DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 18°C
Sağanak Yağışlı

ÇOCUK İSTİSMARI

22.02.2018
541
A+
A-

Son günlerde çocuk istismarıyla ilgili olarak kimyasal hadımdan bahsedilmeye başlandı. Bu çok yerinde olur. Aslında bir ileri derecesi daha var ki, bu suçlar için idam cezası getirmek. Avrupa Birliği idama karşı. Savaşta vatan hainliği bile yapsanız, AB’ye göre idam cezası gerektirmiyor. Bu bir inanç, itikat ve örf anane meselesidir. Avrupalı farklı, onlar 18 yaşından sonra çocukları adına sorumluluk almazlar. Biz ise, ölene kadar çocuklarımızın sorumluluğunu üstleniriz. Dolayısıyla çocuk istismarı suçlarına öyle ağır cezalar getireceksiniz ki o ahlaksızlar doğduklarına pişman olup, gün yüzü dahi göremeyecekler. Aslında idam böylesine ahlaksızlar için daha iyi. Her gün eziyet çekip öleceklerine bir günde ölürler, dünya da pisliklerden temizlenmiş olur. Öyle ağır cezalar olacak ki, bırakın eyleme kalkışmayı korkularından, akıllarından dahi geçiremeyecekler. Başka türlü bu şerefsizlere dur demenin imkanı olmaz. Çocuk dediğiniz sadece anne ve babalarına değil, aynı zamanda mahallesine, yaşadığı ile, ülkesine ve tüm dünyaya emanettir. Emanete ihanet edenin affı olmaz. Hak ettikleri cezayı bulacaklar ki, tüm insanlık ta huzura kavuşsun ve rahat bulsun.

TRAFİK KURALLARINA UYMAMAK NASIL BİR İNSANLIK ANLAYIŞIDIR

Biz isteriz ki kendi bildiğimiz dualara göre bir imam bulalım, namazı da kurallara göre değil, bize göre kıldırsın. Bu bir pişkinliktir. Vurdumduymazlık, aymazlık, ve nemelazımcılıktır. Devlet trafiğin düzenli akması adına bir takım kurallar koyar. Ne yazık ki bizler o kurallara uymamak için ne yapacağımızı şaşırırız. Bizler derken, sorumsuzlardan bahsediyorum. Kafasına göre takılanlardan, trafik polisi durdurup ceza yazacağı sırada “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” diyen sorumsuzlardan bahsediyorum. Avrupa’nın hiç bir ülkesinde yapamadığını kendi ülkesinde yapanlar, bu ülkede aslında yaşamayı hak etmeyen gereksizlerdir. Canları nasıl istiyorsa öyle araç kullanmak, yolları yarış pisti zannedip bindikleri arabalarıyla hava atmak niçin bizde oluyor da, bunlar batılı ülkelerde belki oluyor da, bize göre neden çok daha az oluyor? Kurallar bir toplum için rahat yaşamanın gerekliliği olan unsurlardır. Kim ki, buna karşı çıkıyor, yılışıklık yapıyor ve uymuyorum diyorsa; caydırıcı cezaları uymayan kim olursa olsun uygulayacaksın ki toplum rahat etsin.

BİR DEMET HİKAYE

Meşhur Cimri Paşa, atlarının arpa yemesi gerektiğini söyleyen seyislerine kızar ve her seferinde “Lâ havle” çekermiş.

Bir gün atları dermansızlıktan yığılıp kalınca, hiddetle sormuş.

– Atlarıma ne oldu?

Seyis, cevabı yapıştırmış:

– Ne olacak efendim, “Lâ havle” yiye yiye “Ve lâ kuvvete” oldular.

 

MEZARTAŞI YAZISI

Behlül Dânâ Hazretleri’ne biri sorar:

– Oğlum öldü. Mezar taşına ne yazdırayım?

Behlül Dânâ şu cevabı verir:

– Şunu yazdır: “Dün altında olan çimenler bugün üstünde yeşerdi. Ey yolcu anla ki, şu toprak günahtan gayri her şeyi örter.”

 

KAZA ETMEK

Yolculardan biri, otobüs şoförünün yanına gider ve namaz vakti geçmeden bir mola vermesini rica eder. Şoför sinirlenerek:

– Kaza edin efendim, der. Ne olur yani?

Adam, sakin sakin cevap verir:

– Ben kaza etmeden, ya sen kaza edersen?

 

SENDE GEL

Birisi Hazreti Mevlana’ya: “Sen ne biçim Müslümansın, dinin de bir izzeti var.

Müslüman’a gel, Yahudi’ye gel, Mecusi’ye gel, Tövbeni bozsan yine gel.. Olur mu öyle şey.” mealinde uzunca bir mektup yazmış.

Mektubu sabırla okuyan Hazreti Mevlana şu cevabı göndermiş;

Sen de gel.

 

SEN NAMAZI DA KAZA ET

İnsanların dindar bildiği fakat riyakâr olan biri, padişahın misafiri olmuştu. Sofraya oturduklarında, her zaman yediğinden daha az yedi. Namaza kalktıklarında her zamankinden daha yavaş kıldı. Padişahın, kendisini takdir etmesini istiyordu.

Evine dönünce sofra kurdurdu, yemek istedi. Anlayışlı bir oğlu vardı. Babasına,

-Sultanın ziyafetinde bir şey yemedin mi baba? diye sordu.

-Onların önünde ayıplamasınlar diye işe yarayacak kadar bir şey yemedim, dedi.

Çocuk cevap verdi,

-Öyleyse baba sen namazı da kaza et! Çünkü onu da işe yarayacak gibi kılmamışsındır!.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
29 Mart 2019
17 Mayıs 2016
26 Aralık 2018
10 Eylül 2017
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.