DOLAR 8,3465
EURO 9,6728
ALTIN 504,34
BIST 10,8172
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Gök Gürültülü

NİLOYA

11.12.2017
666
A+
A-

Sabahları torunumla birlikte TRT’de çizgi filmler izlerim. Rauf Doruk’un en çok sevdiği çizgi film NİLOYA. Babaanne, dede, anne, baba ve ağabeyiyle birlikte yaşar NİLOYA. Bir de küçük kaplumbağası var. Şöyle bakıyorum da her dakikası bir aile hayatının nasıl olması gerektiğini anlattığı gibi içinden önemli mesajlar da çıkıyor. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu NİLOYA vasıtasıyla tüm çocuklarımıza anlatmaya çalışıyorlar. Yardımseverlik, imece, sevgi ve saygı tam da onun içinde var. Bizim torun oradan epey güzel şeyler aldı. Sonra bakıyorsunuz, farklı kanallarda vurdulu, kırdılı, acayip acayip çizgi filmler var. Hele bir tanesinde konuşma Türkçe isimler ise tamamen yabancı. İşte o iş öyle olmaz. Yabancı çizgi filmler üzerinden yabancı isimler de Türkçe seslendirip, miniklere bir şey öğretmezsiniz. Yine TRT’de NİLOYA’dan sonra Ege ile Gaga başlar. Doğal hayatı orada öğreniyorsunuz. Etrafımızdaki bitkileri, hayvanları ve diğer canlıları o kadar güzel anlatıyorlar ki, şükür Rauf Doruk onu da büyük bir keyifle izliyor. Son zamanlarda eline ne geçerse atmaya başlayınca, “Bu nedir böyle?” diye oğlumla, Sema kızıma sordum. Baba dediler “Robotların olduğu çizgi filmleri de izlemeye başlayınca böyle oldu.” Kesin dedim o dizileri. Bizim çocuklarımız her ne kadar tüm dünya çocuklarıyla aynı seviyede olsa da, o küçücük çocuklara şiddet içeren, vuran kıran, yakan yıkan, çizgi filmleri seyrettirmeyin. Aslında Radyo Televizyon Üst Kurulu bunları iyi incelemeli ve çocuğun sevgi ve saygıyla büyümesi adına nasıl çizgi filmler gerekiyorsa ekranlara o yönde telkinler yapmalı. Yine bakıyorsunuz televizyonların tüm kanallarında kamu spotları var. Yediden yetmiş yediye herkese önemli ve anlamlı mesajlar içeren bir dakikalık bilemedin iki dakikalık, toplum dersleri. İşin biraz bu yönlerine bakmak durumundayız. Bütün kanallar küçük çocuklarımızı eğitici çizgi filmlerin dışında dizilerle de donatılmalı. Eskiden yani televizyonun olmadığı dönemlerde radyoda saat 09.40’da “Arkası Yarın” adlı güzel bir program vardı. Son derece heyecanla dinler, o yirmi dakikalık süre içerisinde kulağımızı radyodan ayırmazken, dinlediklerimizi arkadaşlarla birlikte oyunlara dönüştürür ve uygulamasını yapardık. Hepimiz biliyoruz ki o minik yavrular yarın kocaman insanlar olacaklar. Büyüyecekler, gelişecekler ve Türkiye’yi onlar yönetecekler. O halde yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı bilinciyle hareket ettirecek yavrularımıza o felsefeyi aşılayacak programlarla ekranları donatalım ki; örfümüzden, ananemizden, gelenek ve göreneklerimizden zaman ne olursa olsun, hiç bir zaman uzaklaşmayalım.

 

Ruhlar

İşte tam o sırada boşandı yağmur. sanki gök yarılmıştı. tren, homurdanarak ıslak raylarda ıslıklar çalarak geçti gitti. Büyük bavulunu aldı sağ eline. Küçücük elini tuttu oğlunun sol eliyle. Kararlı adımlarla, kararan ıslak göğün altında yürümeye başladı. Yağmurun ıslattığı toprağın kokusu ve gece… Şimdi gözlerinin önündeydi yüzleşmek istemediği gerçek. Yürürken ayaklarını geri geri götüren talihsiz bir anı. O gece her geceden daha karanlıktı. Dönüm noktaları olurdu insanın hayatında ve sebepsiz kararlar. Yapmaması gerekeni yapmaya zorlayan ufak bir lahza. O dönüm noktası büyük bir çember gibiydi zihninde. Kendisi de çemberin içinde, kararlı bir tereddüt… Durmuştu dünyalar güzeli eşinin karşısında, elini elinin arasına bırakıp: “niye yaptın?” diye seslendi. Haklıydı kendince kızgın yüreği, onu hala ilk aşkın tazeliğiyle seviyordu. Hak etmemişti uğradığı ihaneti. “çok seviyorduk biz birbirimizi, nasıl kıyabildin bize, nasıl yok sayabildin her şeyi?” ve bağırıyordu kesik kesik aldığı solukla: “cevap ver niye susuyorsun!?” Cevap vermiyordu soğuk beden. Aslında nefes bile almıyordu. Adam, kadının ölü vücuduna akıtıyordu göz yaşlarını. Adam kadının ölü duygularını incitiyordu. Hareket etti arabanın tekerlekleri. Yağmurun ıslattığı toprağın kokusu sanki ruhunun içindeydi adamın. Eğer konuşabilseydi yan koltuktaki güzel kadın, mutlaka; geceleri ve yağmuru ne çok sevdiğini söylerdi. Adam hala soruyordu: “niye yaptın cevap ver niye?!” ve işte yavaşlamıştı tekerlekler, az sonra duracaktı, durdu. Adam arabadan inip karısının kapısını açtı, tıpkı geçirdikleri o mutlu günlerde olduğu gibi. Gözlerine baktı. bağırdığını duydu o an kadının: “yapmadım sevgilim!” diye haykırdığını. Ama duyduğu ses yalnızca beyninin ufak bir oyunuydu. “yalancı!” dedi öfke dolu sesiyle… Yağmurun yağması iyiydi çünkü ağlamamalıydı adam, ağladığını ölü kadın görmemeliydi. Her şeyiyken, her şeyden çok sevdiği bu hain, değil gözyaşlarını, nefretini bile hak etmiyordu. Ellerinde; soğuk bedeniyle tapılası emekleri duruyordu adamın, besleyip büyüttüğü aşkı… Düşünmedi fazla, bıraktı çabalarını uçurumun kenarından ayrılığa. Kadının soğuk vücudu şimdi kendisinden de soğuk bir senaryonun kötü sonunda baş rol oynuyordu. Serin dalgaların arasına karışıp, yakıcı yokluğun en çekici sembolü oldu ve işte adam sağ elinde bavulu, sol elinde oğlunun küçücük eliyle yürüyordu. Hiç zihninden çıkmayan o karanlık geceyi de kuytusuna saklamıştı vicdanının. Tren az önce gitmişti, adresi de belliydi. Adamsa yürüyordu, elinde küçücük eliyle oğlunun, bilinmezliğe doğru. Çocuk birden durdu ve sordu: “baba nereye gidiyoruz?” Adam, oğlunun küçücük eli elinin arasında yürümeye devam ediyordu “güzel bir yere oğlum…” ama çocuk yetinmedi “baba annem de gelecek mi peki?” adamın içinde bir çığlık koptu, çocuğun duyduğuysa derin bir sessizlik oldu…

ALINTI – Said

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.