DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 21°C
Gök Gürültülü

İSİMLER KONUŞULMAYA BAŞLANDI

04.04.2018
632
A+
A-

Artık aleni ortaya çıkmaya başladı ki Türkiye seçime gidiyor. Yapılacak olan öncelikli Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri olmasına rağmen, ne hikmetse Belediye Başkan adaylarının kim olacağı konuşuluyor. Siyasette isimler aşağı yukarı belli. Doğal olarak gönlümde Belediye Başkanlığı yatanlarda kendilerini ön plana çıkartıp nabız yoklamaya başladılar bile. Kasım’ın ilk haftası genel seçimler olarak zikredilmeye başlanmış durumda. Yerel seçimleri öne alma gibi bir durum Anayasa Değişikliği gerektiği için söz konusu değil. Peki o halde neden Belediye Başkan adayları şu olur bu olur şeklinde konuşuluyor? Bunun da cevabı son derece basit, kasımda yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçiminden bir kaç ay sonra Mart ayında yerel yönetimler seçimlerinin yapılacak olması. Görünen o ki bu yaz sadece havalar ısınmayacak. Siyasette oldukça sıcak geçecek. Kış aylarında ise siyasette ısınma noktası tavan yapacak. Kasım büyük secimler, Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaptırır denen ayda da yerel seçimler. Gazetemiz emin ve güvenilir kaynaklardan haber alır. Ben meslek hayatımın hiç bir döneminde fısıltı ve dedikodulara göre haber yapıp yorumda bulunmadım. Çünkü sadece siyasilerle konuşmam, vatandaşında nabzını iyi tutar, iyi analiz ederim. Gölcük çok önemli bir ilçe Türkiye’nin can damarlarından, cennetten bir mekan. Burası bir Donanma kenti. Dolayasıyla kültürel alanda yüksek seviyede seyreden bir mega kent. İlçemizde Belediye Başkanlığı yapmak çok onurlu bir görevdir. Mehmet Ellibeş üç dönemdir seçilerek alanında özel bir rekor kırdı. Ak parti de 3. Dönem kuralından bahsettiler peki sayın Erdoğan’ın artık metal yorgunluk bitti demesi, çalışmasında yarar gördüğü Belediye Başkanlarıyla yola devam ederim anlamına gelmez mi? Bence siz 3. Dönem kuralına fazla takılmayın.

HOCANIN SİTEMİ

Caminin hocası cemaati bir kaç kez ikaz etmiş. Namaz sırasında çalan cep telefonları epey canını sıkmış. Bir kaç kez sert ikazından sonra öyle bir laf söylemiş k, namaz esnasında telefonların çalması susmuş.

Hoca namaz sonrası cemaate şöyle demiş; “Ben sizi cep telefonlarınız çalmasın diye ikaz ettim mi? Ettim. Çaldı mı, çaldı. Sonra bir kez daha ikaz ettim mi, ettim. Telefonlar çaldı mı, çaldı. Üçüncüsünde size ne dedim?

O telefonlar bir daha çalarsa bir tarafınıza sokarım dedim mi, dedim. Çaldı mı, Çalmadı. Demek ki kıçınızın korkusu, Allah korkusundan daha fazlaymış.” Haydi Cumanız mübarek olsun.

TEBESSÜM

Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı.

Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garsona yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson, ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.

Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki… İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını iki günden beri ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreyen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi.

Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman kalktı.

Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar.

 

FARE’NİN DERS VEREN ÖYKÜSÜ

Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü.

Kendi kendine:

İçinde hangi yiyecek var acaba ?” diye düşündü. Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı.

“Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!” diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı.

Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı:” Zavallı farecik…Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın” dedi.

Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu ve,” Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!” diye adeta çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama,” Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol” dedi.

Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve , “Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!” dedi. İnek ;Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor.” dedi.

Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı.

O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu. Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu. Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve mutfağa koştu. Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun  kısıldığını fark edememişti.

Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını ısırdı. Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehiri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.

Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu. Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi. Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler. Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti. Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü. Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.

Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi.

Birisi, sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı karşıya ise tehlike bir gün hepimiz içindir unutmayalım.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
12 Şubat 2018
7 Kasım 2018
1 Mart 2017
29 Nisan 2016
6 Ağustos 2019
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.