DOLAR 7,6374
EURO 8,9889
ALTIN 469,43
BIST 9,8056
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 27°C
Az Bulutlu

SİYASET NEREYE GİDİYOR?

30.04.2018
465
A+
A-

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk adayı aylar değil yıllardır belli. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Muhalefetin ilk adayı İYİ Parti açısından söylüyorum, aylar önceden belli. Sayın Meral Akşener. CHP Ana Muhalefet olarak henüz adayını belirleyemedi, verdikleri tarih beş Mayıs. Keşke CHP’de adayını çok daha önce ilan etmiş olsaydı. Yirmi Dört Haziran’da çok önemli bir sandık kurulacak. Sürede atmış günün altında. Resmi propaganda dönemi henüz başlamış değil. Buna rağmen sahnede hem Sayın Erdoğan hem de Sayın Akşener mitinglerle kapalı salon toplantılarıyla, süreci başlatmış durumda. Dün ekranlarda izledim, Sayın Kılıçdaroğlu “Adayınız kim olacak?” sorusuna “CHP’ye üye olması da gerekmiyor” dedi. Akıllarda Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Yalova Milletvekili Muharrem İnce ve İstanbul Milletvekili İlhan Kesici’nin adı dolaşırken, dün herkes Sayın Kılıçdaroğlu “Ne demek istedi?” dedi. Bu kadar bekledik Cuma’ya kadar bekleyelim. Saadet Partisi’nde Genel Başkan Sayın Temel Karamollaoğlu beş yüz bin imza ile adayımızı açıklayacağız diyerek çok iddialı konuştu. Demek mi Saadet’te önemli bir ismi kamuoyuna sunmak üzere. HDP’de Demirtaş sözleri yankılanırken, onu da bekleyip göreceğiz. Yirmi dört Haziran seçimleri herkesin ne yapacağını konuşacağı, vaatlerde bulunacağı müthiş bir seçim olacak. Bizim milletimiz sonunda en doğru kararı mutlaka verecektir. Türk milletinin hissiyatına güvenmek lazım ve seçimlerde hiç kimse birbirini incitmeden meydanlarda ki coşkulu kalabalıklara hitap ederse, Türkiye hem güzel bir demokrasi dersi verir, hem de sonuçlar ülkemiz için daha güzel olur. Ülke insanı mutlu olur. Unutmayalım ki seksen bir ilde yaşayan seksen milyonun üzerinde ki vatandaşımız huzur istiyor, liderlerden kucaklaşacak mesajları duymak istiyor. O halde hepimiz yüce milletimizin sağ duyusuna güvenelim, ve ona göre davranalım.

Hayat

Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. “Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle “acı” diye cevap verdi. Usta kıkırdayarak, çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:

“Tadı nasıl?”

“Ferahlatıcı” diye cevap verdi genç çırak.

“Tuzun tadını aldın mı?” diye sordu yaşlı adam,

“Hayır” diye cevapladı çırağı.

Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve söyle dedi:

“Yaşamdaki ıstıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Istırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ıstırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Istırabın olduğunda yapman gereken tek şey, ıstırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.”

Azim

Japon çocuğun tek hayali çok ünlü bir karateci olmaktı. Fakat ailesi buna izin vermezdi. Bir gün talihsiz bir kaza sonucu çocuk sol kolunu kaybetti. Ailesi çocuğun moralinin çok kötü olduğunu görünce ona bir karate hocası tuttu. Hoca ilk dersinde çocuğa karsısındakini sağ koluyla tutup üstünden savurmayı gösterdi. Hatta ikinci, üçüncü ve sonraki bütün derslerde hep aynı hareketi yapıyorlardı.

Çocuk bir gün hocasına “hocam ben çok sıkıldım, artık başka hareketlere geçsek” dedi. Hoca ise bunu kabul etmeyerek dünyada bu işi en hızlı yapan kişi olmadıkça bitirmeyeceğini söyledi. Çocuk o kadar hızlanmıştı ki, hocasını bile göz açıp kapayıncaya kadar yerden yere vuruyordu. Bir gün hoca elinde bir kağıtla geldi kağıtta çocuğun gençler karate şampiyonasına katılabileceği yazıyordu. Çocuk çok şaşırdı. Ertesi gün salonda ilk rakibinin karşısına çıkacakken heyecanla hocasına sordu, “hocam bu iş nasıl olur? Ben sadece tek hareket biliyorum kesin kaybederim”. Hocası ise “sen sadece hareketi yap” cevabını verdi. Çocuk ringe çıktı ve hareketiyle rakibini eledi. Hatta tek hareketle finale kadar çıktı. Finalde karşısında kendisinin iki katı birisi vardı. Önce çok korktu ama gene bildiği hareketi yaparak son rakibini de yendi ve şampiyon oldu.

Sevinçle hocasının yanına koştu ve sordu “hocam nasıl olur, anlamıyorum, sadece bir hareket biliyorum, tek kolluyum ve şampiyon oldum”.

Hocası çocuğa baktı ve dedi ki, “senin yaptığın hareket karatedeki en zor hareketlerden biridir. ..

Ve bir tek savunması vardır o da, rakibin sol kolunu tutmak”.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.