiğit okçuluk yaptı, gitar kursuna gitti ve futbol eğitimi aldı. En son masa tenisinde karar kılındı. Yiğit masa tenisini benimsedi ve uzun bir süre bu eğitimine devam etti. Daha sonra oğlum yüzme kursuna da gitti. Ama Yiğit’in aklı hep elektronik işlerdeydi. Gölcük’te ‘Mutlu Elektronik’ dükkanı var. Sahibi Mutlu Bey artık bizi yakinen tanıyor. Yaz aylarında Yiğit oraya giderek, dükkanda yer alan elektronik aletleri kurcalayıp, çok soru soruyordu. Yiğit’in toplum tarafından kabullenilmesi çok zor oldu. Toplum Yiğit’i bir türlü kabullenemedi.

Liderlik havası var

Yiğit toplum içersinde kendisini ifade edemediği için çok zorluk yaşadı. İnanın oğlum gerçekten çok merhametli bir çocuk. Yiğit kendisini ifade edemediği için ne yazık ki ataklar geçirmeye başladı. Yiğit’in konuşurken yazamaması, kendisini ifade edememesi ve matematiğe ilgisiyle birlikte, sözel derslerinde ortaya çıkan sıkıntı ne yazık ki artan sorunlarımız oldu. Yiğit’in arkadaşlarıyla iletişimi son derece iyiydi. Sınıfında kendisinin bir liderlik havası vardı. Yiğit 6,5 – 7 yaşlarında ilkokul 4.sınıfları etrafında toplamış, bir oyun kurmuş ve onları yönetiyordu. Bunun dışında kendisi çok vicdanlı bir çocuk. Hayvanlara olan sevgisi çok güzel. Mesela arkadaşlarından birinin canı yansın hemen gider yardım eder, ona sarılır.

İlkokulda başlayan sıkıntımızın en büyük nedeni okullarda yer alan ve kendini öğretmen olarak addeden fakat öğretmenlikten asla nasip almamış kişilerin oğlumu istememesi oldu. Yeri geldi okuldan dışlandık. İzmir’deyken bize Yiğit’e yardım edilebilecek başka bir okul önerildi. Oğlum 2. Sınıfa geçtiğinde bize önerilen okula gittik.

Ney yazık ki bu sorunları orada da yaşadık. Yine öğretmenler bizleri anlamadı. Bizi oradaki yetkililer anlıyor gibi görünüyor ama onların istedikleri şu, “Ben sadece müfredata uyayım, Milli Eğitim Bakanlığı’nın verdiği programı bitireyim, bunu bilgisayara işleyeyim den ibaret. Yani burada çocuklar ders öğrenmiş, öğrenmemiş, bu çocukların psikolojisi ne olmuş, hiç umurlarında değil. Yiğit Milli Eğitim Bakanlığı’nın verdiği müfredata uyabilecek bir çocuk değil. Yiğit özel bir çocuk. Herkes Yiğit’in bu durumunu anlayamıyor. Yani oğlum diğer arkadaşlarından farklı bir çocuk. Yiğit’in kalbine girmek aslında çok kolay. Yiğit’in başını okşayıp, ona destek vermek bütün sorunları ortadan kaldıracaktır.

Öğretmeni destek olmadı

Öğretmenler oğluma eğitimlerinde destek olmuyor. Bu duygu durum bozukluğu onun atak ve kriz geçirmesine neden oluyor. Düşünsenize 6 – 6,5 yaşlarındaki küçücük bir bedende nasıl bir patlama olduğunu.  Yiğit kendini ifade edemediği, toplum içerisinde kendini anlatamadığı için onunla bu yolculukta bende çok yoruldum. İnsanların bizleri anlamaması, bazı şeyleri üst üste izah etmek, beni yoran durumlar oldu.

İnsanlara, durumumuzu, ‘Neden anlamıyorsunuz’ deyip duruyordum artık. Şunu da kesinlikle belirtmem gerekir ki Yiğit gelişimi hızlı bir çocuk. Bu yüzden ilk gördüklerini hemen anlıyor ve tatbik edebiliyor. Bizler insanlardan herkese yardımcı oldukları gibi Yiğit’e yardımcı olmalarını bekliyoruz. Yiğit bazı insanlar tarafından dışlansa da kim olursa olsun zor durumda olan herkese yardıma koşan bir çocuk. Bu yönden de oğlumla gurur duyuyorum.

Bu süreçte oğlumla ilgilenirken, bir de insanlar ve eğitimcilerle baş etmek beni gerçekten çok zorladı. Çünkü toplum olarak bu konularda çok bilinçsiziz. Benim isteğim sadece çocuğumun değerinin anlaşılması ve topluma kazandırılmasıdır. Oğlumun doğduğu günden bugüne her zaman yanında olduk, kabiliyetini keşfettiğimizde onu asla sınırlandırmadık. Her istediğini yaparak, kabiliyetinin farkına varmasını sağladık. Bundan sonra da oğlum için gereken her şeyi yaparım. Gerekirse çocuğuma ders çalıştırır, onu eğitiminde de yalnız bırakmam. Fakat ne yazık ki bana bu konuda hiçbir zaman yardımcı olunmadı. İlkokul 1.,2. ve 3.Sınıfı başka şehirlerde okutalım derken bir baktım ki benim çocuğum orta yerde kalmış, sefil oluyoruz.  Yiğit Kaan en son ki travmasından sonra 4 ay hastanede kaldı. Yiğit doğduğundan beri bende onunla beraber öğrenen bir anneyim. Okuyorum araştırıyorum. Eksik bir şey kalsın istemiyorum. Şu zor zamanlarda vatana millete hayırlı evlat olabilmesi için elimden ne geliyorsa yapıyorum ve yapacağımda.

