DOLAR 7,8158
EURO 9,4809
ALTIN 461,55
BIST 1.331
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 21°C
Parçalı Bulutlu

Duygu Adası

24.01.2018
444
A+
A-

Bir zamanlar, bütün duygular bir adada yaşarmış. Mutluluk, Üzüntü, Sabır, Öfke, Korku, Kibir, Bilgelik, Sevgi… Her türlü duygu bu adada olduğu için bu adaya ‘Duygu Adası’ deniliyormuş.

Ada sakini duygular, günün birinde, tesbit edemedikleri bir yerden, adanın bir kaç gün içinde batacağı yönünde ısrarlı anonslar duymuşlar. İlk anda bunun büyük bir şaka olduğunu düşünmüş bazıları,ama anonslar devam ettikçe, durumun ciddi olduğunu düşünerek, birer ikişer adadan ayrılmaya başlamışlar.

Hemen her duygunun kendine ait bir kayığı yahut gemisi ya da yatı olduğundan, adadan ayrılmak nisbeten kolay olmuş onlar için. Ama Sevgi’nin küçücük bir sandalı bile yokmuş. O yüzden, kendisini alacak birini buluncaya kadar, mecburen adada kalmış.

Duyguların büyük kısmının adadan ayrıldığı günlerden birinde, ada, anonsta söylendiği gibi yavaş yavaş batmaya başlamış. Bunun üzerine, Sevgi, yüksekçe bir kayaya çıkıp yardım istemeye başlamış adadan henüz ayrılan diğer duygulardan.

İlk önce, Zenginliği görmüş büyük ve güzel bir yatın içinde. El edip, yüksek sesle bağırmış:

– Zenginlik beni de alır mısın?

Yatın her tarafına yığdığı eşyaları gösteren Zenginlik:

 

– Hayır alamam. Demiş

– Görüyorsun, altın, gümüş, zümrüt derken yat doldu. Senin için yer kalmadı.

Zenginlikten vefa görmeyen Sevgi, biraz daha geride, büyücek bir yelkenli görmüş. Dikkatlice baktığında anlamış ki bu yelkenli Kibir’in:

– Kibir, Kibir!… Benim sandalım bile yok, ada da batıyor, yardım et lütfen!

– “Sana yardım edemem.” demiş Kibir.

– Biraz pejmürde gözüküyorsun; yelkenlimin fiyakasını bozacaksın.

Bu cevap karşısında çok üzülen sevgi, bir kayığa binip kürek çeker vaziyette, Üzüntü’yü farketmiş o sırada. Üzüntü, kayaya çok yakın bir yerdeymiş. Sevgi bu kez ondan yardım istemeye karar vermiş:- Üzüntü, seninle gelebilir miyim?

– Ah sevgili sevgiciğim! demiş üzüntü.

– Yalnız gitmeye karar vermiş olduğum için o kadar üzgünüm ki!

Bu cevap üzerine üzüntüsü daha da artan Sevgi, yüzünü adanın öbür tarafına doğru çevirdiğinde, bir mavnanın üzerinde neşeyle zıplayan birini görmüş. Mutlulukmuş bu. Sevgi ona da seslenmiş; ama Mutluluk o kadar mutluymuş ki, Sevginin ona seslendiğinin farkına bile varmamış.

Çaresiz biçimde mutluluğa seslenmeye devam eden Sevgi, ansızın, bir ses duymuş yakınında:

– “Buraya gel Sevgi! Seni ben götüreyim.”

Sevgi çok sevinmiş ve koşar adım sahile koşup içinden yaşlıca bir adamın kendisine seslendiği kayığa atlamış. Kayıkla fazlaca bir yer itmeden de, adanın büsbütün sulara gömüldüğünü görmüşler.

Sevgi, bu kadar duygu çağırdığı halde onu almazken kendisini kayığına çağıran bu saçı başı ağarmış duyguya teşekkür etmiş defalarca. Ama, Duygu Adasında o güne kadar hiç görmediği bu yaşlıya adını bile sormayı unuttuğunu, ancak karaya varıp da vedalaşmalarından sonra farketmiş.

Sonra da, günlerden bir gün geldikleri bu yeni kara parçasında Bilgeliğe rast gelince, ismini bile sormadığı bu kadirşinas yaşlıyı tarif edip ismini sormuş kendisine.

– “O Tecrübeden başkası olamaz.” diye cevap vermiş Bilgelik.

– “Tecrübe mi? peki niye yalnız o ban yardım etti?”

– “Çünkü.” demiş Bilgelik,

– “Sevginin gerçek değerini ancak tecrübe kavrayabilir.”

 

Daha İyi Bir Hayat!

Bir zamanlar, bir dervişin yolu, bir dere kenarındaki küçük bir dergâha düştü. Dergâh küçüktü ama, içinde yüce gönüllü bir velî yaşıyordu. Derviş, hoş-beşten sonra, halini arzetti, niye yollara düştüğünü anlattı. “Daha düzgün bir hayat yaşamak istiyorum, ama aklıma kötü şeylerin, günahkâr düşüncelerin gelmesine bir türlü mani olamıyorum. Buna son vermenin yolunu gösterecek birini bulmak için yollara düştüm.”

Dergâhtaki velî zât:

“Sana bir yol göstereceğim” dedi.

“Ama önce, çıkıp dışarıdan bir miktar rüzgâr alıp getirmen gerekiyor.”

Derviş, aklıkarışık bir halde dışarı çıktı. Rüzgâr nasıl alınıp içeri getirilebilir ki?

Öyle düşündü böyle yaptı olmadı.

Üzgün bir halde dergâha döndü.

“Yapamıyorum” dedi.

Velî zât gülümsedi ve:

“Evlat” dedi, “nasıl rüzgârı avuçlayıp içeri getiremiyorsan, aklına gelen o kötü düşünceleri de aklından silip atamazsın. Ama ne zaman böyle bir düşünce gelip seni yanlış yola çağırdığında sen “Hayır” dersen, onlardan sana hiçbir zarar gelmez.”

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.