DOLAR 7,5759
EURO 8,9868
ALTIN 476,14
BIST 9,8200
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 29°C
Az Bulutlu

YOLUN AÇIK OLSUN İBRAHİM İNANÇ ÇAKIROĞLU

29.04.2018
721
A+
A-

YOLUN AÇIK OLSUN İBRAHİM İNANÇ ÇAKIROĞLU

Ben Çakıroğlu ailesini çok yakından tanırım. 40 yıllık dostlarımdır. Yılmaz Çakıroğlu can kardeşim can arkadaşım olur. İbrahim İnanç Çakıroğlu tabir-i caizse elimize doğmuştur. O gündür bu gündür iyi tanıdığım, sevdiğim, gerçekten mükemmel bir gençtir. Ülkücülüğü milliyetçiliği hiçbir şekilde tartışılamaz. Yiğit bir adamdır. MHP’de ilçe başkan yardımcısı olarak özveriyle çalışırken 24 Haziran seçimleri içinde milletvekili aday adaylığı konusunda yola çıktığını duydum. Gerçekten çok sevindim. Türkiye’nin böylesine ülkesini seven iyi dava adamlarına ihtiyacı var. Eğitimine bakarsanız son derece parlak. Kişiliğine baktığınızda tam bir beyefendi, duruşunuza baktığınızda tam bir ülkücü milliyetçi duruşu. İşte böylesine değerli bir yeğenimden bahsediyorum. Son derece çalışkandır. Sözünün eridir, hem saygılı hem de seviyelidir. Malum 24 Haziran’da Türkiye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle sandık başına giderken meclisinde güçlü, kuvvetli ve kudretli olması gerekiyor. Biz de ne diyoruz, Gölcük’ün de mecliste temsilcileri olsun. İbrahim İnanç Çakıroğlu burada doğmuş, burada yetişmiş, hayatına burada devam eden değerli bir genç evladımız olarak güzel ve onurlu bir yola çıkmıştır. Yolu açık, kutlu ve mutlu olsun.

 

Beş Kişiyle Arkadaş Olma

arkadasİmâm Muhammed Bâkır rahimehullâh şöyle buyurdu:

Babam İmam Zeynelâbidîn Hazretleri bana:

“Beş sınıf insanla konuşma, arkadaş olma” diye nasihatte bulundu.

“Babacığım, canım sana fedâ olsun! Beş sınıf insan kimdir? diye sordum. Buyurdular ki:

“Fâsık (Allâhü Teâlâ’nın emirlerine uymayan) kimse ile arkadaş olma. Çünkü o seni bir lokma yemeğe, belki de bundan daha az bir menfaate satar.” “Daha azı nedir?” diye sordum. “Daha azı, elde etmek için hırslı olup da elde edemediği şeydir.”

“Babacığım ikincisi kimdir?”

“Cimri ile arkadaş olma! Çünkü o, çok muhtaç olduğun bir zamanda, malını korumak için seninle alâkasını keser.

“Üçüncüsü kimdir?”

“Yalancı ile arkadaş olma! Çünkü o serap gibidir; yakın olanı sana uzak gösterir.”

“Dördüncüsü kimdir?”

“Ahmak ile arkadaş olma! Çünkü o, sana faydalı olmak isterken zarar verir.”

“Babacığım beşincisi kimdir?”

“Sıla-ı rahmi terk eden, yakın akrabalarıyla münasebeti kesen kimse ile arkadaş olma! Çünkü Kur’ân-ı Kerim’de tam üç yerde böyle kimsenin mel’ûn olduğunu gördüm.” (Ravzurreyâhîn)

 

Genç kalmanın sırrı

70, 80 ve 90 yaşlarında üç kardeş varmış. Üçü de, 60 yaşında üçüzler gibi görünüyormuş. 70 yaşındakine genç kalmanın sırrını sormuşlar. O da, 80 yaşındaki abisine sorulmasını söylemiş. Benden on yaş büyük olduğu halde, benim gibi 60 yaşında görünüyor demiş. 80 yaşındakine gitmişler, o da 90 yaşındaki abisini göstermiş, benden büyük olduğu halde o da, 60 yaşında görünüyor, ondan sorun demiş. 90 yaşındaki delikanlı ihtiyara sormaya gitmişler. Buyurun size açıklayayım demiş. Önce bir şeyler yiyelim, ondan sonra anlatırım demiş.

Yemekten sonra sofraya bir karpuz getirmesi için hanımına rica etmiş. Hanımı genç nine de, üst kattaki tavandan bir karpuz seçip getirmiş. Delikanlı ihtiyar, karpuzu beğenmemiş, daha iyisini getir demiş. Kadın gidip yine bir karpuzla gelmiş. Bizimki onu da beğenmemiş, tekrar başka bir karpuz getirmesini söylemiş. Nine yine bir karpuz getirmiş, ama onu da beğenmemiş.Misafirlere, (Hanım iyisini bilemedi, gelin beraber seçelim karpuzu) demiş. Tavana varınca bakmışlar ki, tek karpuz var. Genç ninenin hep aynı karpuzu getirdiğini anlamışlar.

Genç dede misafirlerine, (Şimdi genç kalmamın sırrını anladınız mı?) diye sormuş. Onlar da anlamadık demişler. Dede, (Karpuz tavanda bir tane değil miydi? Hanım beni mahcup etmemek için, her seferinde başka karpuz getiriyor gibi göründü. “Tavanda başka karpuz mu var, hepsi bir tane” demedi. O beni hiç üzmedi ben de onu üzmedim. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya, yani ne kendi ana babamıza ne de başkalarına kesinlikle yansıtmadık. Yani birbirimizi, başkalarının önünde hiç zor duruma düşürmedik, mahcup etmedik. Böylece, ikimiz de genç kaldık) diyerek genç kalmanın sırrını açıklamış.

 

Atasözü Hikayelerinden;

“Aç Ayı Oynamaz”

Birisinden bir iş bekliyorsanız, ihtiyaçlarını da karşılamanız gerekir.

Ormanda odun toplayan bir oduncu, annesini kaybetmiş bir ayı yavrusu görür. Aç, susuz yavruyu atar heybesine, evine götürür. Suyunu verir, karnını doyurur. Zamanla büyür yavru. Gücü artar, pençeleri sertleşir. Elinde olmadan sağa sola zarar vermeye başlar.

Oduncu, genç ayıyı bir zincirle bağlayıp, pazara götürür.

Bir alıcı ilgilenir ayıyla. Zincirinden çeker, çevresinde dolaşır, sonra da, “Oynar mı bu?” diye sorar.

Oduncu, ayıyı elden çıkarmaya kararlı, “Oynar, oynar,” diye karşılık verir.

Bunun üzerine adam, “Oynasın da bir görelim,” demesin mi?

Oduncu bir an ne diyeceğini bilemez. Biraz yutkunup kafasını kaşıdıktan sonra,

“Oynar, oynar ama,” der, “önce karnını doyurman lazım. Aç ayı oynamaz!”

 

 

 

 

 

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.