Yiğit geleceği çok parlak, çok akıllı ve yapacağı işlerle de ülkesine katkılar sağlayabilecek bir çocuk. Yiğit’in hedeflerine ulaşabilmesi için annesi ve babası olarak bizler her zaman yanında olacağız.

Bizim yanımızda olan herkese teşekkür ediyoruz

Bizim bu süreçte en çok canımızı yakan sınıf öğretmenimiz oldu. Kendisine saatlerce Yiğit’le ilgili bilgiler verdim ama onca mücadeleme rağmen hem beni hem oğlumu suçladı. Beni de geçin küçücük bedeninde onca sıkıntıyı atlatmaya çalışan ve anlaşılmayı bekleyen bir çocuk var karşınızda. Ama ne yazık ki bunu anlamadılar ve oğlum şu anda sınıfına gidemiyor.

Bizler şu anda sadece destek eğitim odasını kullanıyoruz ama arkadaşlarını görünce içi gidiyor. Çünkü yaşıtlarıyla hiç bir sorunu yok ve son derece arkadaşlarıyla iyi iletişim kuruyor. Biliyorum ki bunu Öğretmeni anlasaydı Yiğit’te arkadaşlarının yanında olacaktı. Şimdi şunu sormak istiyorum; her şey müfredat mı?  Yetişmeyen dersler beden, resim ve müzik derslerinde de yapılıyor. Bu çocuklar ne zaman faaliyet yapacaklar? Her şey ders mi?

Zaten Öğretmeni haksızlığını anladığı için bize “Yiğit Kaan’la iletişim kuramadım ben bu isi beceremiyorum” dedi. Biz bu durum karşısında şok ve şaşkınlık yaşadık Fakat Okul Müdürümüz Kadir bey olsun özellikle Müdür Yardımcımız Nejla hanım ve Mehmet Öğretmen her zaman benimle olup, Yiğit Kaan için başa baş mücadele ettiler. Kendilerinin asla haklarını ödeyemem.

Yiğit Kaan ve Mutlu bey çok güzel bir iletişim kurdular

Yiğit Kaan, 6-7 yaşından sonra bana, ‘’Anne ben neden böyleyim?’’ diye soruyordu. Bu sorular benim içimi yaksa da ben Yiğit’in durumunda bir şey olmadığını, sadece çok akıllı olduğunu söylüyordum. Yiğit eğitim sürecinde Çocuk Üniversitesi’ne kabul edildi. Bizler hafta sonları Çocuk Üniversitesine gidiyoruz. Ben bunun Yiğit için hayırlı olmasını diliyorum.

Ayrıca Mutlu Elektronik Sahibi Mutlu Çelebi bize Allah razı olsun çok destekte bulundu. Kendisine sonsuz teşekkür ediyorum. Yiğit ile her çarşıya inmemizde kendisine uğramadan dönmüyoruz. Yiğit Kaan’ın Mutlu beyle çok güzel bir iletişimi var. Mutlu bey’inde 9 yaşında otizmli bir kızı var. Bu nedenle bizi daha iyi anlıyor ve bize yardımcı olmaya çalışıyor. Ela, Otizmli olduğu için özel bir eğitim kurumunda eğitim görüyor. Bu nedenle oğlum ve Mutlu bey çok güzel bir iletişim kurdular. Mutlu bey de kızından dolayı oğluma karşı çok duyarlı ve bu konuda kendimizi çok şanslı hissediyorum. Bu çocuklar gerçekten çok özel çocuklar ve toplum tarafından kabul edilmesi gerekiyorlar’’ dedi.

Bu işlem otomasyon da yüksek robot teknolojisinde kullanılan bir yazılım sistemi

Mutlu Elektronik sahibi Mutlu Çelebi, Yiğit Kaan’la ilgili düşüncelerini bize aktardı. Çelebi, “Elektroniğe olan ilgisinden dolayı Yiğit Kaan’ın elektronikle ilgili önü açık bir çocuk. Bu çocuktan gelecekte çok iyi bir elektronikçi olur. TÜBİTAK ya da ASELSAN Yiğit Kaan’ın kesinlikle AR-GE çalışmalarına dahil edilmeli. Yiğit’in bu yaşta icatları var ve bu icatlarını değerlendirmeleri gerekiyor. Yiğit Kaan üniversitenin son sınıfında öğretilen entegre parçası ile mikro çip yazılımı yapabiliyor. Mikro işlemci entegreleri programlayabiliyor. Bu işlem otomasyon da yüksek robot teknolojisinde kullanılan bir yazılım sistemi. Kesinlikle Yiğit Kaan’ın önü açılmalı ve AR-GE çalışmalarına çağırılmalı. Benim kızım da otizmli ve bu tarz çocuklara özel davranılması gerekiyor. Çoğu öğretmen bu bizim işimiz değil diyerek dışlıyorlar. Bu çocukların dahi olduğu unutulmasın. Dünyaca ünlü bilim adamlarının çoğu dislektik ve otistik olduğu unutulmamalı” dedi.

Yiğit Kaan yeni icadını anlattı

Yiğit Kaan Karaman, ‘’Okula başlayınca öğretmenim beni anlamadı. Matematik dersini çok severim. Pek okumayı sevmem. Bilgisayar tamir etmeyi seviyorum. Bilgisayar kasasının içindeki parçaları tekrar söküp tekrar takıyorum. Sıcak silikon tabancaların daha hızlı ısınabilmesi için saç kurutma makinesinin içindeki bakır teli silikon tabancasına sarıyorum. Daha hızlı bir şekilde 3-4 dakikada silikon tabancası ısınıyor. Belki büyüyünce Mutlu abim gibi elektronikçi olabilirim’’ dedi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.