Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 4,84 / Satış: 4,86
€ EURO → Alış: 5,68 / Satış: 5,70

BÜTÜNÜ KAVRAMAK

Aysu Azak
Aysu Azak
  • 17.01.2018
  • 389 kez okundu

Yine bir eğitim yılını yarıladık. Tatile bir kaç gün kaldı. Yoğun bir sınav heyecanıyla geçen bir kaç haftayı geride bıraktık. Öğrencilerimiz oldukça heyecanlı, öğretmenlerimiz de yorgun. Tatil onlar için geliyor.

İyi de karneler nasıl geliyor?

Sanırım en can alıcı soru bu olsa gerek. Öğrenciyken bu soruyu hiç sevmezdim.

Çok abartılı notlarım yoktu, olsun yine de yüzüm gülüyordu. Buna rağmen bu soruyu hiç sevmezdim. Özellikle ilkokuldan sonraki zamanlarda, bu tarz sorulara maruz kalmamak için hemen o ortamdan kaçardım.

Şimdi de bir öğretmen olarak bu soruyu sormamaya çok özen gösteririm. Özellikle de anne-baba bu konuda, bütüne bakamıyor ve kendi düşüncelerinin doğruluğunda inatlaşarak çocuğunu üzüyorsa eğer o çocuğu bir de ben üzmek istemem.

Oysa çevremde bu örneklere çok rastlıyorum. Sanki öğrenci olmamışlar gibi, birde kendi yorumlarını katarak sormaları yok mu?

Bu nedenle anne babalara demek isterim ki, kendi öğrenciliğinizi düşünerek, çocuklarınızın karnelerine getireceğiniz olumsuz eleştiriyi önce bir düşünün. Sonrasında üzüntünüzü abartmadan ve onu da hiç başaramayacakmış gibi olumsuz bir inancın içine sürüklemeden ifade edin.

Çünkü karne ne başarının, ne de başarısızlığın ifadesidir, bana göre o sadece yorgun zihinlerin dinlenmesi için bir mola işareti, aynı zamanda öğrencinin bilgi birikimlerini ve planlamasını tekrar gözden geçirmesi için verilen bir fırsatın göstergesidir.

Bu fırsatı değerlendirmek içinse öğrenci, birinci dönem yaptığı planlamayı gözden geçirmeli, daha verimli olmayı istiyorsa planlamada buna uygun değişiklikler yapmalıdır.

Yine konu taraması yapmalı, hangi konularda yeterli olup olmadığını ortaya çıkarıp, kendini geliştirmesi gereken konular için kendisine uygun, öğrenme şekline göre bir program hazırlamalıdır. Hem dinlenmeli hem keyfini çıkarmalı, hem de kendini geliştirmelidir.

Bizim tatil anlayışımızda amaçsız, plansız zaman geçirme daha yaygındır. Tatil deyince hiç ders çalışma yapılmayacakmış düşüncesi hâkimdir, özellikle küçük sınıflarda. Oysa bu iç disiplin küçük yaşlarda verilmelidir.

Öğrenci kendinin yeterli olduğuna inanıyorsa ve telafi edecek konusu yoksa sadece tekrar amaçlı bir planlama alışkanlığı edinmesi daha iyi olacaktır.

Olaylara ya da yaşadıklarımıza nasıl ve nereden baktığımız önemlidir. Her konuda hep doğru olduğumuzu düşünmek ve bunda ısrar etmek bizi olumsuz etkiler.

Bir filin sırtında karınca olduğunuzu düşünün. Siz kuzeye gitmek istiyorsunuz, gittiğiniz yönünün kuzey olduğuna inanıyor ve bu konuda ısrar ediyorsunuz.  İnancınızda bu yönde gelişiyor. Oysa filiniz güneye gidiyor.

Tıpkı bunun gibi gerçekleri kendi bakışımızla değerlendirir, kendimizi hep haklı görür, fikrimizin doğru olduğunu sabitleştirirsek, gittiğimiz yönün yanlış olduğunu bilmeden kendi yanlışımıza inanırız.

Oysa farklı açılardan baktığımız zaman bütünü kavramış oluruz.

Farklı açılardan bakmalı, farklı görüşleri dinlemeli, farklılıklara saygı duymalıyız. Kısacası bütünü kavrayabilmeyi öğrenmeliyiz.

 

16 Ocak Basın Onur Günü, bütünü kavrayabilmiş, tarafsız bir şekilde, doğru ve gerçek haberler peşinde koşan, bazen gecesini gündüzüne katan, kolay olmayan şartlarda görevlerini yerine getiren tüm basın görevlilerinin bu özel günlerini kutluyor, başarılar diliyorum.

Bütünü kavrayabilmek dileğiyle sevgiyle kalın…..

 

Buda öğretilerinde,”kör adamlar ve fil” hikâyesi, genellikle bütünü kavrayabilme amacıyla anlatılır.

Altı kör adam vardı ve öğrenmeye çok hevesliydiler. Nasıl olduysa “fil” diye bir canlının olduğunu duymuşlardı ancak nasıl bir canlı olduğunu bilmiyorlardı.

Fil denilen bu canlının neye benzediğini öğrenebilmek için birisine danıştılar. Danıştıkları kişi “Filin vücuduna dokunarak nasıl bir canlı olduğunu öğrenebilirler” düşüncesiyle kör adamları filin yanına götürdü.

İlki file yaklaştı ve dokunma fırsatı bulamadan karnına çarpıp “Tanrım bu fil, duvardan başka bir şey değil” dedi.

İkinci dişine dokunup ve kararını verdi, “Bu şey oldukça düzgün, sivri ve yuvarlakça. Fil denilen şey, mızraktır aslında”.
Üçüncü hayvana sokulup kıvrımlı hortumunu tutunca zekice atıldı, “Anladım, fil olsa olsa bir yılandır”.

Dördüncü, filin dizine sürünce elini, “Ağaçtır” deyip, sabitleştirdi fikrini.
Beşinci, kulağına erişip şöyle söylendi: “En kör adam bile ne olduğunu bilir, fil yelpazedir”.

Altıncı, filin çevresinde taranırken tesadüfen kuyruğuna dolanıp, “Anladım bu fil düpedüz bir halattır”, sonucuna vardı.

Bu altı kör adam, her biri kendi fikrinde, katılaşan ve ısrarlaşan bir kavgaya tutuşurlar.
Her biri düşüncelerinde kısmen haklı ve aslında her biri kesin yanlış.
Not:
Bütünü kavrayamamış insanların düşünceleri, inançları ve yaptıkları kendilerine doğru görünse de aslında kesinlikle yanlıştır.
Her insan gerçeği, kendi bakış açısıyla değerlendirir, kendini haklı görür ve fikirlerini sabitleştirirse inancı da o doğrultuda olmaya başlar ve yanlışa gider.
Bütünü kavrayabilmenin yolu, tek bir bakış açısıyla bakmamaktır.(alıntı)

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