DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 33°C
Parçalı Bulutlu

KÜRT AHMET’İN ARDINDAN

13.12.2017
852
A+
A-

İyi ve güzel insanlar çabuk mu ölüyor ne? Erken gidiyorlar sanki. İşte Kürt Ahmet. Türk Deniz Kuvvetlerine yıllarca hizmet etmiş, herkesin sevdiği, saydığı tertemiz ve pırıl pırıl bir adam. Ben onun hiç kötü konuştuğunu, kötü düşündüğünü görmedim. Her zaman naif, cana yakın ve candan bir adam. Uzun bir süredir rahatsızlığıyla mücadele ediyordu. Zaman zaman görüşüyor veya çarşıda karşılaşıyor sohbet ediyorduk. Son günlerde sağlığı iyice bozulmuştu. Sonunda aramızdan ayrılarak Hakk’ın rahmetine kavuştu. İnsan şöyle düşünüyor, herkes bir gün ölecek, sonunda göçerken şu Gök kubbede hoş bir seda bırakabilmek. İşte meşhur Kürt Ahmet yani bizlerin Ahmet abisi hoş bir seda bırakıp giderken, insanlara da iyi düşünün ve iyi görün ki, hayatınızdan lezzet alın mesajını veriyordu. Bilmeyenler için söyleyeyim, sinemanın ve en ünlü dizilerin müziklerini yapan Ahmet Ağabeyin oğlu Toygar Işıklı’dır. İyi bir aile babası ve iyi bir evlat yetiştiren Ahmet Abi Şanlıurfalı olduğu için arkadaşları ona Kürt Ahmet derdi, onu çok sever ve sayardı. Dün Değirmendere’de ikindi namazına müteakip son yolculuğuna uğurlanırken, geride bıraktıkları tüm dost ve arkadaşları ona haklarını gani gani helal ettiler. Ne diyelim, Rabbim mekanını Cennet etsin, ruhu şad olsun.

MUSTAFA PAKSOY’U ZİYARET

Uzun bir süredir ablamın oğlu Mustafa Paksoy’u ziyaret edememiştim. Önceki gün “Mustafa yeter oğlum ben çıkıp geleyim bu iş program yapmakla olmuyor” dedim, dün sabah yeni Gebze Adliyesinin yolunu tuttum. Yol özürlü olduğum için sora sora bir saatte ancak buldum. Bizim Mustafa Gebze’de 1. Ağır Ceza Dairesi Başkanı yüksek bir Hakim. Gençliğinde aklında Hukuk Fakültesini okumak vardı, onu başardı. Sonra bir yıl avukatlık stajını tamamladıktan sonra hakim ve savcı olmak için sınavlara girdi, kazandı, üniversitede notları zaten yüksek olan Mustafa önce Cilvegöz’ünde Cumhuriyet Savcılığı, ardından Kandıra Hakimliği, Erzincan Hakimliği ve Rize’de Ağır Ceza Reisliği yaptıktan sonra Gebze 1. Ağır Ceza Dairesi Başkanı oldu. Her zaman sakin, her zaman saygılı ve her zaman da iyi bir insan olan sevgili Mustafa’nın en büyük hobisi balık tutmak. Ona önce rastgele ardından da görevinde üstün başarılar diliyorum.

Gordion

Polatlı çevresinde Gordion adlı bir kentin kalıntıları vardır. Bu mitolojik kentle ilgili bir çok efsaneler anlatılır: Efsane bu ya, sakın olur mu olmaz mı demeyin. Lidya Kralı Midas zamanında geçen efsanede kentin yönetici seçimi vardır. O zamanın Gordion kentinin ünlü alimi bir kehanette bulunur.  Kentin ve ülkenin gelecekte kralı olacak kimse bu gece yarısına doğru saman yüklü bir arabayla kente girecektir.Kâhinin bu kehaneti üzerine bütün kent halkı gece uyumaz, sabaha kadar kente gelecek yeni kralı beklemeye başlarlar. Gordion adındaki çiftçi, hazırladığı samanını kentte satmak için sabah erkenden yola çıkar. Gecenin karanlığında yolculuğunu sürdürerek kente gelir. Bu çiftçi ünlü Kral Midas’ın babasıdır.Çiftçi Gordion, kente sabahın alacakaranlığında girer. Her yer bomboştur. Bu sırada geceden beri meydanı gözleyen halk birden meydanı doldurur. İçlerinden en saygın olanlarından yaşlı bir adam:“İşte kehanet gerçekleşti. Kentimizin ve aynı zamanda ülkemizin yeni yöneticisi bu adamdır.” Diyerek köylünün krallığını ilan eder. Köylü Gordion, ne olduğunu anlamadan kendini kral tahtında bulur.  Tahta oturunca, bir süre şaşkınlıkla etrafı inceler. Heyecanı geçince de kral olmaktan memnun kalır. Ancak kentin meydanında duran bir türlü bir kenara atmaya gönlü elvermez.  Arabasını alıp kentin en büyük tapınağına götürür. Onu tapınağa armağan eder. Çiftçilik yaptığı günlerde arabanın önünde kördüğüm olan bir ipi çözemediği aklına gelir. Çevresindekilere: “Bu ipi kim çözerse ona büyük armağanlar vereceğim” der. Ancak ipi kimse çözemez. Zaman geçer araba ve çözülmeyen kördüğüm bir kehanete kaynaklık eder. Kehanete göre, bu ipi kim çözerse Asya kıtasının kralı olacaktır. Bir çok kimse şansını denerse de bu gizemli ipi çözemez. Yıllar sonra, dünyanın hakimi olmak isteyen Büyük İskender Gordion Kentine gelir. O da efsaneyi duymuştur. Kördüğümünü çözmek için çok uğraşır. Ama uzun uğraşlarına rağmen bir türlü çözemez. Bakar ki çözmesi imkansız. Kılıcı ile düğümü iki parçaya ayırır. İpler kendiliğinden çözülüverir. Kördüğümü çözen Büyük İskender, Asya kıtasının önemli bir bölümünü kısa zamanda ele geçirerek, dünya hakimiyetinin yegane hükümdarı olduğunu ispatlar…

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
20 Ocak 2017
12 Şubat 2020
17 Ocak 2018
18 Ekim 2018
8 Temmuz 2020
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.